• 12 Kasım 2020, Perşembe 9:12
MehmetERŞAHİN

Mehmet ERŞAHİN

Evlilikle Büyüyen Aileler

Aileler, evlilikle kurulur, yeni hısımlar ve çocuklarla büyür. Ailenin temelini teşkil eden evlilik, bütün ilâhî dinlerde, kadın ve erkeğin kendilerine özgü bir mahremiyet ve paylaşım alanı oluşturmalarına ve insan soyunun devamına katkı sağlamalarına imkân veren yegâne meşrû ilişki olarak kabul edilmiştir.

İslâm’da hayatın çeşitli alanlarına dair pek çok düzenleme Kur’an ve Sünnet’te ortaya konan genel ilkeler ve amaçlar çerçevesinde ihtiyaçlara, zaman ve şartlara göre İslâm toplumunun takdirine bırakılırken evlenme ve aile ile ilgili belli başlı hükümlerin doğrudan Kur’an tarafından belirlenmiş olması ve bu hükümlerin Hz. Peygamber (sav) tarafından genişçe açıklanıp uygulanması, İslâm dininin evlilik ve aile kurumuna atfettiği önemin bir ifadesidir (Fahrettin Atar, Nikah, c. 33, s. 112).

Aileyi teşkil eden fertler devirlere, bölgelere, sosyal ve iktisadî yapıya göre değişmektedir.

Aile, geniş ve dar aile şeklinde iki çeşit olarak tarif edilmektedir:

1. Geniş aile, bir aile reisinin başkanlığında eş, çocuk, torun, gelin, damat, amca, dayı, hala ve teyzelerden oluşmaktadır. Ailenin ataerkil veya anaerkil oluşuna göre onu meydana getiren fertler de değişmektedir.

2. Dar veya çekirdek aile ise bir karı koca ile çocuklardan meydana gelmektedir.

Aile “akrabalık ilişkisiyle birbirlerine bağlanan fertlerin bir araya getirdiği topluluk” şeklinde tanımlanmaktadır. (Mehmet Akif Aydın, Aile, DİA, c. 2, s. 196).

Bu tanıma göre ister geniş olsun ister dar veya çekirdek olsun aile, akrabalık ilişkisiyle birbirlerine bağlanan fertlerle genişlemekte ve çocuklarla da ailenin devamlılığı ve büyümesi devam etmektedir.

Bu bakımdan yüce dinimiz İslam, aileye ve akrabalık ilişkilerinin güçlendirilmesine büyük önem vermektedir.

Akraba, kişiye nesep bakımından yakın olan kimseleri ifade etmektedir. İslam hukukunda kişinin neslinden geldiği baba, dede, ana, nine... gibi yakınlarına usûl, onun neslini sürdüren oğul, kız ve bunların çocuklarına da fürû denir. Bununla birlikte ana, baba ve çocuklar için örfen akraba tabiri kullanılmaz.

Kan akrabalığından ayrı olarak evlilikten doğan akrabalık, “karâbetü’l-müsâhere” (sıhrıyet ve ve evlilik yoluyla hısım ve akrabalık), süt akrabalığı da “karâbetü’r-radâ” ile ifade edilir.

Akrabalık bu vasfı taşıyanlara karşılıklı birtakım hak ve vazifeler yükler. Bu durum, ahlâkî vazifeleri de içine alacak şekilde “akrabalık hukuku” tabiriyle ifade edilir.

Kur’ân-ı Kerîm ve hadislerde akrabalık bağlarının karşılıklı ziyaret, haberleşme, maddî ve mânevî yardımlaşma gibi çeşitli yollarla korunması ve güçlendirilmesi üzerinde hassasiyetle durulur.

Akraba arasındaki bu ilişkiye dinî-ahlâkî bir tabir olarak sıla-i rahim denir. Sıla-i rahim, “akrabalık bağlarını yaşatmayı, akrabaların birbirini ziyaret etmesini ve iyi ilişkiler kurmasını” ifade eden ahlâk terimidir (Mustafa Çağrıcı, Sıla-i Rahim, c. 37, s. 112).

Bir âyette, “Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının” (en-Nisâ 4/1) buyrulur. Hz. Peygamber de “Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin; Allah’a ve âhiret gününe iman eden sıla-i rahimde bulunsun” (Buhârî, “Edeb”, 31, 85) hadisi ile bunun önemine işaret etmiştir. Bu bakımdan akraba ile bağları ve münasebetleri kesmek bütün fakihlere göre haram kabul edilmiştir. Diğer taraftan İslâm, akrabalığı yalnız kan bağıyla sınırlamamış, evlilik ve süt emzirmeyi de birtakım dinî ve hukukî sonuçlar doğuracak şekilde akrabalık bağı oluşturan unsurlar kabul etmiştir (Vecdi Akyüz, Akraba, DİA, c .2, s. 285).

Evlilik yoluyla kayınpeder, kayınvalide, kayınbirader, baldız, görümce gibi hısımlarımız olur.

Böylece aile, karı kocanın anne ve babası, kardeşleri ve akrabalarıyla büyümüş ve genişlemiştir. Evliliğin ilk yıllarında aileler arasında bir sevgi ve saygının oluşması, karı kocanın birbirlerinin anne ve babasına, kardeş ve akrabalarına güzel ahlak ile muamele etmesiyle sağlanır.

İki taraf, birbirinin aile ve akrabasına iyi davrandığı sürece evlilik hayatı da büyük ölçüde iyi geçim esasına göre yolunda seyrini sürdürür. Bu evlilikten çocuklar dünyaya geldikçe aile nüfusunda da artış devam eder. Ayrıca çocuklar açısından, aileden aileye değişiklik göstermekle birlikte genellikle kardeş (abi, abla veya küçük kardeş), dede (büyük baba), nine (anneanne, babaanne veya büyük anne), amca, hala, dayı, teyze gibi aile içinde ve akrabalarda anlamlı bir zenginlik söz konusu olur.

Çocuk eğitiminde ve çocukların mutlu bir şekilde yetiştirilmesinde bütün bu sayılan aile fertlerinin ve yakınlarının yeri ve önemi çok büyüktür. Bu bakımdan da mutlu ve huzurlu aileler ve çocuklar, güçlü aile ve akrabalık bağı olan aileler ve çocuklardır. Ailesiyle ve akrabalarıyla sürekli sorun yaşayanların ve çatışma halinde olanların çok huzurlu ve mutlu olduklarını ifade etmek zordur. Çünkü aile ve akraba içi iletişimsizlik, karşılıklı veya tek taraflı incitici söz ve davranışlar, kırgınlıklara, küskünlüklere ve bağların kopmasına hatta düşmanlıklara yol açabilir. Bu durum da aile ve akraba fertlerinin huzursuzluk ve mutsuzluklarına sebep olabilir.

O halde evlilikle büyüyen aile yapımızı güçlü kılmak için bütün tedbirleri almalıyız. Çocuklarımızı sıcak aile ortamında sevgiyle büyütmeye gayret etmeliyiz. Eşlerin birbirine ve çocuklarına sahip çıkması, akrabalık bağlarını güçlü tutmaya özen göstermesi hem kendileri hem de bütün toplum açısından çok gereklidir. Çünkü güçlü toplumlar ve devletler, güçlü ailelerden oluşmaktadır.

Ne mutlu ailesine ve akrabalarına önem verenlere, aile ve akrabalık bağlarını güçlü tutanlara…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık