• 17 Nisan 2018, Salı 7:41
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

Dile kolay 40 YIL GEÇMİŞ…

Hafta sonu 13-14-15 Nisan Ankara’daydık. Kara Harp okulundan mezun olalı tam 40 yıl olmuştu. Ankara’daki devre arkadaşlarımız bir girişimde bulunup, Kara Kuvvetleri Komutanlığından da izin alarak bizleri Ankara’da toplayıp, Anıtkabir ve Kara Harp Okulunu ziyaret imkanı temin ettiler.

Bazı arkadaşlarımızla Kuleli Askeri Lisesinde de birlikte okuduğumuz için, dostluklarımız arkadaşlarımız bir karavanaya kaşık sallamamız tamı tamına 47 yıldan ibaretti.

Ortaokulu bitirip 1971’de girdiğimiz Kuleli Askeri Lisesinden 1974 yılında mezun olup, şanlı yuva Kara Harp Okuluna gelişimiz ve oradan da 1978 yılında mezuniyetimiz. İşte bir araya gelmemiz Kara Harp Okulundan mezuniyetimizin 40’ncı yılı içindi.

Yılların hasretini doya doya giderdik. Sarıldık, ağladık, güldük…

14 Nisan Cumartesi otobüslerle, Anıtkabire Atamızın huzuruna çıktık. Ata’ya sevgi seli vardı. Yurdun her tarafından otobüslerle de yüzlerce vatandaşımı, ülkeyi kurtaran, Türklüğü kurtaran, Cumhuriyeti kuran, kitabımız Kur’an’ın mealini ilk kez Elmalı Hamdi Yazır’a yaptıran, dinimizin ne dediğini bizimde anlamamızı sağlayan yüzyılda bir gelen ve o da bize nasip olan, içimizdeki hainlerin dışında dünyanın takdir ettiği, ders kitaplarına koydukları Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün huzurundaydık. Fatiha’mızı okuduk. Ziyaretimizi tamamlayıp, otobüslerle Kara Harp Okulu’na hareket ettik.

Yaşımızın altmışın üzerinde oluşundan dolayı ancak 200’ü aşkın arkadaşlarımızla bir araya gelmemizi temin edebilmiştik. Bir o kadar devre arkadaşlarımızda çeşitli nedenlerle özellikle de sağlık sebepleriyle bu kutlamalara katılamadılar.

En uzaktan gelen arkadaşımız Kanada’da yaşayan Ercan ÖZTEKİN arkadaşımızdı. Sırf devre arkadaşlarını görmek, hasret gidermek ve de mezun olduğu kutsal yuvayı görmek için gelmişti…

Kara Harp Okulu’nda bizi başta Okul Komutanı olmak üzere törenle karşıladılar. Bizlere de mihmandar olarak yeni okula başlamış bir Genç Harbiyeli verdiler. İsmi Mert olan bu Harbiyeli, Kara Harp Okulundan ayrılana kadar bizimle oldu, soru sordu, soru sorduk…. Gençliğimizi gördük Mert’in gençliğinde…

Harbiyeli öğrencilerle birlikte konferans salonundaydık. Harbiyelilerle birlikte ‘İstiklal Marşımızı’ öyle bir söyledik ki, salon zangır zangır titredi.

Umarım Mehmet Akif ERSOY’un ruhunu memnun etmişizdir. İşte duygu seli burada başladı.

Sonra HARBİYE Marşını söyledik.

Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahvadıyız,

Tufanlar gösteren, tarihlerin yadıyız,

Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti,

Cehennemler kudursa, ölmez nigahbanıyız…

Kılcal damarlarımıza kadar gerildim. Gözyaşlarım kontrolden çıktı… Sonra yoklama yaptık. Dört rakamlı okul numaralarımız vardı. Şanlı yuva Harp Okulundan mezun olan atamızın numarası 1283 idi. Yoklamada arkadaşlar numaraları okununca BURADA diye bağırdılar. Atamızın numarası okununca İÇİMİZDE diye bağırdık. 1283 numarası atamızdan başka kimseye verilmemişti.

Okul Komutanımız konuştu.

Gördük ki Atatürk sevgisi, bu şanlı yuvanın her tarafına yerleşmişti. Komutanın ifadesiyle, ‘nefesinizde bile bunu hissedersiniz’ dedi.

Slayt gösterileri başladı. Önce devremizden şehitleri resimleriyle gördük. Edirne-Süleoğlu’nda birlikte görev yaptığımız, P.Bnb. Abdulkadir KILAVUZ’u gösterdiler. Cudi’de yer gösteren bir itirafçının, oradaki bir mayını patlatmak istemesi ve askerlerini kurtarmak için Abdülkadir KILAVUZ’un itirafçının üzerine atlayıp, kahramanca şehit olu, askerlerini kurtarması aklıma geldi… Onlarca şehit…

Bu arada aramızdan çeşitli nedenlerle (hastalıkla, kaza v.s.) ayrılanlar gösterilmeye başladılar. 1976 yılında Kara Harp Okulu’nun Urladaki Ateş ve Tatbikat bölgesinde elinde el bombası patlayan sıra arkadaşım Samsun Havzalı Cezmi ÖZSEZER’i gösterdiler. Askeri Lise’de sıra arkadaşımdı. Bu arkadaşımı biraz detaylı anlatmak isterim. 1976 yılının Eylül ayında sırayla hepimiz el bombası atışı yapıyoruz. Saniyeli fitilli arızalı bir el bombası arkadaşımızı aramızdan aldı.

3 yıl birlikte hafta sonları izine çıktığımız, maça, sinemaya gittiğimiz, altlı üstlü ranzada kalıp arkadaşlığımızın YÜCE olduğu kardeşimi kaybettim.

Cenazesinin Samsun’un Havza ilçesinde, Eski Mezarlıkta olduğunu biliyorduk., Eski bir askerim vasıtasıyla, Mezarına ulaşıp, teknolojiden de istifade ile whatsappdan resimler bana ulaştı.

Ben Cezmi’yi ŞEHİT statüsünde biliyordum. Kardeşi öğretmen NAZMİ ÖZSEZER’e ulaştım. Cezmi niye şehit statüsünde değil diye sorunca, inanılmaz bir gerçekle yüz yüze geldim. Kardeşi rahmetli babasının Cezmi’nin şehitliğini istemediği, evlerine yakın bir mezarlığa defnettirdiği, şehitliğe müsaade etmediğini öğrendim. Ama asıl beni ağlatan, babasının Cezmi’nin şehit statüsünde olunca, devletten para verileceği, maaş bağlanacağını öğrenince, bu şehitlik statüsünü kabul etmeyip, ‘Bu iş para işi değil, oğlum vatana feda olsun’ demesiydi. Maddi durumu iyi olmayan bu babanın asaletine bakar mısınız? Nasıl ağlamazsınız?

İşte Kara Harp Okulunda Cezmi’nin adı geçince bambaşka bir dünyaya gittim.

Uzatmayalım, bu açıklamalardan sonra şehitlerimizin önünden bu yaşımızda tören geçişi yaptık. Sonra ders gördüğümüz dershanelere ve yattığımız koğuşlara gittik. Herşey değişmişti. Tabii değişiklik iyi yöndeydi.

Sonra özelleşen yemek hizmetlerinden istifade ile paramızı ödeyip, o devirde en çok sevdiğimiz Dalyan Köfte, Barbunya Pilaki ve Samsa tatlısını afiyetle yedik…

Bu arada FETÖ ihanet şebekesinin Harp Okuluna verdiği zararı öğreniyoruz.

Bütün harp okulu öğrencileri, öğrencilikten atılmışlar, yerine yeni öğrenciler alınmış. Zira kimin FETÖ’cü, kimin değil olduğu pek çözülememiş. Heyse ki bu öğrenciler, akademik branşlarıyla (İşletme, Bilgisayar, Elektronik vb.) Gazi Üniversitesine sınavsız yerleştirilmişler. Bunları da mihmandarımız Genç Harbiyeli MERT’ten öğreniyoruz.

Sonunda törenler bitiyor. 40’ncı Mezuniyet Yılımızı kutlamayı sonlandırıyoruz. İşi organize eden devre arkadaşımız 50’nci mezuniyet yılında görüşmek üzere deyince, içime bir hüzün çöküyor… 50’nci yılda bir araya gelecek arkadaşlarımızı şimdiden kutluyorum. İşte duygu selini böyle sonlandırıyoruz.

Sağlıcakla kalın…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık