• 28 Şubat 2019, Perşembe 9:00
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

BEDAVA SİRKE…

Toplum olarak gittikçe asalaklaşıyoruz. Çalışmadan, çabalamadan, gayret göstermeden yaşamaya çalışıyoruz.

İstediğimiz şey ‘Armut piş, ağzıma düş’ işte o kadar.

Devlet de adeta bu asalak yaşamı teşvik ediyor.

Bol keseden harcayıp, borçlandınız mı? Hemen devlet devreye giriyor, borcunuzu taksitlendiriyor veya başka bir kredi vererek borçlarınızı ödemeye gayretinize katkıda bulunuyor.

Vergilerinizi uzun süre ödeyemediniz mi? Hemen yapılandırma devreye giriyor.

Aslında işin özü yaşam biçimimizle ilgili. 10 kuruş kazanan, 10 kuruşluk yaşayacak, 100 kuruş kazanan, 100 kuruşluk yaşayacak. 10 kuruş kazanan, 100 kuruşluk yaşamaya çalışırsa, sonuç bütçede koca bir delik. Adamın elindeki telefona bakıyorsun, sanki trilyoner.

Tabii dolandırıcılık, hırsızlık diz boyu.

Bugünkü gençlerin beklentisi, işe girecek, ertesi gün en iyi telefon, televizyon alacak, daha ertesi gün arabasını alacak, hemen kısa bir süre sonra evini alacak vesaire, vesaire…

Devlet şimdilerde ödeme güçlüğünde olanların, ‘Elektrik Parasını’ ödeyecek. Öyle az buz değil, konu on milyon kişiyi kapsıyor.

Kaçak elektriğin parasını namuslu vatandaşlara yükleyen devlet, şimdi bedava elektrik projesine imza atıyor.

Evim Selçuklu Kaymakamlığının yanında. Akşama kadar bu kaymakamlık yardım talebinde bulunanlarla dolup taşıyor. Muhtarlar desen, bölgesindeki ihtiyaç sahiplerini belirliyor.

İki gün önce Beşyol’daki yardım derneğinin önü ana baba günü. Galiba kuru bakliyat, bağ v.s. dağıtılıyor. Zira çok büyük kolilerle mutlu ayrılan insanları görüyorum.

Bir sürü dernek kurulmuş. Ne için? Durumu iyi olmayanlara yardım için.

Şimdilerde bakıyoruz, çay bedava, kek bedava… Millet bahçeleri, bir sürü işsiz, güçsüz insanlarla dolacak.

Devlet yakacak yardımı da yapıyor. Yiyecek yardımı da yapıyor. Yeri gelince kira yardımı da yapıyor.

Görüntü ‘Sosyal Devlet’ görüntüsü. Ama bana göre kazın ayağı öyle değil İnsanları tembelliğe itiyor. Ekmek elden, su gölden olunca çalışmaya gerek var mı?

Hele birde rantiyeciler var. Bir ideolojiye, bir derneğe, bir odaya, borsaya, cemaate-tarikata, vakfa, partiye arkasını dayayanlar var. Bunların kazançlarına diyecek yok.

Bazen de şans gülecek(!) Diyelim Vekilken aldığınız araziler, birden imara açılıyor. Ve birden gayrimenkul zengini oluyorsunuz. Veya nereye imar gelecek, tiyosunu alıyorsunuz, üç-beş kişi bir araya gelip, arazi kapatıyorsunuz. Sonra ver elini zenginlik…

Belediyelerin imar bürosunda memursunuz. Sonra istifa edip ayrılıyor ve müteahhitliğe başlıyorsunuz. Adınıza şirket kurup, kısa sürede merdivenleri beşer onar tırmanıyorsunuz ve ver elini zenginlik.

Diyelim kooperatifsiniz ve de başkansınız, derneksiniz ve de başkansınız. Toplantılarınızı Antalya’nın en lüks otellerinde yapıyorsunuz. Üyelerinizin bazılarına unutulmaz 3-5 gün geçirtiyorsunuz. Verende memnun, alanda…

Hani asalak yaşama doğru gidiyoruz dedik ya, bu konuda Suriyelilerin eline kimse su dökemez. Yüce devletimiz gerektiğinde, kendi vatandaşlarını bırakır, Suriyelilerin yardımına koşar.

Bu Suriyeli sevdasını anlamak mümkün değil, diyeceğim yanlış olur. Neden yardım edildiğini biz biliriz. En büyük darbeyi alfabemiz ve kılık kıyafetimiz yedi derim, daha devam etmeye gerek yok. Ama dilencilik mesleğinin hortladığını ve yüce bir meslek olmaya başladığını söylemeden geçemeyeceğiz.

Atalarımızla, ne kadar övünsek azdır. Alın terlerini akıtıp, bedenen saatlerce çalışan adeta ekmeğini taştan çıkaran bu yüce insanlara ne kadar saygı duysak azdır.

Devlet dahil, kimseye bir kula muhtaç olmadan yaşabilmek için, bu onurlu insanlar ölene kadar çalıştılar. Hiç akıllarına bedava yaşamak, asalak yaşamak gelmedi. Gerektiğinde kuru soğan yediler (şimdilerde oda zorlaştı) onur ve gururlarından ödün vermediler.

Kimimiz çalışmadan MİRAS’la geldik geçiyoruz. Ölüm hak miras helal demişler. Ama biliriz ki, alın teri kutsaldır. Başkasının kazandıklarını, siz hiçbir şekilde çalışmadan harcıyorsunuz. İşte o yüzden alın teri kutsal, miras sadece helal diyorum. Herhalde anlamışsınızdır.

Devlet kendi yarattığı POŞET gündemiyle bizi epey oyaladı. Sonuçta poşet 25 kuruş oldu. AVM’lerde kasiyerin poşet istiyor musunuz? sorusuna cevap, cebimizden çıkardığımız kullanılmış poşeti çıkarıp ‘hayır’ diyoruz.

Türkiye’nin en eski marketler zincirinin poşetinin üzerinde doğada çok çabuk çözünür diyor. Doğa dostu poşet diyor. Neden herkes bu tür poşeti üretmiyor? Hani doğaya zarar veriyordu. Yıllarca doğada erimiyordu ya?

Şimdilerde poşetin yeniden devlet yardımıyla parasız olması gündemde. Kim söylüyor? Poşeti paralı yapanlar.

Efendim Büyükşehir Belediyemiz 1 milyon, KOMEK kanalıyla torba üretip halka ücretsiz dağıtacakmış. Daha doğrusu dağıtmaya başladılar. Yine BEDAVA…

Kek bedava, çay bedava, torba bedava, elektrik bedava, borçlar yapılandırılıyor. Vergisini zamanında ödeyenler, borçlarını satıp-savıp ödeyenlere, bu onurlu insanlara teşekkür bile yok.

Bazen deriz ya, Bedava mezar bulsa gidip yatacak diye. Bende diyorum ki, ‘Bedava sirke baldan tatlıdır, ihtiyacı olanda yesin, olmayanda.’ İhtiyacı olanda alsın olmayanda. Çalışmayı alın terini teşvik edecek onurlu, gururlu yaşamı teşvik edecek birilerini bekliyoruz.

Kalın sağlıcakla.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık