• 10 Haziran 2016, Cuma 8:43
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

RAMAZAN?DA KONYA?DAN ÇİRKİN GÖRÜNTÜLER?

Aslında bu görüntüler sadece Ramazan ayında değil diğer zamanlarda da aynı. Peki nedir bu çirkin görüntüler?

Birincisi Konya’da dilencilik artık meslek olmuş. İşin kötüsü bu mesleğe başlama yaşı 4 yaşına kadar düştü.. Suriyelilerin gelişi ile meslek büyük bir istihdam alanına dönüştü.

Konya’da nereye gitseniz dilenciniz yanınızda. Hatta nereye otursanız hemen yanınızda bitiverirler. Yeni moda, herhalde mevcut yasayı delmek için ellerinde mendil. Güya mendil satıyorlar.

Eskiden sadece camilerde görülen dilenciler artık her yerde…

Kısacası Konya dilenci istilasında… Görünüme göre olmaya da devam edecek.

Valla bu konu hem emniyetin hem belediyelerin yetkisi dahilinde diye düşünüyorum. Yetkililere dilenciyi yakalayıp, getirene ve onun şehir dışına çıkarılmasını sağlayana şu kadar PARA deyin. Siz o zaman görün görevlileri. Vallahi Belediye Zabıta memurları işi gücü en önemlisi TELEFON oynamayı bırakıp dilenci peşine düşerler. Konya’da bir tane dilenci kalmaz. Şimdi iş mi dilenciyi yakalayacan, merkeze götürecen, üstündeki paraları sayacan vs.vs. Haydi bir ikisinin işlemini yaparken çalışır görüneceksiniz, medya sizi çekecek, televizyonlara çıkacaksınız. Ama hepsinde bu iş olmuyor. Alan memnun, satan memnun… Biz Konya sahipsiz deyince hemen herkes alınıyor. Bakın görüntülere…

Şimdi gelelim örneklere. Şemsi Tebrizi türbesi Hz. Mevlana’dan sonra Konya’da en çok ziyaret edilen Türbe. Yabancı ve özellikle yerli turistler buraları ziyaret ediyorlar. Şems parkı adeta çocuktan geçilmiyor. Kılık kıyafetleri bozuk, daha doğrusu kılık kıyafetleri yaptıkları mesleğe uygun, acındıracak bir durumda. Kimi direk dileniyor, kiminin elinde 3-5 tane dini kitap var satıyor. Bunlar parkta bekleyip, türbeye giren çıkanlara yapışıyor bırakmıyorlar. Durumu pek bilmeyen Konya dışından gelen turistler bu çocuklara para vermenin ötesinde, etraftaki esnafa kasap dahil götürüp onlar adına alışveriş yapıyorlar. Tabi esnaf çocukları ve mesleklerini tanıdığı için gülüyorlar. Ha bunların birde kenarda bekleyen tecrübeli ağabeyleri var. Çocuklar kazandıkları para ve malı (!) kendileri harcayacak değil ya. Aile bütçesine katkı verecekler. Bu çocukların anne-babalarını akla getirebiliyor musunuz? Getirmeyin, getirmeyin. Şems parkı ile ilgili geçen yıllarda emniyete telefon ettim, Büyükşehir Zabıtasına ise bizzat gittim. Durumu anlattım. Bu durumun Konya’ya yakışmadığını söyledim. Önceleri biraz işi sıkı tuttular. Sonra yine eski hamam eski tas…

Şimdi size soruyorum: Bu şekilde kolay para kazanan alın teri olmadan para kazanan, inançla düzgün insan olma kriterleriyle alakası olmayan bu çocuklar büyüyünce ne olacak? Mühendis mi, inşaat işçisi mi, memur mu, esnaf mı, ne olacak? Ben size söyleyeyim, bu konuda kalıbımı basarım. Ya HIRSIZ, ya GASPÇI, ya da kaçakçı olacak ve en kötüsü para için yapmayacağı şey olmayacak. Kabadayı rollerinde kiralık katil bile olacak. Uyuşturucuyu unuttuk. Hem kullanıp, hem satacaklar…

Sen, ben çocuğumu okutacağım, bu itler bu çocukları gasp edecekler.

Ah bu emniyet ve belediye ekiplerine bunlar bir anlatılsa…

Bir zaman güneydoğudaki çocuklar polise, askere taş atarken, bunlar büyüyünce MERMİ atar, BOMBA atar dedik. Dinletemedik. Çocuklar yakalanıp çikolata ikramı ile ödüllendirildiler. Hatta POLİS amcalarıyla resim çektirdiler. Medyatik görüntüler verdiler. Şimdi büyüdüler, bu gençler polisi, askeri öldürmeye başladılar.

Ey Konya’yı İdare Edenler UYANIN… Sadece günümüzü değil, geleceğimizi karartıyorsunuz. Sizler görevinizi yapmıyorsunuz.

Suriyelilerin gelmesiyle birlikte dilencilikte patlama oldu dedik. Her yerde dilenci var dedik. Mesela Nalçacıdaki ONSUN caminin dilencileri sabit. Bilinmez, belki de bölgeyi kiraladılar. Cuma günü gelin, ellerinde naylon poşet, 2 kız 1 erkek çocuk ve anneleri dileniyorlar.

Pazar yerlerine gidin. Sanayi bölgesine gidip sorun, acaba akşama kadar bu dükkana kaç dilenci uğradı diye?Rakamı duyunca ağzınız açık kalacak… İsterseniz sanayide bir dükkana oturup, noter tespiti yapın.

Unutmayın, dilenciliğin sonu hırsızlıktır. 3-5 çocuk bir araya gelince potansiyel bir örgüt gibi oluyorlar.

Pazar yerinde bir şey dikkatimi çekti… Artık özel yapılmış el arabalarıyla taşımacılık hizmeti vermiyorlar. Yeni moda AVM’lerin servis arabaları. Arabaların üzerinde kazınmaya çalışılmış ama kazınamamış AVM’lerin isimleri var. Bu arabalar küçük çocukların ellerinde, pazarda eşya taşıyorlar. Burada Emniyetten de bir ricamız olacak. Acaba zahmet olmazsa AVM’lere sorsalar kaç adet servis arabaları çalındı diye? Büyükşehir belediyesi arkasındaki AVM’den çocuklar araba götürürken birkaç kez engel oldum. Üşenmedim, aradım arabaların yerini söyledim. Ama onlar da vurdumduymaz. Çalışanların kendi malları olmayınca, eşeği türkü çağırıp arıyorlar.

Şimdilerde trafik lambalarının bulunduğu yerde mendil satanlar türedi. Araçlardan bunlara para veriyorlar. Aslında onlara para verenler, dilencilere para verenler bu mesleğin yaygınlaşmasına ve bir sonraki adım hırsızlık, kapkaç, gasp, kaçakçılık, uyuşturucu ticaretine çanak tutuyorlar.

Bu kadar kolay para kazanmaya alışanlar söyler misiniz zora gelir mi? Çalışır mı? Helal kazanç nedir bilir mi?

Ah belediyeler ah! Reklam peşinde koşarken onlara gelin bu Suriyelilere sahip çıkın eğitin, konteynır kentler kurun dedik… Buralarda çocuklar okusun, yardımlar daha düzenli ulaşsın dedik.. Onlar ise vadiyle, muhtarları eşleriyle tarihi turistik yerleri gezdirmekle, hali vakti yerinde olan emeklileri bedava gezilere götürmekle meşgul oldular, oluyorlar. Güya öğrencileri ecdatla buluşturuyorlar. Bir bakın kimler gidiyor Çanakkale’ye, gazetecilerden tutun, muhtarlar ve eşleri daha kimler kimler… Para kimin? Devletin… Harcanan para helal mi? Belediyeler ramazan buluşmaları adı altında, mahallelere iftar veriyorlar. Muhtaç olmayanlara da bu imkan sunuluyor. Peki bu yemeğin parası kimin? Tabii devletin… Helal mi? İşte onu da bizim diyanet görevlilerimize sorun… Bakalım ne diyecekler.

Beyler biraz komik olacak ama bu biraz gerçek. Ahirette adama sorarlar! ‘haram yemeye seni kim alıştırdı?’ ölen zatta ‘BELEDİYELER’ derse hiç şaşırmamalıdır.

Bakarsınız DEĞERLER adı altında kendi reklamını yapan belediye ha bire nargile salonu, kafe gibi gençlerin dejenere olduğu yerlere ruhsat verip, hem de ana cadde üzeri apartman önlerine ruhsat verip. Gençleri zehirleyecek imkanları kendi elleriyle sağlarlar.

İşin şakaya gelir tarafı yok. Dilencilikten başlaşan bu meslek, çocuklarımızı gençlerimizi birer suç makinesi haline getirip, nesil çatışmasına sebep olacağı gibi, toplumsal yaşamımızı tehdit etmektedir. Bu konu MİLLİ bir dava haline getirilmelidir. İlim ve bilim öğreteceğiz diye İNSANLIĞI öğretmeyen MİLLİ EĞİTİM’de yeni bir yapılanmaya gitmelidir. İlkokulda İNSANLIK, İNANÇ, AİLE ve TOPLİMSAL YAŞAM öğretilmelidir… Ama önce bunları öğreteceklere öğretmelidir. Öğrencisiyle kaçan şerefsiz öğretmenlerle de bu iş yürümez.

Ey Konya’yı idare edenler! Bırakın günü kurtarmayı! Geleceğimize yönelik görevlerinizi yapın. Yarın sizin çocuklarınız, aileniz de sokakta rahat dolaşamaz… Siz kendinizi emniyette görmeyin! Bela size de gelebilir. El birliği insanlığı öğretelim, öğrenelim. Hayırlı ramazanlar esen kalın…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık