• 21 Haziran 2016, Salı 10:07
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

HOŞGELDİNİZ SAYIN VALİM?

Hakkari’den şehrimize atanan Valimiz Yakup Canbolat’a hoş geldiniz diyoruz.

Bu hususta geçen hafta bir nezaket ziyaretinde bulunduk KONYA POSTASI ailesi olarak.

Her gelen Valiye hoş geldin, gidene de güle güle diyerek teşekkür etmek bizim geleneğimiz.

Çok zor bir ilden ilimize atanan Valimize başarılar, başarı dolu hayırlı vazifeler diliyoruz.

Kimse alınmasın ama arkadaşlara soruyoruz; Vali ne iş yapar?

Açılışlara, etkinliklere katılır, kurdele keser, şehit cenazelerine katılır. Birde ilimize gelen siyasileri, devlet temsilcilerini karşılayıp uğurlar. Bunun içinde geçmiş dönemde bir yazımda Konya’ya iki vali lazım, biri protokol, diğeri hizmet valisi olsun demiştim. Aslında bu latifenin altında bir gerçek yatıyordu. Zira bu açılış, kapanış karşılama vs. gibi olaylar yüzünden acaba valimizin hizmet süresi kalacak mı?

Dedik ya bir Vali tanıdık Recep YAZICIOĞLU… Öğrendik ki Vali etkiyi de yetkiyi de kendi yaratıyor. Rahmetliyi saygıyla anıyoruz.

Günümüzde Valiler için en sıkıntılı iş, ilde bulunan siyasi iktidar unsurlarının valimizin işine karışması. Ayrıca torpil ve çeşitli kamu kurum ve kuruluşların başına, müdür, genel müdür seviyesinde getirilenlerin, dolayısıyla bulunduğu makamın hakkını vermeyen ve çalışmada, hizmette sıkıntı yaratan bürokratların, valilerimize de ayak bağı olduğunu düşünüyoruz.

Neyse esas konumuz Konya’mıza dönelim. Hizmetin en önemlisi Konya kubbelerine bırakılacak bir HOŞ SADA olmalıdır. Açık söyleyeyim, ben yeni valimizde bu heyecanı gördüm. Mesleğimiz icabı elimizden on binlerce insan geçti. İnsan sarrafı olduk. Vallahi insana bakınca ruhunu okuyoruz.. Eğer rahat bırakılırsa Valimizin giderken altın harflerle yazılmış GÖK KUBBEDE eserlerini görmüş oluruz.

Valimize de biraz Konya’yı tanıtmak isteriz. Konya’yı gerçek dışı güllük gülistanlık göstermeye gerek yok.

Önce Hz. Mevlana’nın bir deyişini hatırlatalım; ‘Konya Altın Tas, İçi Akrep Dolu’ evet bazıları bu altın tası Gümüş tas olarak değiştirirler. Taa Hz. Mevlana’dan bu tarafa Konya halkı için bir sıkıntı olduğu gerçeğidir. Tabi bu hususta genelleme yapılır mı, yapılmaz mı bilmem ama gerçek insanları güzel insanları bu guruptan ayırmak gerekir.

Sayın Valim, en yakın örneği bir yiğit Başbakanımız Ahmet DAVUTOĞLU. Altı yavaş yavaş oyularak, ikbal bekleyenlerin çabalarıyla görevi bıraktı. Makam ve mevki onun için önemli değildi. Bu konuyu daha fazla yazıp siyasete girmek istemem ama Başbakanına sahip çıkamayan bir Konyalı olarak üzüntü duyarım…

Yani Valim dikkat etmek lazım.. Şair ne demiş;

‘Nerde o sözlere kandığım günler,

Her gülen yüzü dost sandığım günler,

Acıdan kahrolup yandığım günler,

Bırakıp da gitti dost bildiklerim’ diye…

Konya Hz. Mevlana’nın türbesi ile Aralık ayında yapılan Hz. PİİR’i anma törenleriyle dünyaya açılan bir kapıdır.

Yılın her ayında dünyanın öbür ucundan Hz. Piir’in çağrısına uyan insanlar Konya’ya gelir…

Peki biz bu insanlara nasıl hizmet ederiz. Örneğin türbe içindeki erkekler tuvaletini uzun uğraşlar sonucu dışını düzelttik. Ya içi, sifonlar bozuk, pisuarın biri kırılmış, yeri boş… El kurutma cihazı (elektrikli) çalışmaz… Işıklandırma yetersiz ve bakımı pis.. Kağıt peçete her zaman yok. Ama türbe içindeki hizmet binasındaki yetkililerin tuvaleti falan acaba nasıldır? Adamların bu tuvaletin halinden haberleri yoksa ben en az 3 ve 4 kez uyardım olmuyor, olmuyor…

Bir ara müze girişini 16.40’da sonlandırdılar. Yazdık çizdik şükürler olsun 18.30’a aldılar. Adamlar nerelerden geliyor. İkindi namazı esnasında müze kapalı…

Aralık ayındaki törenlerde, bir Ahmet ÖZHAN hegomonyası var. Kimse bu zatı istemiyor. Bu törenler bir magazin yeri değil. Mistik bir havada, İslam dininin güzelliklerini sunmak. Neyse daha vakit var. Bu konuya değineceğim.

Konya’da en sıkıntılı konular, ulaşım, gürültü, cinayet ve vb. konular çok sıkıntılı. Belediyeler apartman altlarına kahvehane, kafe, oyun salonu adı altındaki yerlere ruhsat vermişler. Nalçacı Caddesi üzerindeki ortak yeşil alanlara sarkan bu iş yerlerini gençliğimizi dejenere eden bu yerleri nargile salonlarını göreceksiniz. Lise talebelerinin kızlı-erkekli guruplar halinde buralarda zehirlenmesine benim gönlüm razı olmuyor. En büyük sıkıntı bu yerlerin çıkardığı gürültü…

Giden valimizden rica etmiştik. Apartman altındaki oyun salonu vb. yerlerin özellikle Ramazan ayında her zaman olduğu gibi gece 24.00’da kapatılmasını istemiştik. Zira bu yerler gece 04.00’a kadar açık kalıyor. O bölgedeki oyun salonu üstündeki ve yanındaki yerler gürültüden uyuyamıyor. Herkes işe gidecek, hastası olan var. Ama bir türlü dinletemedik. Hatta şöyle bir deyişim olmuştu… İster dua deyin, ister beddua: Kahvehanelerin gece yarısına kadar açık kalmasını temin eden tüm görevlilerin ahirdeki evleri bir kahvehanenin üstü olsun, ahir boyu uyku yüzü görmesinler dedik.

Niye bunları söylüyoruz, insanlar bu gürültü yüzünden evlerini satıyorlar… Heyhaaat.

Konya belediyelerimizin bir ortak özelliği var… Benim sloganımla Pire kadar hizmet, deve kadar reklam. İşte belediyelerimizin özelliği bu. Haksızlık etmeyelim bazı hususlarda örneğin mezarlık bakımları falan çok iyiler. Sayın valim, başınızı ağrıtıyoruz ama biz de doluyuz… Hani şair diyor ya ‘Derdimi ummana döktük, Asumana inledim’ diye bizimkide o misal.

Konya için çok önemli bir konuyu açıklayıp yazımı sonlandıracağım.

Hz. Mevlana’nın türbesi yanında ecdadımızdan kalma Sultan Selim Camii var. İçi yıllardır ibadete kapalı… Giden valimiz üç yıl kaldı. İçinde ibadet etme fırsatı bulamadı.. Siz bu fırsatı bulur musunuz bilemem… Bu caminin restorasyonunu büyükşehir belediyemiz üstlendi. Tabiri caizse eline yüzüne bulaştırdı. Yıllardır bitiremediler. Yok taban zemini çamur çıktı, vs, vs. Mazeret çok. Ecdadımızın camii inşa ettiği sürede biz restorasyonunu tamamlayamadık. Dış tarafını suntalarla kapatıp az bir yerini ibadete açtık. O da bu garip kulun kalemiyle oldu…

Hele tam bir temel fıkralık yazı vardı… Bu Ramazan ayında üstünü kapladılar…

Aradan yıllar geçtikten sonra belediye işin bitirme süresini 400 gün olarak açıkladı. Buraya kadar iyide 400 gün ne zaman başlıyor, ne zaman bitiyor belli değildi. Hatta Trabzonlu bir yerli turiste gösterdim vallahi o da güldü. Ha vakıflara ait bu tarihi yerlerin bu kadar uzun süre kapanması, dünyanın öbür ucundan gelen turistlerin ecdadımın bu muhteşem eserinin içini görmeden ayrılması esef vericidir.

Sayın Valim kalemi elimize yine bir aldık pir aldık… Hani bir dokun, bin ah işit derler ya bizi öyle kabul edin.

Yaptığımız her işi Allah aşkına yapar, yalnız ondan korkarız. Bu can bu bedende olduğu sürece güzeli aramak, mükemmeli aramak boynumuzun borcu olsun..

Uzattık kusura bakmayın. Sayın valim size başarı, sağlık mutluluk dolu bir vazife diliyorum. Delisiyle, velisiyle dolu Konya’mıza hoş geldiniz. Allah’ım büyük hizmetler vermeyi, güzel izler bırakmayı sizlere nasip etsin. Esen kalın.

*-*-*-*

GÜNÜN MEZAR TAŞI YAZISI

 

Yaşım 21 Gençlik Baharı

Ecel nasip kıldı bana burayı

Gençliğime doymadım soldum

Esirgemeyin sizde Fatiha’yı

 

Metin Niyazi TORAN

D: 1958 - Ö: 1979


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık