• 08 Şubat 2017, Çarşamba 7:16
MehmetERŞAHİN

Mehmet ERŞAHİN

Anne ve Babaların Çocukları Arasında Adaleti Gözetmesi

Anne babanın çocuklarına karşı başlıca görevlerinden biri de aralarında herhangi bir ayırım yapmaksızın, onlara karşı eşit muamelede bulunmaktır. Böyle bir davranış, onların görevi olduğu kadar, çocuğun da tabi hakkıdır. Çocukların kız-erkek, büyük-küçük olması sonucu değiştirmez.

Hz. Peygamber hediyeleşmenin sevgiye (Mâlik, Muvatta', Hüsnü'l-Huluk, 16) ve kişinin içindeki kin ve nefretin ortadan kalkmasına vesile olacağını ifade buyurmuştur (Tirmizî, Velâ,6).

Hediyeleşmenin de gayet tabiî olarak öncelikle anne ve baba ile çocukları arasında olması beklenir. Ancak gayesi sevgi ve kaynaşmayı sağlayıp kin ve nefreti gidermek olan bağış, çocuklar arasında, birini ötekine üstün tutarak yapıldığında, sevgi ve kaynaşmayı ortadan kaldırıp, kin nefret ve husumetin doğmasına yol açmaktadır.

 

 Hz. Peygamber (sav) Efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde, "Bir öpücükle bile olsa çocuklarınız arasında ayırımcılık yapmayın."(Abdurrazzâk, el-Musannef, Beyrut, 1970-72, IX, 99-100)  buyurarak dikkatlerimizi bu hassas noktaya çekmektedir. Anne ve baba yalnız hediyeleşmede değil, çocuklara gösterilen sevgi, şefkat ve ilgide de adaletli olmaya çalışmalıdır. Ancak burada söz konusu olan, insanın iradesini aşan duygular değil, dışa yansıyan her türlü davranışta eşitliktir. Anne ve baba, bazı çocuklarına karşı, ellerinde olmayarak daha çok sevgi besleyebilirler. 

Gerçek şu ki, mirasçılara vasiyet yapılmasının yasaklanmasının temelinde de yakın akraba arasında ayırım yapmayı engelleme, mal dağılım ve bölüşümü nedeniyle aralarında huzursuzluk meydana gelmesini önleme düşüncesi yatmaktadır. Öteden beri bazı ailelerin, çeşitli nedenlerle çocuklarından bazısına farklı muamelede bulundukları bilinen bir gerçektir. Bu durum bazen sevgide bazen mal bağışında bazen de her ikisinde kendini göstermektedir.

 

Kuşkusuz bunda, çocuklardan birinin anne ve babasına karşı diğer kardeşlerine oranla daha çok hürmet gösterip iyi davranması, ailenin işlerini yürütmesi, hasta veya özürlü olması, kız ya da erkek olması gibi hususlar rol oynamaktadır. Bu farklı muamele sonuçta kardeşler arasında kin, nefret ve husumetin doğmasına, kendisine farklı davranıldığına inanan çocuklar nezdinde de anne ve babanın saygınlığını yitirmesine  yol açmakta ve böylece toplumun temel taşı konumundaki aile kurumunun temellerinin sarsılmasına sebebiyet vermektedir.

 

Kur'an-ı Kerim, Hz. Yusuf ile kardeşleri arasında cereyan eden olaylara yer vermek suretiyle, anne babanın, gönlünde olanları dışa yansıtıp çocuklar arasında ayırım  yaparak, birini diğerine üstün tutmasının yol açabileceği felaketin boyutlarını gözlerimiz önüne sermekte ve kardeşleri, Yusuf ve Bünyamin'i babalarının kendilerinden daha çok sevdiğini düşünerek Hz. Yusuf'u ortadan kaldıracak bir planı, hazırlayıp yürürlüğe koyduklarını anlatmaktadır.

 

Sahabeden Beşir b. Sa'd, oğlu Nu'man'a bir (arsa veya köle) hibede bulunmak istediğinde eşi Hz. Peygamber'i buna şahit tutmasını ister. Beşir bunun için Resûl-i Ekrem'e gelir ve olayı anlatır. Hz. Peygamber, "Öteki çocuklarına da bir şey bağışladın mı?" diye sorar. Hayır cevabını alınca da şöyle buyurur: "Allah'a karşı sorumluluk bilinci içinde olun ve çocuklarınız arasında adaletli davranın" (Buhârî, Hîbe,12; Müslim Hibât,13).

 

Hz. Peygamberin bu ifadesinden sonra Beşir b. Sa'd hîbesinden dönmüştür (Müslim Hibât,13). Konuyla ilgili bir başka hadislerinde ise Hz. Peygamber, "Bağış konusunda çocuklarınıza eşit davranın. Şayet birisini tercih etmem gerekseydi, kadınları erkeklere tercih ederdim" buyurur (Said b. Mansur, es-Sünen, I,97). 

Bağışın amacı, ihtiyaç sahiplerinin sıkıntılarının giderilerek onların gönüllerinin kazanılmasıdır. Çocuklar arasında, birinin ötekilerden üstün tutularak yapılan bağışın bu amaca hizmet etmesi bir yana, onlar arasına kin ve nefret tohumlarının ekilmesine ve aile içinde huzursuzlukların çıkmasına neden olmaktadır.

 

Buna göre anne ve babanın; Hz. Peygamber (s.a.v.), "Allah'a karşı sorumluluk bilinci içinde olun ve çocuklarınız arasında adaleti gözetin" buyruğuna uyarak hibe, hediye gibi maddî konularda adaleti gözetmesi ve çocukları arasında ayırım yapmaması önemli bir esastır.

Ancak çocuklardan biri veya bir kısmının, tedavisi imkânsız bir hastalığa yakalanması, a'ma (görme engelli) gibi engelli olması, büyük bir borç yükü altında bulunması, ailesi kalabalık olup geçim sıkıntısı çekmesi, ilmî faaliyetlerde bulunup da ihtiyaç içinde olması gibi sebeplerle ötekilerden daha muhtaç durumda olmaları halinde, kendilerine ihtiyaçları oranında fazla verilebilir. Şu kadar var ki, mümkün olduğu takdirde bu konuda diğer çocukların da rızalarının alınması daha uygun olur.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık