• 30 Temmuz 2020, Perşembe 12:09
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

Bayram mı gelmiş ?

Hani şair demiş ya bayram gelmiş neyime, anam anam garip anam, kan damarlar yüreğime…. diye devam etmiş.

Bir Kurban Bayramına daha erişiyoruz inşallah.

Virüslü günlerde sıkıntılı bir bayram olacağa benziyor.

Bayramlar mutlulukları ifade eder, nedense beni her bayram bir hüzün kaplar.

Bayram yemeği için sofraya oturduğunuzda etrafınıza iyi bakın!

Bir önceki bayramdan bir şey eksik mi? Aynı kadro musunuz?

Bir önceki bayramda sofrada olup, bu bayramda aramızda olmayanlar varsa nasıl hüzün basmaz insanı.

Kiminin bu sofra da annesi eksiktir, kiminin babası, kiminin evladı, kiminin kardeşi, kiminin eşi…

Yemek yerken mutluluk gülücüklerine aldanmayın. Göz yaşlarının akmadığına aldanmayın, yüreğine kan damlıyordur.

Bazen bu bayram gününde sevdiklerimizin bazıları hastanededir.  Hastadır şifa bekler. Hemen duamızı gönderelim, rabbim hasta kullarına şifa ihsan eylesin…

Bazı kullar dertlidir. Kimi annesinden, kimi babasından, kimi kardeşinden, kimi evladından, kimi eşinden v.s. Küslük, kırgınlık girmiştir araya… kimi inattır, bir daha bir araya gelmez. Kimi dinleseniz Nasreddin Hoca misali herkes haklıdır. Kimi haklılığının ispatı için ahiri bekler.

Bir duada onlara gönderelim. Rabbim tüm dertli kullarına deva ihsan eylesin.

Ya geçim derdinde olup, sıkıntı içinde, borç içinde yaşayanlar. Yüzleri pek gülmez, mutlu değillerdir. Bu mutsuzluk, sıkıntı aileye yansır. Hele çocuklarının ihtiyaçlarını gideremeyen babanın halini düşünün.

Bayramda istediği kıyafet alınmayan çocuğun halini düşünün.

Bir duada onlara gönderelim. Rabbim borçlu kullarına eda ihsan eylesin.

İnşallah tüm insanların mutlulukları artar.

Yaşlı bir büyüğümüz sofrada ise, oda etrafına iyi bakar. Kimlerden ayrılıp, ahire gideceğinin hesabını yapar.

Gerçi bu işin sırası olmuyor. Bir bakıyorsunuz yoksunuz.

Babamı genç yaşta kaybettiğim 1979 yılının Kurban Bayramı benim için hüzün doluydu. Aklıma hep babam gelirdi. Hani şair demiş ya “İçime hep hüzün doluyor” diye.

Babam aklıma gelince gizli gizli göz yaşı dökerdim. Aradan geçen yıllar, hüznümü hiç yok etmedi.

1995 yılında annemi kaybettim. 2004 ve 2005 yıllarında arka arkaya ablalarımı kaybettim.

Her Kurban Bayramında kurbanı birlikte kestiğimiz düşünülürse, çok şey kaybetmişim, diye üzülürüm.

Şimdi bende bir aileyim. Bayram yemeğine oturduk mu, bütün geçmişim, güzellikler acılar gözümün önünden film şeridi gibi geçer.

Bir kurban bayramının daha arifesindeyiz. Virüs nedeniyle çok sıkıntılı günler geçiriyoruz. Her gün bine yakın vatandaşımız hasta oluyor. Şifa bulanlar da çoğunlukta. Beş bin beş yüzü geçkin vatandaşımızı Mart ayından bu tarafa kaybettik.

Sadece virüsle değil, kazalarla, felaketlerle, selle, depremle boğuşuyoruz.

Mersin’ de meydana gelen trafik kazasında dört yiğit askerimizi kaybettik. O evlerde ağıt vardır.

Adapazarı havai fişek fabrikasında patlamada kaybettiklerimiz.

Selde, depremde kaybettiklerimiz. İşte o evlerde, mutluluk değil göz yaşı hakimdir.

Allah nasip ederse bu yıl kurbanımı kendim keseceğim. Rabbime ne kadar şükretsem azdır. Rahmetli babamdan öğrenmiştim küçükbaş hayvan kesmeyi.

Bazılarımızın içi kanı götürmez. Bırakın kesmeyi, hayvana dokunamazlar bile.

İnançsızlar kurban bayramımızı hayvan katliamı gibi görürler. Ama lüks et lokantalarında yemek yemeyi ihmal etmezler.

Kurbanın ulu orta, gelişi güzel yerlerde hijyen olmayan şartlarda kesilmemesi için son yıllarda tedbirler alındı. Ama duyarsız, umursamaz vatandaşlar yine kurallara uymayıp, çirkin manzaralar oluşturacaklar.

Sözü uzatmadan son noktayı koyalım. Bu bayram aramızda olanlar, bir başka bayram aramızda olmayacaklar. Etrafınızda ki sevdiklerinize, sevenlerinize iyi bakın. İyi geçinin. Unutmayın giden gelmiyor. Bi çare kalpler bunu bilmeli…

Yazımızı bir iki hikaye ile sonlandıralım.

Rahmetle andığım, Artvin’li bir arkadaşım var. Arkadaşlarıyla birlikte bir tosun kesiyorlar. Tosunun arka ayaklarından biri serbest. Bizim arkadaş kesilmiş hayvana yaklaştığında, hayvan serbest olan ayağıyla bir hareket çekiyor. O ayak bizim arkadaşın pantolonunun paçasına giriyor ve arkadaşı havada parende atmaya zorluyor. Haberim olmadan bayramda ziyarete gittim. Zor ayağa kalktı. Olayı öğrendim. Espri yanım güçlü. Ağabey arkadaşın arkadaşa yaptığını kimse yapmaz. Sen bu tip hayvanlardan uzak dur dedim. Gülüştük.

Yine arkadaşlarla ilgili benim ürettiğim hikaye.

Arkadaşım Artvin’de dir. Bayram arifesinde, iki koçun ortasında bir resim çektirir. Konya’da ki kardeşine gönderir. Bayramın mübarek olsun der ve ilave eder, ortada ki benim der. Kardeşi resmi alınca bakar ve ağabeyim ortadaki benim demese tanıyamayacaktım der.

Nur içinde yat Baki SARÇ ağabeyim.

Hüzün dolu bir yazı oldu ama hepinize mutlu, güzel bayramlar diliyorum. Sağlıcakla kalın.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık