• 08 Ocak 2019, Salı 9:13
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

POŞET…

KOSKOCA ÜLKEMİN, KÜÇÜCÜK GÜNDEMİ

TBMM Çevre Komisyon başkanımız; ‘poşetle gündem oluşturduk’ diyor.

Çevre Şehircilik bakanımız ‘poşet kullanımımız birkaç gün içinde yüzde 45 azaldı’ diyor.

Medya da boy boy manşetler poşet de poşet.

Mizansen yapanlarda var. Hacım el arabasıyla falan markete gitmiş falan filan.

Masumun, mazlumun yanından uzaklaşan medyanın tabi ki gündemi poşet olur.

Doğu Türkistan’daki mezalimi, ülkemdeki doğu Türkistanlıların kar-kış demeden günlerdir İstanbul’dan Ankara’ya yürümeleri, gündem oluşturmaz. Zira onlar TÜRKTÜR, TÜRK…

Baba oğluna şiddet uygular ödevini yapmadı diye… Küçücük MERTCAN yaşam savaşını kaybeder.

Bir it Ukrayna’da iki Türk kızını bıçaklayarak öldürür. Türkiye’ye kaçan hain, mezarlıkta yakalanır.

Kayseri’de köpekler bir öğrenciyi parçalayıp öldürür.

Bir öğretim görevlisi hanımefendi, ikinci kere kopyadan yakalanan bir öğrencisinin silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybeder. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesinde gerçekleşir olay.

Adaletin içine karışıp, hukukçu olacak bir it, iki kere kopya çekmesinin bedelini öğretmenine ödetir.

Çankaya Üniversitesi de yayınladığı mesajda önce cenazeye katılan protokolü sayar, sonra taziye bildirir.

Poşet meselesi, tam da çalışan ve emeklilerin maaş artışına denk gelir.

Enflasyonu gerçeğiyle söyleyen görevli, görevden alınınca, enflasyon hızla düşer.

Belediyelerin yolsuzluklarını ortaya koyan Sayıştay görevlisi, görevden alınınca Belediyelerimiz hemen düzelir.

Enflasyonu bu kadar düşürenler yine de yüzde onun üzerinde zam yaparlar.

Bir yiğit medya elemanı çıkıp, vekilimizle röportaj yapmaz, ‘Sayın vekilim sizin maaş artışınız kaç lira oldu?’ demez. Hem emekli, hem de çalışan vekilimize bu soruyu soramaz.

Yahu bende neler söylüyorum, onlar vekil, tabi alacaklar. Benim aldığım emekli maaşından çok maaş artışı alacaklar. Yani benim ki de laf mı?

Kuzey Irak’ta bir yiğidimiz silah kazasıyla şehit olmuş. Nasıl bir kaza olmuş, bunu bilmiyoruz. Sadece şehit olduğunu biliyoruz.

Iğdır’da İran tarafından atılan roketle, karakoldaki bir yiğidimiz şehit olmuş, iki yiğidimiz yaralı.

Artık bunlardan gündem olmuyor.

Hırsızlar her yerde kameraya an be an yansıyor. Soyuyorlar da soyuyorlar. Meslek oldu hırsızlık.

Savaştan kaçıp ülkeme sığınan Suriyelilerden altı kişilik gasp ekibi, gözüne kestirdikleri Konyalı hemşerimizi tenha yerde sıkıştırıp, telefonlarını ve paralarını gasp ediyorlar. Şükür yakalanıyorlar.

Suriyelileri eleştirip, ülkelerine dönemlerini isteyince ve hatta eli silah tutanların ülkeleri adına savaşmalarını isteyince, vicdan simsarları onları masumiyet karinesine sokup, din üzerinden sataşıp, ‘Rızıklarını sen mi veriyorsun?’ diye hakaret içeren yazılarını görmezden gelen bir zavallı medya.

Konya’da dört çocuk, yaşları çok küçük, baba işte, anne vicdansız dördünü eve bırakıp alışverişe gidiyor. Çocuklar ölüyor. Hem de yanarak.

Vicdan sömürücüleri, ‘Suriyeliler ülkelerine gitsin’ diyenlerin üzerine yıkıyorlar bu yangını. ‘Vicdanınız rahat mı?’ diyorlar. Çocuklarını o halde bırakan, bir komşusuna teslim etmeyen annenin hiç suçu yok…

Zor şartlarda çalışıp, asgari ücretle yaşayanların, kalan ömürlerinde rahat yaşamaları için Emeklilikte Yaşa Takılanlara zerre kadar sahip çıkamadık. Evet onlar, emekli olunca yine çalışacaklar. Çalışacaklar ki vekillerimizin bırakın maaşını (bu imkansız) maaş artışlarını yakalayabilsinler.

Kanserin yoğun olduğu yerleşim yerlerinde, SEBEP araştırması yapanların yanında da olamadık. Onların kanser nedenlerini açıklamalarına da, tepkiyle cezayla karşılık verdik.

Gördünüz mü benim ülkemin gündemini. Sakın yazdıklarımı siyasi boyuta çekmeyin. Ben işin insani boyutundayım.

Beton, çok katlı binalarda, bırakın spor salonunu, bahçesi olmayan binalarda, çocuklarımızı eğitmeye çalışırsak onlardan vicdan sevgi beklemeyelim.

Sevgi, vicdan, inanç doğayla, toprakla büyür. İnsanların yaşamını kısaltan hava kirliliğini bir türlü rakamlarla ortaya koyamayız. Çünkü öcüdür o…

Ama gündemimiz poşet…

Yoğurttan, yağdan tutun bütün malzemeler naylona sarılı, pet şişelerde, manav malzemeleri poşet içinde. Ama kasada alacağınız poşete takmışlar gözünü.

Hani kapalı yerlerde sigara yasağı getirip, marifetmiş gibi bize sundular. Şimdilerde sigaradan daha zararlı nargileyi, hem de salonlarda, hem de kızlı erkekli gençlerimizin önüne getirdiler.

Olsun sigara yasak ya…

Poşet durumumuzu bir hikaye ile tamamlayalım.

Horoz yarışması yapıyorlar. Horozu kimüsü salıyorlar. Tavuklara iyi horozluk yapıp yapmadığını ölçüyorlar. Horozun biri tavuklarla ilişkisi çok iyi. Kümesten çıkınca hemen bayılıyor. Yanına yaklaşınca, horoz susun diyor. Yukarıda bir kartal var bir inse diyor…

Her şey bitti bir tek gündemimiz poşet oldu…

Bir büyüğüm, büyük kafalar büyük düşünür, orta kafalar orta düşünür, küçük kafalar küçük düşünür diyor. Poşet bunlardan hangisinin ürünü siz karar verin.

Kalın sağlıcakla…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık