• 11 Temmuz 2020, Cumartesi 9:31
HaticeERDEN

Hatice ERDEN

Yaşlı Adam ve Gürültücü Öğrenciler

Yaşlı bir adam emekli olduktan sonra bir lisenin yanında küçük bir ev aldı. Emekliliğinin ilk bir kaç haftasını huzur içinde geçirdi ama ders yılı başlayınca huzuru kaçtı. Okulların açıldığı ilk günden başlayarak öğrenciler, dersten çıkar çıkmaz yollarının üzerindeki her çöp bidonunu tekmeliyorlar, anlamsız sesler çıkararak bağırıp, çağrıyorlar, dayanılmaz gürültüler yapıyorlardı. Çocukların gürültülerinin dinmek tükenmek bilmeyeceğini anlayan yaşlı adam, bu işe bir son verebilmek için kurnazca bir çözüm buldu. Ertesi gün çocuklar öğrenciler okuldan çıkıp, yine dayanılmaz gürültüler yaparak evinin önünden geçerken yaşlı adam dışarı çıktı, onlara bir öneride bulundu.

"Siz hepiniz çok tatlı çocuklarsınız, çok da eğleniyorsunuz" dedi.

"Bu neşenizi sürdürmenizi istiyorum sizden. Ben de sizlerin yaşındayken aynı biçimde gürültüler çıkarmaktan hoşlanırdım. Siz bana gençliğimi anımsatıyorsunuz. Eğer her gün buradan geçer ve gürültü yaparsanız size her gün bir dolar veririm. Kabul mü?."

Bu öneri çocukların çok hoşuna gitti. Her gün hem eğleniyorlar, hem bol bol gürültü yapıyorlar, hem de bir dolar para kazanıyorlardı.

Bu durum bir hafta bu biçimde sürdükten sonra bir gün yaşlı adam çocukları yine durdurdu ve onlara kısa bir açıklama yaptı:

"Çocuklar, yaşam pahalılığı, enflasyon beni de etkilemeye başladı" dedi. "Bugünden sonra size ancak elli sent verebileceğim. Beni anlayışla karşılayacağınızı umarım."

Bu durumdan pek hoşlanmamalarına karşın çocuklar yaşlı adama anlayış gösterdiler ve günlük gürültülerini elli sent karşıladığında yapmayı kabul ettiler. Aradan birkaç gün daha geçtikten sonra yaşlı adam bir gün çocukları yine durdurdu ve onlara bir durum açıklaması daha yapmak zorunda kaldığını bildirdi:

"Bakın, bizim emekli paralarını gününde ödemiyorlar" dedi.

"Durumum biraz sıkışık. Üzülerek söylüyorum ama yapabileceğim başka bir şey yok. Bundan sonra size ancak yirmi beş sent verebileceğim. Tamam mı?.. Anlaştık mı?"

Yaşlı adamın bu son önerisi, çocukların hiç de hoşuna gitmedi. "Olanaksız bayım" dedi içlerinden biri. "Günde yirmi beş sent için bu işi yapacağımızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Kusura bakmayın ama, biz işi bırakıyoruz."

Tabi çocuklar işi bıraktı ücret almadıkları için de gürültü yapmaktan vaz geçtiler. Çünkü bu işin para eder bir değeri olduğunu düşündürmeyi başarmıştı yaşlı adam onlara. Ama ederini ödeyecek parasının da olmadığını söyleyince çocuklar işi bırakmayı tercih ettiler.

Yaşlı adamın bu küçük oyunu olmasa ve çocukları sürekli uyarıp azarlasa idi belki de onları durdurması imkansız olacaktı. Ama herkesin anladığı dilden konuşmak da böyle bir şey olmalı. Adam oynadığı oyun cebinden çıkan biraz para ve kavgasız gürültüsüz gelen bir sessizlikle sonuçlandı. Yani istediği oldu. hem de kırmadan dökmeden. Çocukları üzmeden, incitmeden.

Keşke hepimiz böyle olabilsek. Yanlışı yanlışla göstermek için diretmek yerine doğruyu kendilerinin seçmelerini sağlayabilsek çocuklara, gençlere. Ben büyüğüm benim tecrübelerim var deyip diretmek yerine senin de kararların var sen ver kararını seçeneğini önlerine koyabilsek. Hedd, hödd demekle olmayacağını önce bizler anlayabilsek ki çocuklarında anlamasını sağlayabilsek. Şu an bu yaşlı amca gibi insanlardan yok. Ya da çok az ve ben hiç rastlamadım. Ama hepimizin bu amca gibi olmasını çok isterim. Ne güzel olurduk o zaman. Ne güzel olurdu çocuklarımız. O çocuklar ne güzel büyür ve ne güzel yetişkinler olurlardı. O yetişkinler de ne güzel evlatlar yetiştirirdi…

Belki şimdi değil ama bir gün hepimiz bu amca gibi olmayı başarabiliriz inşallah….


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık