• 30 Nisan 2019, Salı 8:28
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

43 YIL SONRA GELEN ŞEHİTLİK

Yıl 1971… Kuleli Askeri Lisesi sınavını kazanıp, İstanbul’a gidiyorum.

Yurdun dört bir yanından gelen sınavı kazanmış yaklaşık 500 kişi bir araya geliyoruz.

Sınıflara ayrılıyoruz. Sınıf arkadaşlarımdan biri Samsun Havza’dan Rahmetli Cezmi ÖZSEZER…

Çok çabuk kaynaşıyoruz. Devre arkadaşlığı bambaşka. Aynı masada yemek yiyoruz. Aynı koğuşta kalıyoruz.

Hafta sonu izinlerine birlikte çıkıyoruz. Anlayacağınız 24 saat arkadaşlarla hep birlikteyiz.

1974 de Kuleli Askeri Lisesini bitirip, İstanbul’dan  Ankara’ya Kara Harp Okuluna geliyoruz.

Orada kısımlarımız (sınıf) ayrılıyor. Kara Harp Okulunda bölük teşkilatına da geçiyoruz. Cezmi ile kısımlarımız ayrı ama hafta sonları yine beraber izine çıkıyoruz. Dinlenme saatlerinde buluşup çay içiyoruz.

Harp okulunda her sene ders yılı bitince veya ders yılı başlamadan İzmir-Urla-Menteş- Atışlı Tatbikat Bölgesinde iki ay eğitim yapıyoruz.

Gün ağarmadan çadırlarımızdan çıkıp, koşmaya başlıyoruz. Koşuya müteakip kültürfizik hareketleri yapıyoruz. Ve de o terimizle buz gibi denize giriyoruz. Her şey planlı ve dakik. Uymak zorundasınız. Ya uymazsak demeyin ayrı bir hikayenin başlangıcı olur.

Yıl 1976… Güz ayları yine İzmir deyiz.

El bombası atışı yapacağız. Cezmi’nin bölüğü bizden önce atacak. Biz de bakıyoruz. En tehlikeli atıştır el bombası atışı. Bombayı attıktan birkaç saniye sonra bomba patlar. El bombası atışında nezaretçi mutlaka subay olur. Maalesef bomba Cezmi’nin elinde patlıyor. Yanında nezaretçi Top. Ütğm. Nebi NEBİOĞLU…

İkisi de yaralanıyor. Cezmi’nin yarası ağır. Ve 1976 yılının güz ayında canım arkadaşım Cezmi ÖZSEZER şahadet şerbetini içiyor. Arkadaşlarla beraber günlerce kendimize gelemiyoruz.

Bu sırada Cezmi’nin ağabeyi Azmi ÖZSEZER, Bornova’da Yedek Subay Öğrencisi. Ona haber gidiyor. Samsun- Havza’da ki aileye haber gidiyor.

Cezmi kardeşimiz için İzmir’de bir cenaze töreni düzenleyip, onu memleketine gözyaşları ile uğurluyoruz. Biz böyle yıkıldıkta aile nasıl acaba…

Aradan yıllar geçiyor. Ama Cezmi’yi canımızı unutmak mümkün değil.

1989 yılında Çorlu 61.Top.A.2’nci Top. Tb. Kh. ve Srv. Bl. Komutanı iken depo çavuşum Samsun’lu yiğit asker Turan GÜNEY.

Aradan yıllar geçiyor. Samsun Havza’lı askerim bizleri buluyor. Asker arkadaşlarını buluyor ve teknolojinin nimetiyle de bizleri görüştürüyor.

Yanılmıyorsam 2016 sonu veya 2017 başında Turan GÜNEY kardeşim bana Samsun-Havza’ya gideceğini söylüyor. Kendisinden bir rica da bulunuyorum. Havza şehitliğinde sıra arkadaşım 1976 yılında şehit düşen Cezmi ÖZSEZER’i ziyaret edip Fatiha okumasını istiyorum.

Bir müddet sonra Turan beni arayıp, şehitlikte Cezmi’nin mezarının olmadığını söylüyor. Araştırmasını istiyorum. Turan kardeşim arayıp soruyor sonunda Cezmi’nin mezarını evlerine yakın bir yerde buluyor. Fakat Cezmi kardeşim şehitlik statüsüne kavuşmamış. Üzülüyorum. Cezmi’nin ailesi ile irtibatta olan 2018’de rahatsızlığı neticesinde aramızdan ayrılan E. J. Alb. A. Halil SARAYHANOĞLU’nu arayıp durumu bildiriyorum. Cezmi şehit sayılmıyormuş diyorum. Halil’den Cezmi’nin ablasının numarasını alıp irtibata geçiyorum. Onlar, Cezmi rahmetli olunca acılarından Cezmi şehit mi değil mi hiç araştırmıyorlar bilmiyorlar.

Askerim Turan, Cezmi’lerin evlerinin olduğu sokağın adını bana gönderiyor. ŞEHİT CEZMİ ÖZSEZER sokağı. Havza Belediyesi muhteşem bir vefa örneği gösterip sokağa Cezmi’nin adını veriyor. Cezmi’nin mezarı maalesef şehitlikte değil, hemen evlerinin yanında ki mezarlıkta.

Cezmi’nin ablasından rica edip Kara Kuvvetlerine dilekçe ile Cezmi’nin akıbetini soruyoruz. Gelen cevap Cezmi’nin şehit statüsünde olmadığı ve o yıllardaki yasa ve yönetmelik gereği şehit sayılamayacağı şeklinde.

Üzülüyorum. Ankara’da Askeri Yüksek idare Mahkeme başkanlığından emekli olan ve şimdilerde avukatlık yapan Hasan MUTLU’yu arayıp hukuki süreç başlatmak istiyorum.

Arkadaşımın elinde bomba patlayacak, vefat edecek ve şehit sayılmayacak. Aklım almıyor.

Aile ile Hasan MUTLU kardeşimi görüştürüyorum. Kara Kuvvetlerinden şehit değildir yazısı gelince, dava açabilecek süreyi geçirmişiz.

Hasan kardeşim ailenin bir diğer ferdinin de dilekçe vermesini istiyor. Üç ay içinde cevap gelmezse veya cevap olumsuz gelirse dava açacağız.

Üç ay geçiyor ve Kara Kuvvetlerinden cevap gelmiyor. Hasan MUTLU kardeşim ailenin vekili olarak davayı açıyor. Artık hakkımızı hukuki yoldan arayacağız.

Nisan son haftası itibariyle Cezmi’nin ablasından whatsapdan Kara Kuvvetlerinin gönderdiği yazıyı okuyorum.

Üç ay içinde gelmeyen cevap, gecikmeli olsa da geliyor. Ve Cezmi kardeşim ŞEHİT statüsünde sayılıyor.

Kara Kuvvetleri, SGK ve gerekli yerlere gereğinin yapılması için yazıları gönderiyor.

Haberi okuyunca ağlıyorum. Gözyaşlarım Cezmi’nin mezarını suluyordu. Çok seviniyorum. Bundan sonra mezarının şehitliğe taşınıp, taşınmaması ailenin tasarrufunda.

Öğreniyorum ki Cezmi’nin anne, baba ve bir ağabeyi rahmetli olmuş. İki abla, bir erkek ve bir kız kardeş hayattalar. Onlar adına da çok seviniyorum. Böyle bir evlada, kardeşe, ağabeye sahip olmak ÖZSEZER ailesine nasip olmuş. 43 yıl sonra şehitliği onaylanan Cezmi ÖZSEZER kardeşim. Rahat uyu! Elbet bir gün kavuşacağız.

Kalın sağlıcakla.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık