• 30 Kasım 2019, Cumartesi 9:51
HaticeERDEN

Hatice ERDEN

İKİ KÜS KARDEŞ

Çeşitli küslüklerle, ufak kavgalarla ortaklıklarına son vermiş, satışlarını düşürmüş hatta fabrikalarının kapılarına kilit vurmuş onlarca hatta yüzlerce firma varken, birbirine küs hatta düşmanlık seviyesinde duygulara sahip olan iki kardeşin hikayesini paylaşmak istiyorum sizinle…

Bir zamanlar, birbirine bitişik iki çiftlikte yasayan iki erkek kardeş

vardı. Günlerden bir gün bu iki kardeş arasında bir anlaşmazlık baş

gösterdi. İki kardeş arasında o zamana değin ilk kez görülen anlaşmazlık,

giderek büyüdü ve kardeşler arasında ayrılığa neden oldu. İki kardeş,

birbirlerine yalnızca küsmekle kalmadılar,

yıllardır ortaklaşa kullandıkları tarım makinelerine değin sahip oldukları

tüm araç gereçlerini ve mal varlıklarını da ayırdılar. Küçük bir yanlış

anlama sonucu başlayan anlaşmazlığı izleyen ayrılık, giderek büyüyen bir

uçuruma dönüştü ve en sonunda yerini, karşılıklı kullanılan hoş olmayan

sözlere bıraktı. Bunun arkasından da beklenenler oldu ve kardeşler

arasında önce şiddetli bir kavga, sonra da ürkütücü bir sessizlik

yaşanmaya başladı.

Bir sabah, bu iki kardeşten büyüğünün kapısına bir usta geldi. Elinde

büyük bir marangoz çantası vardı. Ev sahibinden geçici bir iş istedi :- -

"Yapılacak ufak tefek bir işiniz varsa, size yardımcı olmak isterim",

dedi. "Elimden hemen her iş gelir. Birkaç gün çalışırım, işi bitiririm."

Büyük kardeşin aklına o an bir "iş” geldi.

- "Evet, sana göre bir işim var" dedi ve küçük kardeşinin çiftliğini

işaret etti. "Şu derenin karşısındaki çiftlik, komşumundur. Daha doğrusu,

benim küçük kardeşime aittir o çiftlik. Geçen haftaya dek benim

çiftliğimle onun çiftliği arasında bir otlak vardı. Sonra o, buldozeriyle

oraya ırmak bendi yaptı ve şimdi aramızda, otlak yerine, çiftliklerimizi

birbirinden ayıran bir dere var." İş isteyen adam, büyük kardeşin

söylediklerini dikkatle

dinledikten sonra sordu :

- "Benden ne yapmamı istiyorsunuz?" dedi. Büyük kardeş önce kuşkusunu,

sonra da kararını açıkladı :- - "Kardeşim bunu, bana acı vermek için

yapmış olabilir", dedi. "Fakat şimdi ben, onun yaptığından daha büyük bir

şey yapacağım." Bunları söyledikten sonra adamı aldı, ahırların olduğu

yere götürdü ve duvarın dibinde yığılı duran kütükleri gösterdi."Senden,

bu kütükleri kullanarak, iki çiftlik arasında üç metre yükseklikte bir çit

yapmanı istiyorum" , dedi. "Kaç gün çalışırsan çalış, nasıl yaparsan yap

ama bana öyle bir çit yap ki, gözlerim kardeşimin çiftliğini artık görmek

zorunda kalmasın".

İş arayan usta, başını salladı:- - "Sanırım durumu anladım, efendim",

dedi. "Şimdi bana çivilerin, kazma küreğin yerini gösterin ki hemen işime

başlayayım. Büyük kardeş ustaya kazma, küreğin ve çivilerin olduğu yeri

gösterdikten sonra, alışveriş yapmak için kasabaya gitti. Usta ise,tüm gün

boyunca ölçerek, keserek, çivileyerek sıkı bir biçimde çalışmaya koyuldu.

Akşam güneş batarken o işini bitirmiş, çiftlik sahibi büyük kardeş ise

alışverişini tamamlamış, kasabadan dönüyordu. Çiftliğe gelir gelmez

ustanın yaptıklarına baktı ve şaşkınlıktan gözleri, yuvalarından

fırlayacakmış gibi açıldı. Karşısında, yapılmasını istediği çit yoktu ama,

derenin bir yakasından öteki yakasına uzanan görkemli bir köprü vardı.

Biri kendi çiftliğinin toprağına, öteki küçük kardeşinin çiftliğinin

toprağına oturtulmuş sağlam iki ayak üzerinde, yanlarındaki korkuluklarına

varıncaya dek tüm ayrıntılarıyla yapılmış ve tam anlamıyla "usta işi"

denilecek kusursuzlukta bir köprü uzanıyordu.

Büyük kardeş, hâlâ geçmeyen şaşkınlığıyla bu köprüyü seyrederken, karşıdan

birinin geldiğini gördü. Dikkatle baktığında gelen kişinin, komşusu, yani

küçük kardeşi olduğunu anladı. Kardeşi, kollarını iki yana açmış olarak

köprünün karşı ucundan kendisine doğru yürüyordu :

- - "Benim sana karşı yaptığım bunca haksızlığa ve söylediğim bunca kötü

sözlere karşın sen, bu köprüyü yaptırarak ne denli iyi ve ne denli büyük

bir insan olduğunu gösterdin", dedi ağabeyine. "Şimdi bir büyüklük daha

yap ve sen de kollarını açarak bana gel..."

Köprünün iki ucundan ortaya doğru yürüyen kardeşler, köprünün ortasında

bir araya geldiler ve özlemle kucaklaştılar. Büyük kardeş bir ara arkasına

baktığında, çantasını toplayıp, oradan ayrılmakta olan ustayı gördü.

- - "Gitme, dur, bekle?" diye seslendi ona. "Sana yaptıracağım birkaç iş

daha var, çiftliğimde..." Usta gülümsedi : - - "Ben buradaki işimi

tamamladım, gitmem gerek", dedi ve ekledi : "Yapmam gereken daha çok köprü

var..."

"Köprüleri kurabilecek gücünüz hiç eksik olmasın, Köprüleri kurduktan

sonra da, yıkılmaması için sık sık bakımını yapın, yani sevdiklerinize

zaman ayırın, o köprü yoluyla sık sık gönüllerini ziyaret edin."


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık