• 06 Ekim 2016, Perşembe 10:06
HasanMERT

Hasan MERT

Hidâyet Üzere Yaşamak (1)

 

            Allah’â hamd, Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) salât ederim.

K.Kerim’de; ”İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır. “  (1) (2)

Tefsiri; 5. Allah Teâlâ'dan vahiy yoluyla geldiğinde ve takva sahipleri için doğru yolun kılavuzu olduğunda şüphe bulunmayan Kur'ân-ı Kerîm'i kendilerine rehber edinen müttakilerin (âyet ve hadislerde açıklanan iman, ibadet ve ahlâk yolunu benimseyenlerin, yaşayanların) doğru yolda olmaları mantık gereği ve tabiidir. "Rablerinden gelen doğru yol üzerinde olanlar ancak onlardır" cümlesi bu tabii ve mantıkî sonucu açıklamakta ve teyit etmektedir.

 Her yolun ulaştığı bir son, bir menzil, bir hedef vardır; burası yolu takip edenlerin ulaşmak istedikleri yerdir, yolu seçenler buraya ulaşmak için seçmişlerdir. Dünyada her bir yolun, oradan gideni nereye götüreceği bellidir, bilenlerden sorulur, öğrenilir ve yol takip edilerek istenilen yere ulaşılır. Fert ve topluluklar olarak davranışlarımızın, yapıp ettiklerimizin ne sonuç vereceği, bizi nereye götüreceği, hem geçici hem de ebedî âlemde bize neleri kazandırıp neleri de kaybettireceği konusunu bilmek için yalnızca insanî bilgi kaynakları yeterli değildir.

Bu sebepledir ki, girilen yollar çok kere çıkmaz olmuş, iyi sanılıp umulan sonuçlar elde edilememiş, elde edilenlerin iyi olmadığı anlaşılmış, fertler ve gruplar mutsuz olmuş; sıkıntılar, krizler, olumsuzluklar birbirini kovalamıştır. İnsanın Allah, kâinat ve diğer insanlarla ilişkisinde tutacağı doğru yol -dinin rehberliğinin dışlandığı durumların çoğunda- bulunamamıştır, bulunamayacaktır. Yalnız takva sahiplerinin bu yolda olduklarını bildiren âyet işte bu gerçeği dile getirmektedir.

 Yol doğru seçilmişse ve insanlar o yolda usulünce yürüyorlarsa hedefe ulaşılacaklardır, bu hususta şüpheye yer yoktur. Dünya hayatı bir yolculuk olarak düşünülürse yolcunun amacı mutluluktur; korktuklarından kurtulup umduklarına nail olmaktır. İşte kurtuluş budur, zafer ve felah buna denir. İslâm, her gün beş kere ezanda "haydin felaha!" diyerek insanları kurtuluşa, iki cihan saadetine çağırmaktadır. Kur'ân-ı Kerîm'i rehber edinenlerin buna erişecekleri müjdesini ise birçok benzeri gibi konumuz olan âyet de en güçlü üslûpla açıklamaktadır: "Kurtuluşa erenler ancak onlardır." (3)

Bakara sûresinin bu ilk beş âyetinin hüküm ve mâna bakımından büyük önemi yanında, hadislerde manevî özellik ve şifa hususiyetlerinin bulunduğu da bildirilmiştir.(4)

 

Hidâyetin eş mânâsı îmândır, Kur’ân’dır, sâlih amel işlemektir. Kur’ân’a ve sünnete göre hareket etmektir. Zıddı ise dalâlettir, sapıklıktır. Yani keyfince yaşamak, helal ve haram tanımamak, hattâ haddini aşarak mukaddes şeylere küfretmektir.

 

Hidâyeti veren ancak Allah’tır. İnsana düşen, irâdesi ile hidâyeti istemesi, aklıyla ona doğru yürümesi ve kalbi ile ona sahip çıkmasıdır.

 

Hidâyet kaynağı ve güneşi, daha ilk insandan beri Peygamberler (aleyhimüsselâm) ile onlara gelen vahiylerdir. Son Peygamberin gelmesiyle bu hidâyet kaynağı ve güneşi Hz. Muhammed (s.a.v.)  ile Kur’ân-ı Kerim olarak tecessüm ve temessül etmiştir. Artık bu iki temel esâsın dışında yol aramak her türlü hidâyet ve nurdan mahrum kalmak ve karanlıklarda önünü arkasını göremez bir hâle gelmek ve ümitsiz ve bitkin bir vaziyete düşmek demektir.( 5)

 

Allah’ın doğru yolunu ve çizdiği helal daireyi iyi tanımalı, bu yoldan ayrılmamaya ve helâl daireden çıkmamaya gayret göstermelidir. Doğruyu bilen, eğriye iltifat etmez. Aydınlığı tanıyan karanlığı bile bile tercih etmez. Mikrop, sağlam bir bünyede kolay kolay faaliyet gösterme imkânı bulamaz. İnanan kişi de maddi ve manevi vücudunu, Allah’a kullukla zinde ve sağlıklı tutmalıdır ki şeytan oraya vesvese mikrobunu aşılayamasın. İnsan Allah’ın doğru ve aydınlık yolundan uzaklaştığı ölçüde şeytana oyuncak olur.

 

Kuvvetli bir imanı elde etmelidir. İman, Allah’a kulluğun en büyük ışığıdır. İmanın kuvveti ölçüsünde, hayat yolu aydınlanır, iyilik ve kötülük birbirinden ayırt edilir ve insan, düşmanlarını daha iyi tanır. Yine, iman parladıkça Allah’a olan güven de artar, tevekkül ziyadeleşir. (6) (Devam edecek)

 

Dipnotlar :                                                                                                                                                                    (1)(2Bakara/Ayet 5) 

(2) Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu: I/16.

(3) Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu: I/16.

(4) meselâ bk. Dârimî, "Fezâilü'l-Kurân", 13-15.

(5) Değer Ölçüsü Vehbi Yıldız  Işık Yy.

(6) Hz Ali’den (kv)  Öğütler Tercüme ve İzahlar Prof. Dr. Abdulaziz Hatip Semerkand Yy.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık