• 29 Mayıs 2020, Cuma 10:18
HasanMERT

Hasan MERT

Kalblerin Hastalıklardan Korunması (1)

Allah’a hamd, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e salât ederim.

Dünyayı ve ülkemizi etkisi altında bırakan CORONA – 19 virüsü nedeniyle hayatımızdan pek çok şey kayboldu….

Bütün dikkatler virüsün etkilediği insanların ölüme varan bir süreçten bahsediliyor.Tedbirler alınıyor.Hastalıklardan korunmak bir vazife olduğu için tedbirler alınıyor ve alınmaya devam ediliyor. Hastalıklar dünyaya dalıp âhireti unutan insanları gaflet uykusundan uyarmak ve hastayı günahlardan temizlemek için İlahî bir memur olarak gelirler.

Evet, hastalık yapan mikroplar başıboş değillerdir. Onların dizgini Allah'ın elindedir. Hikmeti icabı o memurlarını dostlarına da, düşmanlarına da gönderir.

Çünkü vücudumuz, âzâ ve cihazlarımız O'nun mülküdür. O kendi mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Esma-i hüsnasının nakışlarını göstermek için çok haller içinde bizleri çevirir, çok vaziyetlerde değiştirir. Çok kere sağlık ve afiyet verir, bazen de hastalık verir.

Allah'ın yaptığı her şey ya bizzat veya neticesi itibariyle güzeldir.

O'ndan gelen hastalık da hoş, ihtiyarlık da hoş, ölüm de hoştur. Nuru da hoş, nârı da hoş...

"İnsan bu dünyaya yalnız güzel yaşamak, rahatla ve safa ile ömür geçirmek için gelmemiştir. Belki azbir sermaye elinde bulunan insan, burada ticaretle ebedî, daimî bir hayatın saadetine çalışmak için gelmiştir. Onun eline verilen sermaye de ömürdür. Eğer hastalık olmazsa, sıhhat ve afiyet gaflet verir, dünyayı hoş gösterir, âhireti unutturur, kabri ve ölümü hatırına getirmek istemiyor. Ömür sermayesini bâd-i hevâ, boş yere sarfettiriyor."

Hastalıksa ilahî bir memur olarak gelir, ikaz eder, gözünü açtırır, insanın vücuduna ve cesedine der ki:

"Lâyemut değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var, gururu bırak, seni Yaratan'ı düşün, kabre gireceğini bil, öyle hazırlan!"

Ve yine hastalık der ki:

"Senin vücudun taştan, demirden değildir. Belki daima ayrılmaya müsait muhtelif maddelerden terkip edilmiştir. Gururu bırak, aczini anla, Mâlik'ini tanı, vazifeni bil, dünyaya niçin geldiğini öğren!"(Alıntı)

"Resulullah (s.a.v.)buyurdular ki:

"Bir yerde veba çıktığını duyarsanız oraya girmeyiniz, bulunduğunuz yerde veba çıkmışsa oradan ayrılmayınız."

Cihan Padişahı Kanûnî Sultan Süleyman, bir nefes alıp verecek kadar sağlık içinde olmanın; dünyanın bütün nimetlerinden değerli olduğunu şöyle ifade etmiştir:

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”

 

Buradan şuraya gelmek istiyorum. Maddi- Manevi hastalıklar diye hastalıkları ikiye ayırarak konumuza devam edeceğim.

Bedenimizde meydana gelen hastalıkları tedavi için araştırma yapıp bilgi ediniyor, hayat tarzımızı değiştiriyor, kapı kapı dolaşıp şifa ve uygun doktor arıyoruz. Bizi ferdî, ailevî, içtimaî yaşantımızda sıkıntıya sokan  kalbî hastalıklar vardır. Mânevîve  kalbî hastalıklarda ise aynı oranda ihtimamı, bilgilenmeyi, kabullenmeyi ve uzmanlarını arayıp bir şifahaneye başvurmayı ihmal edebiliyoruz. İmam Birgivi’nin  “Tarikât-ı Muhammediye” isimli eserinde detaylıca bahsedilir. Bu eserin şerhleri de vardır. Ebu Said Hadimi’nin “ Berika” isimli eseri bunlardan birisidir.

             Kalbin Hastalıkları:

İmam Birgivî’ye göre her türlü amelin kaynağı olan kalbi ıslâh etmek, her şeyden daha önemlidir. Çünkü kalp, emrine itâat edilen, verdiği kararların hemen yerine getirildiği hükümdardır. Uzuvlar onun hizmetçileridir. Kalbi ıslâh etmek, onu kötü vasıflardan arındırıp iyi ve güzel vasıflarla süslemekle olur.

“Kulun kalbi doğru olmadıkça îmânı doğru olmaz. Dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz.”  (1)

“İnsan vücudunda bir et parçası vardır ki o düzelirse bütün vücut düzelir, o bozulursa tüm vücut bozulur. Dikkat edin o et parçası kalptir.”(2)

“Kişi bir günah işlediği zaman, kalbine siyah bir nokta konur. Şayet günahtanvazgeçer ve tevbe ederse kalbi cilalanır. Böyle yapmayıp hatalara devam ederse siyahnoktalar artar ve tüm kalbini kaplar..” (3)

İmam Birgivî et-Tarîkatü’l-Muhammediyye isimli eserinde sadece “kalp âfetleri”ni altmış maddede toplamış bunlara yetmiş sekiz tane ilaç tavsiye etmiştir.

Dipnotlar:

(1) Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/198.

(2) Buharî, İman 39; Müslim, Müsakât 107-108; EbûDavûd, Büyû’ 3; Tirmizî, Büyû’ 1.

(3) Tirmizî, Tefsîr 83; İbnMâce, Zühd 29.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık