• 22 Eylül 2020, Salı 9:21
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

Virüslü Günlerde Birbirinize YARDIM EDİN

Zor günlerden geçiyoruz. Bir yandan hastalık, bir yandan ekonomik sıkıntılar. Vefatlar. Sayıları her gün artan virüs virüs bulaşmış kişiler. İnsanda psikoloji bozukluğuna sebep oluyor.

Üniversiteler de yüz yüze eğitim olmayınca, üniversite şehri olan Konya’mız da ekonomik sıkıntıya sebep oldu.

Bosna mahallemiz de, öğrencilerin boş yere kira ödememek için boşalttığı evler, içinde ki eşyaların yok pahasına spotçulara satılması, lokantalar, kafeler, internet salonları yokları oynuyorlar.

Esnafta dükkan kiralarını ödeyemiyor. Gerçekten zor durumdalar.

Virüs korkusu berberleri de vurdu. Eski işler yok. İnternette saç tıraş makine satışı inanılmaz arttı.

Kısacası birçok daldaki esnaf sıkıntı çekiyor. Çay ocağına oturup çay içen yok.

Her yerde devren satılık dükkanlar. Kim alacak. İş yok adam ondan satıyor.

Öğrenci olmayan okul kantinleri ne yapacak?

Küçük marketlerin, kırtasiye işine dönmesi, okul açıldığın da bayram günlerini yaşayan kırtasiyecilerini de bitirdi.

Öğrenci kıyafetleri satan mağazalar ne alemde?

Yok işte yok, yok.

Dost bu günde belli olur. Onun için başlığım, virüslü günler de birbirinize yardım edin oldu.

Komşusu açken, tok yatanlar size sesleniyorum yardım edin.

Kış geliyor, eli kulağında. Bu insanlara ısınma giderleri de yüklenecek.

Etrafınıza iyi bakın. Gururundan açım diyemeyen insanları siz bulacaksınız. Arayacaksınız….

Belediyeler, büyük çadırlarla aş evleri kurunuz. Gelip insanlar sıcak çorbalarını kurallara uyarak yudumlasınlar.

Reklam kokan projelerden uzak durun! CAN kokan projeleriniz olsun.

İnsanlar bu kışı karnı tok, ısınarak geçirsinler.

Ramazanı beklemeyin yardım için. İnsanlar sıkıntıda ne olur yardım edin. Durumunuz müsaitse ödemelerinizi gününden evvel yapın.

Sonra yapmadığınız yardımlar içinizden tutar.

BİR ANI…

Sene 1979 veya 1980… İkindi üzeri, Ankara’dan Konya’ya geleceğim. Tandoğan’da ki Ankara Otogarındayım. O zamanlarda otobüse binecekler eşyalarını yere koymasın diye, demir borularla yapılmış otobüs yanında, eşya koyma yerleri vardı. İnsanlar perona yanaşan eşyalarını oradan alıp, otobüs bagajına teslim ederlerdi.

O yıllarda Ruslar, Afganistan’ı işgal etmişlerdi. Ülkelerinde ki iç çatışmalardan kaçan bazı Afgan kardeşlerimiz ülkemize sığınmışlardı.

Şimdi ki Suriyeliler gibi ekmek elden su gölden değildi. Bilmem nedendir, devletim bunlara önceleri pek yardım etmedi.

Her neyse, Konya otobüsüne binmek üzereyim. 6-7 tane Afgan otobüs yanında ki eşya koyma yerine oturmuşlar. Ortada 5-6 tane yeşil biber. Bu kardeşlerimiz, ekmeklerinden kopardıkları parça ile yeşil biberden kopardığı küçük bir parçayı katık ediyorlar. Ve bende seyrediyorum. Otobüsün kalkmasına az bir süre var bahanesiyle, o insanlara yardım etmedim. Gidip onlara domates, peynir, zeytin alamadım. Bu ezikliği yıllardır kalbimde taşırım. Otobüs kaçarsa kaçsın! Başka otobüsle gidersin. Konya’ya gelene kadar gözümün önünde o manzara var. Aradan neredeyse 40 yıl geçmiş. Vallahi unutmadım. Bu benim ayıbım. Onlara yardım etmemenin, gamı ve kederi benimle mezara kadar gidecek.

Bunlar söylenmez ama bu dersten sonra elimden ne geliyorsa maddi, manevi yardım ettim. Allah nasip ederse ölene kadar devam edeceğim.

Sıkıntılı süreçten geçiyoruz dedim ya… Ne olur birbirimize yardım edelim.

FİLYASYON EKİPLERİ….

Sağlık Bakanımız, her fırsatta söylüyor. Bizdeki filyasyon ekiplerinin gün be gün artarak, dünyaya örnek olduğunu söylüyor.

Nedir filyasyon ekibi, testi pozitif çıkanların kimlerle temas ettiğini araştıran ekip…

Vaka artışını önleyemiyoruz. Vaka artışını azaltırsak bu ekiplere bile gerek kalmaz. Bu gidişle biz daha çok filyasyon ekibi kurarız.

Devlet tedbir almakta gecikirse veya tedbire uymayanları serzenişle geçiştirirse geldiğimiz nokta bu.

Adamın testi pozitif. Şehirde dolaşıyor. Virüsü yayıyor. Biz onu yakalayabilirsek para cezası kesiyoruz. Şimdilerde yurtlara yerleştirip, karantinaya alıyoruz. Geç kaldık geeçç….

HES kodu çok önemliydi. Onda da geç kaldık. Vaka sayıları neredeyse kontrolden çıkmaya başlayınca, aklımız başımıza geldi.

Konu CAN meselesi, bazıları insanların yaşam haklarını ellerinden alıyorlar. Daha açıkçası virüs bulaştırıp öldürüyorlar veya hasta ediyorlar.

Çarşıda alışveriş yaptığım dükkânda ki genç arkadaşı, maske takmadığı için uyarıyorum. Cevap ben maskenin faydasına inanmıyorum oluyor. Bunlar çarşının göbeğinde. Kapatın dükkanı nasıl yola geliyorlar.

Kışa doğru yardım çığlıklarını daha net duyacağız. Allah hepimizin yardımcısı olsun. Kalın sağlıcakla.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık