• 01 Aralık 2016, Perşembe 7:33
HasanMERT

Hasan MERT

Hidayet Üzere Yaşamak (6)

Allah’a hamd, Hz Muhammed (s.a.v.)’e salât ederim.

            Hidayet üzere yaşamak,  anahtar bir deyim oldu. Konu üzerine yoğunlaştıkça okuyucumla bunları da

paylaşmalıyım diyerek devam ediyorum. K.Kerim’de:

            Yunus-35. “Tanrı diye taptıklarınız içinde hakka götüren biri var mı!" diye sor. De ki: "Hakka götüren yalnız Allah'tır." Öyleyse hakka götüren mi izlenmeye daha lâyıktır, yoksa rehberlik edilmedikçe bir başına yolunu bulmaktan bile âciz olan mı? Size ne oluyor, nasıl yargıda bulunuyorsunuz böyle?” (1)

36.” Onların çoğu sadece zanna uyuyor. Oysa zan hiçbir şekilde hakkın yerini tutamaz, Allah yaptıklarınızı çok iyi bilmektedir!”(2)(3)

Tefsir:

35.  "Gerçek, sabit, doğru, varlığı kesin olan şey" gibi anlamlara gelen hak kelimesi genellikle bâtılın zıddı olarak gösterilir. Râgıb el-İsfahânî, âyetlerden örnekler vererek hakkın Kur'an'da başlıca dört mânaya geldiğini belirtir:

1. Bir şeyi hikmete uygun olarak icat eden; buna göre hak, Allah'ın ismi veya sıfatıdır.

2. Hikmete uygun iş; Allah'ın bütün fiilleri buna göre haktır.

3. Bir şeye aslına uygun ve doğru olarak İnanma; bu şekilde kazanılmış inanç, bilgi.

4. Gerektiği şekilde, gerektiği ölçüde ve uygun zamanda yapılan iş[4] Bu tariflerden de anlaşılacağı gibi hak kelimesi hem doğru bilgi ve İnancı hem de düzgün ve erdemli yaşayışı ifade eden bir terimdir.

Bir önceki âyette Allah'tan başka yaratıcı tanımamak gerektiği ifade buyurulduktan sonra burada da İnsanların fikirde, inanç ve yaşayışta hakka yani doğru ve iyi olana ulaşma hususunda Allah'ı dışlayarak O'ndan başkasının rehberliğine bel bağlamasının kesinlikle yanlış olduğu belirtilmektedir. Çünkü "Hakka götüren yalnız Allah'tır." O'nu inkâr ederek yahut O'na ilgisiz kalarak nihaî hakikate, en iyi yaşayışa ulaşılamaz. Bu nedenle Allah Teâlâ, Fatiha sûresinde bize, "Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi dosdoğru yola ilet" diyerek kendisine dua etmemizi öğütlemiştir. Son noktada hidayet de bu anlama gelir. Şu halde insanın hayatını hatta insan olarak varlığını anlamlı kılan bu temel amaca ulaşma hususunda kendisine hiçbir şey kazandırmayan sıradan varlıkları izlemesi yani onları tanrı yerine koyup kul olması ona yaraşır mı? Sonuç olarak Allah, yaratıcı güç olarak bir olduğu gibi kendisine kulluk edilmeye lâyık olması bakımından da ortaksızdır, birdir. Bu inanca da ulûhiyet tevhidi denilmektedir. (5) 

36. “Zan kelimesini, "kesin delile dayanmayan görüş; aksi de muhtemel olan kanaat" gibi değişik şekillerde tarif edenler olmuştur. [6] Taberi, âyetteki hak kelimesini "kesin bilgi" (yakîn),zannı da "kuşku" (şek) olarak açıklamıştır (XI, 114). Buna göre müşriklerden çoğunun dinî konulardaki inançları, kesinlikten uzak, ihtimalli ve kuşkulu kanaatlerden ibarettir. Halbuki imanda kuşku ve İhtimale yer olamaz. Âyetten anlaşıldığına göre bazı müşrikler aslında Allah'ın birliği, Hz. Muhammed'in peygamberliği, âhiret hayatı gibi temel itikadı konularda Peygamber'in bildirdiklerinin doğruluğunu; putlarının işe yaramaz nesneler olduğunu biliyorlardı; ne var ki, mevki ve itibarlarının sarsılacağı, menfaatlerinin zedeleneceği gibi kaygılarla bunları muhafaza ediyor, İslâm'a ve Resûlullah'a karşı düşmanlık besliyorlardı.

Âyetteki "Zan hiçbir şekilde hakkın yerini tutamaz" sözü, genel ve evrensel bir ilmî kuralı ifade etmektedir. Bu ifadeyle dolaylı olarak Kur'an yolundan gidenlerden inanç, düşünce, bilgi ve hayatlarını her türlü safsatadan, hurafeden vb. temelsiz anlayışlardan arındırarak gerçekler üzerine kurmaları istenmektedir. [7]  K.Kerim de;

İbrahim-12. “Üstelik hem, bize yollarımızı göstermiş olduğu halde ne diye biz, Allah'a dayanıp güvenmeyelim? Sizin bize verdiğiniz eziyete elbette göğüs gereceğiz." Tevekkül edenler yalnız Allah'a dayanıp güvensinler.” (8) (9)

            Tefsir:

"…Hakkı inkâr edenlerin bu dünyada başlarına gelmesi mukadder olan felâketlere işaret ederek Allah'ın, onları bağışlayıp helak olmaktan kurtulacakları bir yola davet ettiğini ve bu yolda yürüyebilmek için kendilerine gerekli süreyi verdiğini İfade etmektedir. Ancak İnkarcılar Allah'ın insanla iletişim kurup ona vahiy göndereceğine inanmadıkları için peygamberlerin bu çağrısına kulak vermemişler; onlardan insan gücünün üstünde bir delil yani mucize getirmelerini istemişlerdir. Oysa insan olmak peygamberliğe engel değildir; nitekim İnsanlığa gönderilmiş olan peygamberlerin tamamı insandır. [9] Peygamberler buna işaret ettikten sonra bu görevin kime verileceği konusunun Allah'ın iradesine ve tercihine bağlı olduğunu, bunu kullarından dilediğine lütfettiğini, Allah'ın izni olmadan peygamberin herhangi bir mucize getirmesinin mümkün olmadığını ifade etmişler, gerçeği bulup onunla aydınlanmak isteyen müminlerin mucizelere değil Allah'a ve O'nun gönderdiği mesaja dayanıp güvenmelerini tavsiye etmişlerdir.” [10]

 

 

Dipnotlar:

(1)(2) (K.Kerim Yunus suresi Ayet35-36)

(3) (]Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu :III/98.)

[4] el-Müfredât, "hkk" md((]Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu :III/100.)

  [5]Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu :III/116.

  [6] bk. Râzî, XVII, 92; Cürcânî, et-Ta'rîfât, "Zan" md. ((]Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu :III/101.)

[7]Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu :III/100-101)

(8)(İbrahim suresi ayet 12)

(9) (Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu :III/307)

[9] Nahl 16/43; Enbiyâ 21/7-(  (Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu :III/308)

[10] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:III/ 308)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık