• 11 Mayıs 2018, Cuma 7:34
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

BİR YİĞİT DAHA GÖÇTÜ

E.J.Kd. Albay Ahmet Halil SARAYHANOĞLU

Dile kolay 47 yıllık arkadaşımdı. 7 Mayıs Pazartesi günü sabah vefat haberini aldım. Üzülmek hissiyatımı anlatamaz.

Sene 1971, aylardan Ağustos. İstanbul’daki Kuleli Askeri lisesini kazandım. 3 yıl yatılı okuyacaktık. İlk tanıştığım kişi Ağrı Eleşkirt ilçesinden A. Halil SARAYHANOĞLU idi. Ortaokulu bitirip gittiğimiz için, hepimiz henüz 14-15 yaşında çocuklar idik. Halil’le 3 yıl aynı sınıfta okuduk. Aynı koğuşta kaldık. Aynı yemekhanede yemek yedik.

Vefatını duyunca çok üzüldüm. Kendisi İzmir’de yaşıyordu, sağlık sorunları ile boğuşurken, tek evladının trafik kazası yapması onu epey yıprattı. Son olarak da o illet hastalık bulmuştu kendisini. Allah gani gani rahmet eylesin.

Dedim ya Kuleli Askeri Lisesinde ilk tanıştığım arkadaşlardan diye… O zamanın meşhur bir sanat müziği parçası var. ‘Gök yüzünde yalnız gezen yıldızlar-yeryüzünde sizin kadar yalnızım-Bir haykırsam belki duyulur sesim-Ben Yalnızım, ben yalnızım, yalnızım’ diye. Akşamları bahçede oturuyoruz, ben mırıldanıyorum bu şarkıyı, o göz yaşı döküyor. Kolay değil anneden, babadan, evden çocuk yaşta ayrılmak…

Aynı kısımda ders görüyoruz Halil’le… Aynı koğuşta da kalıyoruz. Yani kısımdaki (sınıftaki) arkadaşlar aynı zamanda aynı koğuş arkadaşlarımız. Tam hatırlayamıyorum. Koğuşumuz 25-30 kişilik. Halil çok şakacı biri… Hepimizin dolabında ayakkabı boyası var. Ayakkabılarımızı kendimiz boyuyoruz. Sırayla koğuşta bir kişi nöbetçi oluyor. Halil gece koğuş nöbetindeyken, bizde can uykudayken hepimizin yüzünü ayakkabı boyasıyla boyuyor. Sonra kimin yaptığı belli olmasın diye kendi yüzünü de boyayıp, nöbet bitiminde yatıyor. Sabah 06.00’da kalkıyoruz. Hepimiz birbirimizin yüzüne bakıp gülüyoruz. Sonra nöbetçi Subay geliyor. Yüzlerimizi boyalı görünce hepimizi topluyor. Hepimizin yüzüne bakıyor, boyalı. Yani birimizin yüzü boyalı olmasa, hah bu yaptı diyecek. Nöbetçi Subayı soruyor, ‘Hanginiz yaptı bunu?’ diye. Halil, ‘Ben yaptım, şaka olsun diye yaptım’ diyor. Yiğit çocuk hiçbir şeyi saklamıyor. Nöb. Sb.’da biraz kızıyor Halil’e, sonra yüzümüzü yıkıyoruz, yıkarken de gülüyoruz.

Halil’in babası o yıllarda Ağrı-Eleşkirt ilçesinde belediye başkanı. Halil sömestr tatilinde Ağrıya giderken tren kara saplanıyor. Donma tehlikesi geçiriyorlar. Ve Halil bundan dolayı hastalanıyor, böbreklerinden rahatsızlanıyor. Hastalığın adı ‘Nefrit…’ Halil Haydar Paşa Askeri Hastanesinde uzun süre tedavi görüyor. Hafta sonu izninde, ilk işimiz Halil’i hastanede ziyaret etmek oluyor. Halil’in eli yüzü şişiyor. Tedavi edildikçe şişler iniyor. Bizlerinde lakap takmada üstümüze yok. Hani bir yerimiz şişince ‘davul gibi’ oldu deriz ya, Halil’in lakabı davul oluyor. Sonra edebiyat öğretmenimizin Halil’e okuttuğu bir şiir yüzünden ‘Asım’ demeye başlıyoruz. Acı tatlı anılarla Kuleli’yi bitirip, Kara Harp Okulu’na Ankara’ya geliyoruz. Halil’le aynı sınıftayız. Yine Sömestr tatili var. Halil geçmişteki hastalığı nedeniyle Sömestr iznine gitmeyip, okulda kalmak için dilekçe veriyor. Yani 600’ü aşkın öğrenci memleketlerine gidecek, çeşitli sebeplerden 3-5öğrenci okulda kalacak. Gönlüm razı olmuyor. Halil’le birlikte sömestr tatilini Konya’da geçirmeyi teklif ediyorum. Önce kabul etmiyor. ‘Yahu Konya’da bir annem var, bir babam var, yaşlılar çok memnun olurlar’ diye ısrar ediyorum. Ve Halil’i Konya’ya gelmeye razı ediyorum.

15 gün süreyle Halil’le Konya’yı geziyoruz, akraba ve arkadaşları ziyaret ediyoruz. Rahmetli annemin yaptığı güzel yemekleri yiyoruz. Artık Halil benim ailemden biri. Tatil bitip okula dönüyoruz. Yıllarca Halil kardeşim her görüşmemde, akrabalarıma ismen, arkadaşlarıma ismen selam gönderiyor. Son yıllarda da benim ailemden kimse kalmayıp, vefat ettikleri için, onunda selam göndereceği kimse kalmadı.

Arkadaşlığımız, dostluğumuz 47 yıldır devam ediyor. 7 Mayıs 2018’de son buldu demeyeceğim. Sevgili Halil SARAYHANOĞLU, sen benim artık Fatiha’larımdasın. Rabbime senin orada rahat etmen için hep dua edeceğim. Güle güle can dostum, güle güle.

Şairin dediği gibi, ‘Elbet bir gün buluşacağız.’ Akif’inde dediği gibi, ‘Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın’

Mekanın cennet bahçelerinden bir bahçe olur inşallah. Rabbimin rahmeti üzerine olsun. Güle güle, güle güle.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık