• 30 Ocak 2016, Cumartesi 9:13
NecatiDEMİR

Necati DEMİR

Meğer Benim Başıma Neler Gelmiş de Haberim Yokmuş! (II)

Bizim Afşin-Elbistan yöresinde yönlendirilmek, zihnin burkulması, bireylerin ya da toplumsal grupların kesin inançlar ve dogmatik kanılar edindirilmesi üzerine çarpıcı bir fıkra anlatılır. Aslında yöremizde latife için anlatılan bu fıkradan hareketle Gnostik denilen bilgi merkezlerinin hedeflerinin deşifre edilebileceği düşüncesi doğdu zihnimde.

Köylünün birini komşusu darb eder. Hayfını alacak gücü olmadığı için başka bir komşusuna ne yapması gerektiğini söyler. O da mahkemeye ver, adam dövmek ne demekmiş anlasın ve bedelini ödesin, kasabada mahkeme binasının dibinde arzuhalci Veli Efendiye git istidanı ver, der. Bizim madur köylü kasabaya gider, Arzuhalci Veli Efendiyi bulup “Efendi istid’aname yazdırmak istiyom, der. O da anlat bakalım derdin nedir, der. Bizim köylü, komşum bana önce sövdü, saydı sonrada hıncını alamayıp beni yumrukladı, der. Arzuhalci, vay bilmem neyin adamı şu zavallı adama bu yapılır mı, bu kadar zulüm işlenir mi, görür gününü o, deyip başlar daktilosunda çatur çutur istid’anameyi yazmaya. Nihayet kağıt biter ve rulodan çıkarıp bizim köylüye başlar okumaya… Şu gün evimi basıp hane halkının içinde bana sövüp saymadığını bırakmadı, şu gün beni yumrukladı, şu gün, yüklü karımın beline taşla vurup bebesini zayi ettirdi, şu gün gelinlik kızımı dağa kaldırmaya çalıştı, şu gün geçim kaynağımız harmanımızı yaktırıp kül etti… diye sıralayınca bizim köylü ağlamaya başlayıp, “efendi bizim başımıza neler gelmiş de haberimiz yokmuş meğer”, demiş.

Bu fıkra bağlamında gnostiklerin ve bizim anakronik aydınlanmacıların söylemlerine vakıf olunca “meğer bu dinimiz İslam, Kitabımız Kur’an bizim başımıza neler açmış, bize neler yaşatmış, Müslüman kardeşler arasına ne biçim kinler ve düşmanlıklar aşılamış da haberimiz olmamış” diyesimiz geliyor. İstidanamecinin hakimi manipule etmek istediği gibi bunlar da Müslümanları manipule ederse iki seçenek kalıyor bize, ya her ne pahasına, yani bizi birbirimize de parçalatsa dine, diyanete sarılmak ya da böyle dine inanmaktansa gnostik değerlerini benimseyip dinden irtidat etmek. Bize iki istenmezin birini öneriyorlar akıllarınca.

Din, ideologlarla kurulmadığı gibi yıkılmadı da. Din, peygamberlerle gelir ve onlar ikmal ve imar eder. 15 asırlık İslam, güçlü devletler  (Mısırlılar) ve imparatorluklar Roma) tarafından tahrif edilseler de 21 asırlık İsevilik ve 33 asırlık Musevilik, yaklaşık 10000 yıllık Tevhit akidesi ayaktadır. Fakat dinlere alternatif yüzlerce, ideoloji, öğreti (doktrin) ve toplumsal sistem ve rejim geldi geçti. 

Batı çıkartması (kopya) din ve mezheplerle İslam ve İslam mezhepleri arasında özdeşlik kurmaya çalışan kesimlerin şu iki soruya cevap vermeleri sanırım gereklidir.

1.Müslümanlar serbest bırakılsa önce kendi din kardeşlerini kesecek dini argümanlara sahip idiyseler, geçmişten beri kendi kardeşlerini neden kesmediler?

2.Emevi-Bizans, Abbasi-Bizans, Hamdani-Bizans mücadeleleri ve Haçlı savaşları (Selçuklu-Bizans, Osmanlı-Bizans ve Osmanlı-Batı)  neden yapıldı?

Tarih bize şunu bildiriyor ki, İslam dünyasındaki iç çekişmeler, siyasi nüfuz elde etmek adına Müslüman emirlerin birbirleriyle çatışmaları dışta tutulursa Sünni mezhep mensuplarının birbiriyle çatışmaları nadir vakalardandır. İslam dünyasında Sünnilerle Sünni olmayan gruplar arasında çatışma ve savaşlar olduğu inkar edilemez. Ancak bunlar genel anlamda hoş karşılanmayan, dini söylem ile caiz görülmeyen siyasi çekişmelere dayanan çatışmalardır.

Gnostiklerin asırlardır verdiği mücadele ve uğraşlar, günümüzde İslam dünyası aleyhine meyvesini vermiş, artık Müslüman öldürmek için ne haçlı seferlerine ve ne de şovalyelerine gereksinim kalmamıştır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık