• 09 Temmuz 2020, Perşembe 8:43
MehmetERŞAHİN

Mehmet ERŞAHİN

Kurban (1)

Kurban bayramı yaklaşıyor. Kurbanla ilgili dini konular halkımız tarafından sıkça soruluyor. Din İşleri  Yüksek Kurulu bu konularda çok önemli fetvalar vermiştir. Bazı  önemli soru ve cevapları ele alalım:

Kurban  İbadetinin Mahiyeti ve Hükmü Nedir?

Sözlükte yaklaşmak, Allah’a yakınlaşmaya vesile olan şey anlamlarına gelen kurban dinî bir terim olarak, Allah’a yaklaşmak ve O’nun  rızasına ermek  için  ibadet  maksadıyla,  belirli  şartları  taşıyan  hayvanı  usûlüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder  (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, IX, 452).

Kurban bayramında kesilen kurbana  udhiyye, hacda kesilen kurbana ise hedy denir. Akıl sağlığı yerinde, hür, mukim ve dinî ölçülere göre zengin sayılan mümin,  ilâhî  rızayı  kazanmak  gayesiyle  kurbanını  kesmekle  hem  Cenab-ı Hakk’a yaklaşmakta, hem de maddi durumlarının yetersiz olması sebebiyle kurban kesemeyenlere yardımda bulunmaktadır  (Serahsî, el-Mebsût, XII, 8; İbn Nüceym, el-Bahr, VIII, 197).

Bu ibadetin ruhunda Hakk’a yakınlık ve halka  fedakârlıkta  bulunma  anlayışı  vardır.  Kurban,  bir  müslümanın  bütün varlığını,  gerektiğinde  Allah  yolunda  feda  etmeye  hazır  olduğunun  bir nişanesidir. Mezheplerin  çoğuna  göre  udhiyye  kurbanı  kesmek  sünnettir  (İbn Rüşd, Bidâye,  I,  429).  Hanefî  mezhebinde  ise  tercih  edilen  görüş,  kurbanın  vacip olduğudur  (Merğînânî, el-Hidâye, VII, 146). 

Kurban,  -fıkhî  hükmü  ne  olursa  olsun- müslüman toplumların  belirli  simgesi ve şiarı sayılan ibadetlerden biri  olarak  asırlardan  beri  özellikle  milletimizin  dinî  hayatında  önemli bir  yer  tutmaktadır.

Kurbanın dinî dayanağı nedir?

Kurban,  Kur’an-ı  Kerim,  Sünnet  ve  icmâ  ile  sabit  bir  ibadettir.  Kurbanın meşru bir ibadet olduğuna dair Kur’an-ı Kerim’de deliller mevcuttur.

Hz.  İbrahim’in  oğlu  Hz.  İsmail’in  yerine  bir  kurbanın,  Allah  tarafından kendilerine  fidye (kurban) olarak verildiği açıkça bildirilmektedir  (Sâffât, 37/107). Kurbanın  meşruiyetine  işaret  eden  başka  âyetler  de  vardır:

  “Kendilerine  rızık  olarak  verdiği  kurbanlık  hayvanlar  üzerine  belirli  günlerde Allah’ın  adını  ansınlar.  Artık  onlardan  siz  de  yiyin,  yoksula  fakire  de yedirin.”  (Hac, 22/28),  “Her  ümmet  için,  Allah’ın  kendilerine  rızık  olarak verdiği  hayvanlar  üzerine  ismini  ansınlar  diye  kurban  kesmeyi  meşru kıldık.”  (Hac, 22/34),

 “Kurbanlık büyükbaş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin  nişanelerinden  kıldık.  Sizin  için  onlarda  hayır  vardır.  Onlar  saf saf  sıralanmış  dururken  kurban  edeceğinizde  üzerlerine  Allah’ın  adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan yiyin, istemeyen fakire  de  istemek  zorunda  kalan  fakire  de  yedirin.  Şükredesiniz  diye onları böylece sizin hizmetinize verdik. Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan ancak, sizin O’nun için yaptığınız, gösterişten  uzak  amel  ve  ibadettir.”  (Hac, 22/36-37)

Bu  âyetlerde  zikredilen  hayvan  kesiminin,  et  ihtiyacı  temini  için  olmadığı,  bunların  ibadet  amaçlı  birer  uygulama  oldukları  gayet  açıktır.  Et ve  kanların  Allah’a  ulaşamayacağının,  asıl  olanın  ihlâs  ve  takva  olduğunun bizzat âyetin metninde yer alması bunu açıkça ortaya koymaktadır.

Hz. Peygamber  (s.a.s.)  de kurbanı bir ibadet olarak kabul etmiş ve bizzat kendisi de kurban kesmiştir. Hz. Peygamber’in (s.a.s.), meşru kılınmasından itibaren vefat edinceye kadar her yıl kurban kestiği bilinmektedir (Tirmizî, Edâhî, 11; bkz. Buhârî, Hac, 117, 119; Müslim, Edâhî, 17).

Sahih  hadis  kaynaklarında  yer  alan  rivayetlerde,  Hz.  Peygamber(s.a.s.), kurban  bayramında  Allah  katında  en  sevimli  ibadetin  kurban  kesmek olduğunu,  kurbanın  kesilir  kesilmez  Allah  katında  makbul  olacağını ve  kurban  edilen  hayvanın  boynuzu,  tırnağı  da  dâhil  olmak  üzere  her şeyinin  kişinin  hayır  hanesine  yazılacağını  ifade  edip;  bu  ibadetin  Allah rızası  için  yapılmasını  tavsiye  etmiştir  (Tirmizî, Edâhî, 1; İbn Mâce, Edâhî, 3). Ayrıca hicretin ikinci yılından itibaren bugüne kadar müslümanların kurban  kesmeleri,  bu  konuda  görüş  birliği  olduğunu  da  göstermektedir (İbn Kudâme, el-Muğnî, XIII, 360).

Kimler kurban kesmekle yükümlüdür?

Kurban  kesmek,  akıl  sağlığı  yerinde,  büluğa  ermiş  (ergen  olmuş), dinen  zengin  sayılacak  kadar  mal  varlığına  sahip  ve  mukim  olan  her müslümanın yerine getireceği malî bir ibadettir  (Merğînânî, el-Hidâye, VII, 148).

Temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 80.18 gr  altın veya değerinde para  ya  da  eşyaya  sahip  olan  kimselerin  kurban  kesmesi  gerekir  (Mevsılî, el-İhtiyâr, IV, 252-256; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, IX, 452-453).  Ayrıca  kurban  mükellefiyeti  için  aranan  nisabın  üzerinden,  zekâtın  aksine  bir  yıl  geçmesi  şart değildir. (Din İşleri Yüksek Kurulu, Fetvalar s.  345-347).


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık