• 23 Ocak 2016, Cumartesi 9:47
NecatiDEMİR

Necati DEMİR

Meğer Benim Başıma Neler Gelmiş de Haberim Yokmuş! (I)

Bu haftaki yazımda Gnostik kavramı üzerinde duracağım. Gnostik, Yunanca "sezgi veya tefekkür yoluyla edinilebilen bilgi" anlamındaki gnosis sözcüğünden türetilip gnostisizmi benimsemiş kimse" anlamına gelir.

 Bilgiyi bizatihi olarak her şeyin temeline koymaları onların övgüyü hak ettiklerini gösterir.Ancak gnostiklerin son üç yüz yıldır gördükleri judeo-christian işlevi bağlamına bakıldığında karşımıza tüm dünya halklarının a’dan z’ye -etnik kökenlerinin ne olduğunu, yaşadıkları coğrafyada hangi ataların ve göçerlerin gelip yaşadığını, bu gün için nasıl yaşamaları gerektiğini, neye inanmaları, nasıl düşünmeleri ve neyi benimsemeleri gerektiğini- bilgilendirmek suretiyle hayranlık hissi uyandırarak güven telkin eden aydınlanma merkezleri ve ofisleri olarak nitelendirilebilir.

 Eee, ne var bunda, adamlar neredeyse fisebilinnas toplumların aydınlatılmasına ve uygar bir yaşam biçimini benimsemelerine yardımcı oluyorlar! Dünya ulusları için varsın, tek din, tek, devlet, tek kültür ve tek tip yaşam biçimini hedeflesinler, denilebilir, damıtılmış süper saflıkla!

Gnostikler dünyada zihin çabası sürdürmeden boşlukta yaşayan bireyleri ve toplumsal grupları yönetmek, yönlendirmek için kadim bilgiden yararlanıyorlar. Bizi bizden daha iyi bilen’e itibar edilmez mi? Çünkü bilgi, bizatihi güçtür, bilmek hükmetmektir, hüküm bilenin hakkıdır. Dünyada pek çok ülkede gnostik merkezlerin ya da ofislerin olduğu söylenir. Bunlar ülkelerin kendi geçmişlerine ilişkin kadim ve şimdiye ait güncel bilgileri çeşitli araştırmalar sonucu öğreniyorlar.

 Bunlar genellikle kültürel ve fiziksel antropolojik verilerden yararlanırlar. 150 yıldır, Anadolu, Mezopotamya, Suriye-Filistin ve Mısır arkeologlar tarafından kazılıyor, bu coğrafyalardaki kazılardan çıkarılan asar-ı atika ve eski yazma eserler, “barbarlara bırakılmayacak kadar önemli” diye 150 yıldır batıya götürüldü. Biz de açıkçası onları son 50 yıla kadar koruma iradesi gösteremedik

Antropologlar tarafından da yerli ve kadim kültüre ait mimariden av hayvanlarına, ülkenin bitki örtüsünden toprak ve tarımsal ürünlere ve yerli tohumlara ve çiçek, ot ve kevene, hayvan ve kuş türlerine kadar inceleniyor.

80’li ve 90’lı yıllara kadar kullandığımız yerli el yapımı ev eşyaları, tarım              araç-gereçleri, el örgüsü yerli halı, kilim, seccade, namazlık, heybe, torba, çuvalın yanında kap-kacak, çatal-bıçak ne varsa bunları eski diye halkın elinden yeni diye fabrikasyon ürünlerle ya takas ederek ya da ucuz fiyatla satın alarak yurtdışına çıkarılıyor. Toplayanlar tabii bizim yerli insanımız. Ezop masalında bulduğu inci tanesini gagalayıp yutamadığı için onu zahireci ile birkaç arpa tanesiyle değiştirdiği söylenen horoz akıllı saf insanımız. Bunları belli merkezlerde toplayıp götürenler yabancılar.

Ne aradıklarını biz bilmiyoruz. Kadim bilgeliğin şifrelerini aradıkları büyük ihtimaldir. Onlar dünyanın madenler ve enerji kaynaklarından çok, bilgelik ve irfan kaynaklarının peşindeler. Çünkü bilgi ve bilgeliğin bizatihi güç olduğu batıda eski Grek dünyasından beri keşfedilmiştir. Onlar bilgi ve kültür ihracının mamûl mal ve teknoloji ürünü satmaktan daha kazançlı ve kalıcı olduğunun farkındalar. Çünkü birer tüketim aracı olan teknolojik ürünleri sıradan toplumlar da üretmeye başladı artık. Asıl olan kalıcı olan zihinleri şekillendirecek, kanaatleri yönlendirecek olan kadim bilgeliği ve irfanı elde tutmaktır. Kadim bilgeliğine ve irfanına ulaştıkları ülkenin yerli halkı bunların ağzına bakacak, tarihlerini ve kökenlerini bunlar belirleyip yön verecekler ve sistemlerini bunlar dizayn edeceklerdir.

13.01.2016 günü sabah 10 sularında İstanbul Sultanahmet Meydanında DAEŞ mensubu bir canlı bomba Alman Turistlerin bulunduğu kafilenin içinde kendini patlatıp 10’nunun ölümüne 15’inin yaralanmasına neden olduğunu duyunca Gnostiklerin İslam’a ilişkin söylemlerinin bir gerçekliği var mı diye zihnimde bir soru belirdi. Gnostik çevreler, 300 yıldır, bizi bizden daha iyi biliyorlar. İslam’ı, mezhepleri ve tarikatleri bizden daha iyi tanıyorlar.

Bu merkezler, İslam kültürünü batı düşünce kontex (bağlamı) içinde yorumlayarak bambaşka bir İslam, mezhep ve tarikat anlayışı oluşturmadıkları söylenemez. Çünkü bizim ilahiyat ya da ilahiyat dışında uzman olduklarını savunan bazı aydın ve akademisyenlerin, “İslami” sıfatı yakıştırılan terör örgütlerinin tümü de batı çıkartması/kopyası değil ya, Müslümanlar serbest bırakılsa önce kendi din kardeşlerini kesecek dini argümanlara sahipler”, demeye getirmeleri bilim patentini elinde bulunduran müsteşriklerin İslam dünyasındaki etki alanlarının ne denli genişlediğine ve derinleştiğine işaret olsa gerekir.   


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık