• 29 Kasım 2018, Perşembe 8:35
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

SEÇİM HAVASINA GİRDİK…

Sevmiyorum bu havayı…

Konya’nın havası gibi kirli.

‘Aydın Havası’ gibi kısa olsa gam yemeyeceğim.

Ama mübarek ‘uzun hava’ gibi uzadıkça uzuyor.

31 Mart 2019’da yapılacak havaya Kasım 2018 itibariyle girmiş bulunuyoruz.

4 aydan fazla var seçime.

Millet olarak bu dört ay nasıl geçer bilemem.

Partiler parti olmaktan çıktı. İttifaklar haline geldiler.

Cumhur ittifakı ve Millet ittifakı.

Yahu ittifak kuracaksanız ne diye parti olarak kalıyorsunuz.

Birleşin iyice, adınızı da değiştirin olsun bitsin.

Bizim bildiğimiz demokrasiler çok seslilik ve çok parti üzerine kuruludur.

Şimdi iki parti gibi iki ittifak.

Hani düet desem, birbirleriyle hiç alakası yok, ahenk yok, uyum yok, sadece iki farklı ses.

Buna da evet diyelim.

Ama siyasilerin iktidar ve muhalefet olarak en tepedekiler birbirlerine hakarete varan sözler sarf ederlerse bu işin bir de aşağıdakileri var.

Hani imam-cemaat meselesi.

Siyasiler hiç düşünmeden nefretle konuşurlarsa, milletin hali ne olur.

Acaba siyasiler sosyal medyada uçuşan küfürleri görmüyorlar mı?

Beyler bu ülke bizim.

Biz kimiyiz?

Bu ülkede yaşayan Cumhur ittifakı, Millet ittifakı veya hiç biri…

Bu ülkede kardeşçe yaşamak en büyük hakkımız.

Biz bu ülkede 26-42 etnik kökenli kardeşiz.

Kürdü, Türkü, Boşnağı, Arabı vb.

Yapmayın be…

Siyasi büyüklerimiz, bizi birbirimize söylemlerimizle düşürmeyiniz.

Biz bu kirli havayı sağcı ve solcu olarak 12 Eylül 1980 öncesi yaşadık.

Darağacına giden gençlerimiz oldu…

Birbirimizi sırf ideoloji ve parti yüzünden öldürdük.

Akrabalar, arkadaşlar, komşular, öğrenciler birbirine düştüler.

Küstüler, konuşmadılar veya kavga ettiler.

Yaşımız 60’ı geçti biz bu dönemleri bizzat yaşadık.

Başımıza gelmedik kalmadı.

Yazsam roman olur.

12 Eylül 1980 öncesi ülkemin durumunu görünce hırsımdan, çaresizliğimden ağladığım geceler oldu.

Gazeteler, yazarlar, okurlar, semtler, iller bile birbirine karşı duruma geçtiler.

Şimdilerde seçme ve seçilme yaşı benim karşı olduğum şekilde çok aşağılara 18’lere çekildi.

Adı üstünde Delikanlılar henüz siyasi ortamlara hazır değiller.

Hem yaş, hem de tecrübe olarak.

Siyasiler sizler üslubunuzu sertleştirirseniz bu çocuklar ne yapar düşündünüz mü?

Birde işin ekonomik boyutu var.

Partiler seçim sırasında devletten seçim yardımı alıyorlar.

31 Mart 2019 seçimleri için devletten 850 milyonu, eski parayla 850 trilyonu aşkın yardım alacaklar.

Bu paralar ne olacak?

Hemen söyleyeyim. Broşür olarak yerlere atılacak, reklam panolarında, gazetelerde reklam olarak kullanılacak.

Mitinglerde kumanya olarak harcanacak.

Araçlar kiralanıp, parti amblemleriyle kaplanacak.

Bu araçlar ses cihazlarıyla donatılacak.

Akşama kadar, şehir, köy, kasaba demeden dolaşılacak.

Milletin bu gürültüyle kafası ütülenecek.

Hastane, okul önü demeden, hoyratça parti reklamları yapılıp, insanlar gürültüye boğulacaklar.

Tabi siyasilerde o miting senin, bu miting benim helikopterler kiralayacaklar.

Bazen devletin imkanları hoş olmayan biçimde seferber edilecek.

Ben bu paranın partilere verilmesine karşıyım.

Elektronik panolar şehir ve kasabalara yerleştirilip partiler elektronik gazeteden istifade edebilirler.

Değişeceğini zannetmiyorum ama bazı şeylerde üzülmemek mümkün değil.

Emekliye zam verirken buçuğunu düşünenler, bu paraları daha hayırlı işlerde kullanabilirler.

PKK’nın partisi HDP’nin de devletten yardım alması gücüme gidiyor.

Parti kapatmayız inadı yüzünden isminde sadece Parti olduğu için bir terör örgütünün siyasi kanadı kapatılmamıştır.

Bu vebal kime aittir?

HDP’yi, kardeşliğimizi bozan bu örgütü, kapatmayınca, maalesef kendi ellerimizle belediyeleri bu partiye, pardon bu terör örgütüne teslim ediyoruz.

Sonra da şikayet ediyoruz.

Kardeşliğimize göre düşüren, yıllardır asker, polis, öğretmen, imam, vatandaş, çoluk-çocuk kadın katledenlerin partisi olamaz, olmamalıdır.

Bunun adı demokraside olamaz.

Demokrasilerde devletler vatandaşların, can güvenliğine önem vermelidir, onların canına kastedenleri de yok etmelidir.

Bu seçim havasında üzüntülerimden biride Muhtar seçimleridir.

Bana göre muhtarlarda parti adayı olmamalıdırlar.

İktidar veya muhalefet partilerin güdümünde hareket eden muhtarları da bilmemiz gerekmez mi?

Belediyeler bu muhtarları eşleriyle gezilere falan niye götürürler, kimin parasıyla götürür?

Gelin etmeyin şu muhtarlara da parti rozeti takın olsun bitsin, seçime de öyle girsinler.

Biz var olan şeylerin yasalaşmasını da isteriz. Görüntü böyle.

Tekrar başa dönersek;

Siyasilerden vatandaş olarak istediğimiz üsluplarına dikkat etmeleridir.

Zira hakaret üslubu bizi kardeşliğimizden edebilir.

Siz birkaç oy fazla alacaksınız diye, millet olarak bize sıkıntı çektirmeyin.

Seksen milyon kardeşçe yaşamak istiyoruz. Akraba, komşu, arkadaş olarak birbirimize düşmeyelim.

Kazasız, belasız, bir seçim rabbimden diliyorum.

İnşallah öyle olur.

Kalın sağlıcakla…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık