• 24 Ocak 2019, Perşembe 9:11
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

OLMASA DAHA İYİ OLUR…

Bazen olaylar kafanıza takılıyor. ‘Niye böyle’ diye düşünüyorsunuz. Kaleme döküyorsunuz. Aslında canınız sıkılıyor.

‘Gazetecilik kimliği değişti mi?’ diyorsunuz. Birilerine, bir kuruma yaranabilmek için, menfaat için kaleminiz beyninizi yansıtmıyor. Beyniniz başka düşünüyor, siz başka yazıyorsunuz. 

Bazen aklıma gelir Orhan Baba’nın ‘Kula Kulluk edene yazıklar olsun’ demesi…

Kalemi eğri olanlar maalesef günümüzde çoğaldı…

Şunu unutmayalım KALEM satıldı mı gerçek biter, doğru biter, ülke biter…

Herkes üzerine alacağı kadar hisse almalıdır.

Neyse gelelim esas yazmak istediğim konuya.

Geçen hafta Yargıtay bir karar verdi. Sürekli rapor alıp işe gitmeyen, hasta olmadığı halde bu raporları alan işçinin, işveren tarafından iş akdinin feshedilmesinde işvereni haklı gördü. Bende öyle düşünüyorum ama bir noktaya takıldım. ‘Hasta olmadığı halde sürekli rapor alan’ ne demektir? Yahu hasta olmayana hangi hekim rapor veriyor? Onların hiç suçu yok mu? Bir ara Lise son sınıf öğrencilerinin, okula gitmeyerek rapor alıp, hemide heyet raporu alıp, üniversiteye hazırlandığını biliriz. Arkanız varsa bu raporu alabilirdiniz. Yoksa nanay…

Peki Yargıtay bu kararı verirken hekimlere niye değinmiyor? Şahsın hasta olmadığı halde rapor aldığını biliyorsa bu raporu verenler için bir soruşturma önerisinde bulunamaz mı?

Alınan raporlar şaibeli midir? Bundan sonra birileri rapor alınca böylemi düşüneceğiz?

Bazen insan çaresizdir. İzni bitmiştir, yoktur. Babasının, annesinin, eşinin, çocuğunun ölümcül bir rahatsızlığı vardır. İşte çare doktorun vicdanı ve raporudur. Aslında bu durumlara da devletimiz yasal bir düzenleme getirmelidir. Evladı yoğun hastalık yaşayanın iş verimi ne olabilir ki?

Yani bıyık ve sakal meselesi. Yine de hasta olmadığını bildiği halde hastasına rapor yazan doktorda bir SORUŞTURMA görmelidir.

Bakın soruşturma deyince aklıma ne geldi? Geçen akşam saat 22.00 civarında televizyonlarda bir altyazı geçiyordu; ‘İçişleri Bakanımız Süleyman SOYLU Bey Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında soruşturma başlattı’ diye. Hatay Büyükşehir Belediye Başkanının hangi partiden olduğunu bilmiyorum. Ama Ak Partili ve MHP’li olmadığını düşünüyorum. ‘Olsa olsa CHP’lidir’ diyorum. Araştırıyorum evet CHP’li…

Alt yazıda bir türlü soruşturma nedenini yazmıyor. Onu da araştırıp buluyorum. Efendim Belediye Başkanı ‘Altınözü, Cilvegözü ve Reyhanlı’da Suriyeliler aday çıkarırsa kazanırlar’ demiş. Hatta önümüzdeki yıllarda Hatay nüfusunda bile çoğunluk sağlayabileceklerini söylemiş. Vay sen misin bunu söyleyen, hemen soruşturma… Kamu görevlisine yakışmayan açıklamalar diye...

Süleyman SOYLU Beyle birlikte başka bir partide siyaset yaptık. Doğrusu çok yadırgadım.

Soruşturma böyle eften, püften sebeplerle açılmamalı, adalet bunlarla meşgul edilmemelidir. Müsaade edin muhalif bir belediye başkanı da özgürce fikrini beyan etsin. Hakaret yok, terör yok vesaire, vesaire. Hayret etmemek mümkün değil.

Bizler Konya’da yaşıyoruz. Suriyelilerle iç içe olan bizleriz, siyasiler değil…

Geleneğimiz, göreneğimiz, yaşamımız, alfabemiz, kıyafetimiz, eğitimimiz, soyumuz-sopumuz farklı, bu insanlarla asimile olamayız. Ülkesi savaştayken kaçıp gelip, burada tüy diker gibi sürekli çocuk yapan, vatanı için canı gitmeyen, eli tetiğe gitmeyen insanlara biz hoşgörü ile bakamayız. Elbette eleştireceğiz.

Dün Bursa’da akşam döner bıçaklarıyla mahallede olay çıkaran, altısı yaralanan kadınlı erkekli bir biriyle kavga ederken, vatanı için savaşmayan insanlarla biz birlikte olamayız. Daha çok sebep var, yazdık, yazacağız…

Müsaade edin sıkıntılarımızı dile getirelim.

Başıboş eğitimsiz şekilde dolaşan Suriyeli çocukların yarın başımıza bela olacağı kesin. Belki sizler görmüyorsunuz ama bizler görüyoruz. Daha ne diyelim.

SEÇİM GÜVENLİĞİ…

YSK Başkanımız açıklama yapıyor; ‘Mükerrer seçmen, hayali seçmen, sahte seçmen yok’ diye. Yani ‘seçim güvenli’ diyor.

Arkasından Konya Milletvekilimiz Ahmet SORGUN bey kameraların karşısında ‘dünyanın en güvenli seçimini biz yapıyoruz’ diye iddialı bir açıklama yapıyor.

Bir kere biz kim seçime hile karıştırırsa karşısındayız bu böyle… Önemli olan şaibe bile yaratmamak gerekir.

Aklıma şu soru geliyor. Mühürsüz oy pusulası geçersizdir diye, yasamız ve yönergelerimiz diyorsa, siz seçim akşamı neden mühürsüz oy pusulasını geçerli saydınız?

Hani maç oynanırken kural değişmezdi? Efendim vatandaşlarımızın oyu boşa gitmesin diye yaptık diyorsanız, adres değişikliğine takılan 53 bin vatandaşımız oy kullanmayacak. O zaman müsaade edin onlarda oy kullansın, oyları ziyan olmasın…

Mühürsüz oyu son anda geçerli sayan bir durum, dünyanın en güvenilir seçimini yapmamıştır, yapamaz.

PKK’nın vekili elinde belgeyi mecliste sallandırıp, bir evde şu kadar oy var diyor. İstanbul Üsküdar’da bir evde de öyle. Hem de bir siyasinin evinde. Neden yeterli soruşturmayı yapıp, kamuoyunu aydınlatmıyorsunuz? Bu seçimde ve seçimlerde en ufak şaibeye yer verilmemeli, seçim başarısına gölge düşürülmemelidir.

Unutmayalım seçim bir ülkenin namusudur. Hakimiyet, adalet ortadan kalkarsa Devlet biter…

Yine unutmayın yine bu ülkede yaşayan insanlar, fikirlerinden, ideolojilerinden, partilerinden dolayı ötekileştirilemez, ötekileştirilmemelidir.

Bir arada kardeşçe yaşamamızı kolaylaştıracak her türlü tedbir alınmalı, kardeşliğimizi bozacak söylemlerden kaçınılmalıdır. Terörün başı da görüldüğü yerde ezilmelidir. Bu vatan, bizim özgürce yaşamanın tadını çıkaralım.

Kalın sağlıcakla…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık