• 19 Eylül 2020, Cumartesi 9:10
HaticeERDEN

Hatice ERDEN

HABİB BABA

Doğu Anadolu’dan, Habib Baba isimli bir şahıs, 4.Murad devrinde, gemiyle Hacca gitmek için İstanbul’a gelmiş. Fakat ne yazık ki, Hacca giden gemiye yetişememiş. “Bunda da vardır bir hayır” demiş içinden…

Aylarca yol aldığından toza toprağa batmış, yaralar içinde kalmış, uyuz olmuş. Memleketine dönmeden önce güzelce bir yıkanıp temizlenmek amacıyla bir hamama gelmiş.

Yıkanmak istediğini söylediği hamamcıdan red cevabını alınca sebebini sormuş.

Büyük Sultan Murad Han’ın vezirleri vardır hamamda. Kimseyi almamam için emir verdiler, diye cevaplamış hamamcı.

Yıkanmadan bu uyuz illetinden kurtulamayacağını bilen Habib Baba, adeta yalvarmış hamamcıya :

İzin ver evladım, bir köşede yıkanıvereyim. Kimseler fark etmez beni.

Hamamcı, yaşlı adamın ısrarlarına dayanamamış, vezirlere görünmeden yıkanması için sıkı sıkı tembihte bulunduktan sonra içeriye almış.

Biraz sonra, hamama, tebdil-i kıyafet, Sultan 4.Murad Han’da gelmiş, yıkanmak istediğini söylemiş. Hamamcı aynı şekilde, tanıyamadığı bu gence de durumu anlatmış, içeri alamayacağını söylemiş. Sultan’ın ısrarları hamamcıyı bir kez daha yumuşatmış, O’nu da sıkı sıkı tembihledikten sonra, Habib Baba’nın yanına göndermiş.

Başlamışlar beraberce yıkanmaya. Birbirlerine su döküyor, sırayla sırtlarını keseliyorlarmış. Bir ara 4.Murad ihtiyarın düşüncelerini öğrenmek amacıyla sormuş:

Sen de istemez miydin baba şöyle vezir olmayı? Baksana koskoca hamamı kapatmış, gönüllerince yıkanıyorlar. Biz ise şu daracık alanda debelenip dururuz. 

A be evladım, demiş Habib Baba. Böyle vezir olacaksın da ne olacak?

Şu dünyada öyle bir Sultana vezir olacaksın ki, vezirlerinin bile karşısında tir tir titrediği Sultana, senin uyuzlu sırtını keseletsin…

Habib Baba ne güzel ifade etmiş doğruyu. Boşuna dememişler kula kulluk edilmez diye. Olaya bir göz atacak olursak Habib Babanın uyuzlu sırtını keseleyen kişinin 4. Murat olduğunu vezirleri orada öğrenseler, tamda Habib Babanın dediği gibi korkudan tir tir titrerler. Affı bağış isteyerek eteklerini öperlerdi. Sulatanlarından boyunları bükük özür dilerlerdi. Koca hamamı kapatıp keyif içinde yıkanan o vezirlerden eser kalmazdı.

Habib Babaya gelince hamama girdikten sonra değil vezirler hamamcı bile uyuzlu sırtına kese atmazdı. Kendisinin yıkanıp bir an evvel gitmesini isterdi. Sultana böyle bir şeyin teklifi bile düşünülemezdi. Ama sultanların sultanı yaradan ise isteyen uyuzlu bir sırtı sultana keseletebilir. Tüm köprüler yıkılır koca sultan ile uyuz baş başa kalır. Ne Habib baba bir şey yapabilir nede Sultan. Herkes hükümsüzdür Yaradan ol deyince. Olmayacaklar olur. İşin sırrı ne vezirlikte nede sultanlıktadır. İşin sırrı tektir ve açıkça ortadadır. Yaradana sığınmak ve yaradana inanmak. Gerisi sizin beklemediğiniz şekilde şekillenir ve yol alır….


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık