• 05 Aralık 2019, Perşembe 8:12
HasanMERT

Hasan MERT

Şeb’i Arûs ve Vefâ Vakti

Allah’a hamd, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e salât ederim.

Bu yıl Mevlana’nın 746. Vuslat yılı olan “Şeb’iArûs” un konusu “vefâ vakti” olarak belirlenmiştir. 7-17 Aralık tarihleri arasında Konya’mız için çok büyük katkıları olan bu merasim için emeği geçenleri kutlarım. Kolaylıklar ve başarılar diliyorum. Dünyanın dört bir tarafından Konya’mıza gelenlere bu çerçevede değerlerimizin tanıtılması bir fırsat oluşturacaktır.

Hz. Mevlana der ki: “Dostlarını daima vefâ ile hatırla. Arayan sen ol, bulan sen tanıyan sen ol, kucaklayan yine sen. Kula vefâsı olmayanın, Hakk'a vefâsı olmaz.” 

Vefa Zamanı:

“Vefâ, unutmamayı bilenler içindir” der Mevlâna.

Vefâ, sevginin, sıcak bir sohbetin, huzurun adresidir. Kendisine yapılan iyiliğin karşılığını vermek, alçakgönüllülük göstermek, dostlukların kıymetini bilmek, samimi ve sadık olmak bizi vefâya götürür.

Sosyal iletişim ağlarının hızla yayıldığı günümüzde manevi değerlerimizi de hızla yitiriyoruz.

Bireyleri arasında vefa olmayan toplumlarda güven sarsılır ve sosyal bir çözülme başlar.

Vefakârlık dostlukların, sevginin, kardeşliğin devamını sağlar.

Günlük hayatın akışı içinde yeni konuşmaya başlayan çocuğumuza verdiğimiz sözden, nikâhta eşlerimize verdiğimiz söze ki bu manevi boyutuyla bir misak, hukuki boyutuyla bir akit, ahlakî boyutuyla ise bir ahittir. İş anlaşmalarından topyekûn millete verdiğimiz söze varıncaya kadar, her söz sorumluluktur.Ve verdiğimiz her söze karşı ahde vefâmız, aslında Allah’a verdiğimiz söze/misaka sadık kaldığımızın bir göstergesidir.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’de çevresindekilere küçük yaştan itibaren vefâkâr davranmanın önemini aşılamıştır. En küçük iyilikler için dahi vefâ gerektiğine vurgu yapan Allah Rasulü, Hz. Muhammed(s.a.v.) iyi ve kötü günde beraber olan, hüznü ve sevinçleri birlikte yaşayan eşlerin ve aile fertlerinin birbirlerine karşı vefâkârlığına özel bir vurgu yapmış ve kendisi de bunun en güzel örneklerini sergilemiştir. Unutulmamalıdır ki verilen sözlerin tutulması, ahde vefâ, K. Kerimde; “

“Hayır, öyle değil! Her kim ahdine vefa gös­terir ve sakınırsa, bilsin ki Allah o sakınanları sever.”(1) antlaşmalara riayet, birey olarak kurtuluş vesilesi, toplum olarak da huzur ve barış unsurudur. Tutulmayan söz, yerine getirilmeyen vaat, şartlarına riayet edilmeyen anlaşma ise toplumsal çöküşü hızlandıracak, ahirette de bize büyük sorumluluklar yükleyecektir. Söz, Müslüman’ın onurudur. Söze sadakat, dünyada onur ve güven, ahirette ise Yüce Allah’ın iltifat ve rızasını kazanmaktır.

            Mesaj, düşünce ve görüşleri çağını aşıp bugüne kadar gelmiş olan Mevlana Celaleddin Rumî, cemaate, birliğe ve mânâ toplumuna verdiği anlamla 13. Yüzyıldan postmodern zamanlara toplum hakkında “sosyolojik yansımalar”da bulunmaktadır.

Mevlânâ’nın cemaat, toplum, toplumun birliği, sûret, mânâ vemânâ toplumu gibi konularda ortaya koyduğu izah ve yaklaşımların, günümüz sosyolojisine katkı sunacak önemli hususlar içerdiğini varsaymaktadır.

Mevlânâ’nın mânâ toplumu, doğuştan ve tabiatı gereği toplumsal varlıklar olan insanların birlikteliği olan toplumun öz, amaç ve mâna üzerine yeniden, bilinçli olarak kurulmuş türünü ifade eder. Mânâ toplumunda, toplumsal birlik, bütünleşme, dayanışma gerçekten de çok önemlidir. O nedenle Mesnevî’de bu konu üzerinde ısrarla durur. “Topluluk rahmettir”(2) hadis-i şerifini bilen, bu hadisin anlam içeriğinin farkında olan, “topluluk güçtür” felsefesiyle hareket eden mânâ bilincine sahip insanların oluşturduğu toplumda, farklı düşünce ve yaratılıştaki insanlar, tıpkı arslan, kurt ve tilkinin birlikte avlanmaya gitmeleri misali, toplumda birlikte yaşarlar.(3) Mevlanâ, toplumla birlikte yaşamayı, toplumun sorunlarıyla yüzleşmeyi, dostlar edinerek toplumsallaşmayı Sünnet’in ta kendisi olarak görmektedir. Aslında burada Sünnet’le hem Hz. Peygamber’in Sünnet’ine hem de Ehl-iSünnet ve’l-Cemaat’e işaret vardır.

Bir adamın bir çok hüner. fen ve bilgi sahibi olduğuna bakma! Verdiği sözde duruyor mu?

Vefâsı var mı? Asıl ona bak! Hak’la ettiği sözleşmeyi yerine getiriyorsa, vefâlıysa onu istediğin kadar öv! Onun iyi vasıflarını bir bir say! O, senin övdüğünden, saydığın meziyetlerden daha üstün bir kişidir.” Hz. Mevlana

Vefâ  için yapılması gerekenler olduğu gibi vefâsızlıktan da sakınılması gerekmektedir.

"Vefa insana yakışır""Vefasızlığa dur demeliyiz"

K.Kerim de:” Sana yeminle bağlılık sözü verenler gerçekte bu sözü Allah'a vermiş oluyorlar, Allah'ın eli onların elleri üzerindedir. Bu sebeple kim Allah'a verdiği ahdi bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur, Allah'a verdiği sözün gereğini yerine getirene ise Allah yakında büyük ödül verecektir.” (4 ) 

…“Aşk kervan” Konya’ya yaklaşınca Sultan Veled, Mevlânâ’ya bir müjdeci gönderdi. Mevlânâ, müjdeyi alır almaz, müjdeciye eğnindeki feraceyi, üstündeki elbiseyi, başındaki sarığı, bütün varını yoğunu verdi.

“- Daha ne varsa verin!” diyor ve en güzel gazellerinden biriyle şöyle sesleniyordu:….”(5)

Çünkü her insan, imtihan edilmek üzere geldiği bu dünyada, ruhlar âleminde sahip olduğu değere sadâkatini ispat ettiği takdirde hakikat ile muhatap olacaktır. Bir odun parçasından veya çakıl taşından hiç kimse vefâ beklemez. Vefâ, insana yakışan ve insana has bir özelliktir.

Vefâkar dostlarla huzurlu bir ömür geçirme dileğiyle…

Dipnotlar:

(1)(Al-i İmran, 76.

(2)(Tirmizî, fiten 7)

(3)1313 Gölpınarlı, Mesnevî ve Şerhi, I, 517 vd.; II, 327 vd.

(4)5- Fetih Suresi: 10.

(5) Mevlânâ’nın hakikat arayış’ında 'şems kılavuzluğu Kadir ÖZKÖSE Pdfmarife, yıl. 7, sayı. 3, kış 2007, s. 225-244


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık