• 24 Ocak 2019, Perşembe 9:12
HasanMERT

Hasan MERT

Hayatı Anlamlı Kılabilmek(2)

Allah’a hamd, Hz. Muhammed’e(s.a.v.) salât ederim.

Hayat devam ediyor. Yaşama sevincimiz olduğu sürece yeni şeylerle hayatı hem güzelleştirebilir, hem de anlamlı kılabiliriz. Bakış açınıza göre hayatı anlamlı kılabilirsiniz. Tabi ki anlamlı kılacak kadar birikiminiz varsa. Tabi ki anlamlı kılacak kadar değerleriniz varsa. Hayatı anlamlı kılabilmek için neler yapmalıyım? Sorularını kendine sormuş, bu ve benzeri soruların doğru cevaplarını bulabilmiş midir?

Şüphesiz ki bu soruların "evet" ya da "hayır" tarzında tek kelimeyle cevaplandırılması mümkün değildir.

İlk insandan günümüze yaşanan bir hayat vardır. Ama bu hayatı belli bir süre bir zorunluluk olarak, şu ya da bu düzeyde yaşayan insanoğlu hayatı boyunca hayatınıdevam ettirmek, daha iyi yaşam koşullarına sahip olmak için verdiği mücadeleyi, ortaya koyduğu çabayı acaba dolu dolu yaşamak istediği bu hayatın anlamını kavramak, gerçek manada insan olabilmek için de ortaya koyabilmiş midir?

İnsan, hayatın anlamını kavrayabilmek için duyuların ve aklın verilerinden de yararlanacaktır. Ancak, İnsan, hayatın anlamını kavrayabilmek için duyuların ve aklın verilerinden de yararlanacaktır. Ancak bu verileri Kur'an ve Sünnet'in kriterleri ile ölçüp biçecek ve ulaştığı sonuca göre tercihini yapacaktır.

Nitekim Mevlânâ bu konuda gösterilmesi gereken hassasiyeti: "Vehimle akıl mehenk olmadıkça meydana çıkmaz. Her ikisini de hemen mehenge vur. Bu mehenk de Kur'an'dır, Peygamberin sünnetidir."(1)

Ayet-i Kerime de; “ Ben cinleri ve insanları, başka değil sırf bana kulluk etsinler diye yarattım.” (2)(3)

diyerek açıklamış, özellikle dinî hayatın doğrularının öğrenilmesi konusunda Kur'an ve Sünnet'in aydınlatıcı ve belirleyici fonksiyonunu, vazgeçilmez konumunu belirtmiştir. Gerçek ortada iken Kur'an ve Sünnet'le doğru yol ve ölümsüz gerçek açıkça insanlara bildirilmiş olmasına karşın, boş arayışlarla bir takım aklî kıyaslarda bulunup Hak'tan ve hakikatten yüz çevirenleri Kâbe'nin huzurunda kıble arayan kimselere benzeten Mevlânâ, "Bu kıyaslar, bu araştırmalar bulutlu günde, yahut geceleyin kıbleyi bulmak içindir. Fakat güneş doğmuş, Kâbe karşıdayken bu kıyası, bu araştırmayı bırak, arama. Kıyas yüzünden Kâbe'yi görmezlikten gelme, ondan yüz çevirme."(4)  uyarısında bulunup, aklın yerinde kullanılmasına işaret ederek yanlış bilgilere, bâtıl kıyas ve yorumlara bağlanarak tevhidden yüz çevirmenin, istikâmetten ayrılmanın, mutlak doğruları terk etmenin yanlışlığına işaret etmiştir.

Mevlânâ'ya göre hayatın anlamını kavrayabilmek için; şekli ve sureti aşmak, Hakk'ı ve hakikati görmek, O'na yönelmek, şom nefsin parmaklarını gönül gözünün üstünden kaldırmak gerekir. Şöyle ki, suretin bir ölçü olmadığını "Eğer insan suretle insan olsaydı Ahmed'le Ebû Cehil müsâvî olurdu."(5)  diyerek dile getiren Mevlânâ hakikatin görülmesinin önemini ve nasıl görülebileceğini ise: "Kimin kalbinde kapı açılırsa gönül gökünde yüzlerce güneş görür. Fakat iki parmağını iki gözünün üstüne koy; bir şey görebilir misin? İnsaf et. Sen görmesen de dünya yok değildir. Kusur ancak şom nefsin parmağında. Kendine gel! Gözünden parmağını kaldır da ne istiyorsan gör."(6) diyerek açıklar.

Keza ona göre; "Göz de dostu gören göze derler."(7 )Bu göz ise; "Kim can gözü ile görürse onun gözü her şeyi apaçık görür."(7)(10) beytiyle açıklandığı üzere insanın; eşyayı, hayatı ve olayları gerçek yönüyle görmesini sağlayan bir göz olup bu göz, ten gözünden farklı olarak onun göremediği gerçekleri gören, hayatın sırrını çözmeyi, varlığı kuşatan sır perdesini aralamayı sağlayan bir göz, bir anlayış, bir idrak gücüdür. "Ten gözü insanın şeklini görüp beller(ken bu göz yani) cangözü “mâzâğal basar”(8)sırrını görür, hayran olur."(9 ) Bunun için ise insanın, nefsinin sultasından kurtulup, ârifâne bir nazarla hayata ve olaylara bakması, dar kalıpları aşarak şaşılıktan kurtulmak suretiyle gerçekleri görebilmek için hakikat ufkuna nazar etmesi gerekir.

Nitekim Mevlânâ da bu hususu "A iğri görüşlü, sen bana kendi gözünle bakma. Benim gözümle bak da biri iki görme. Bana bir an olsun benim gözümle bakda varlıktan öte bir meydan gör. Darlıktan da kurtul, addan, şöhretten de… Aşk içindeki aşkı gör vesselâm. Bil ki beden çerçevesinden kurtuldun mu kulağın da göz olur, burnun da. Âriflerin her kılı göz kesilir."(10 ) beyitleriyle açıklar. Bunun temini için ise Mevlânâ yaşanılan zamanı iyi değerlendirmeyi, sahip olunan imkanları yerinde kullanmayı, ilahî rızayı elde etme yolunda canla başla mücadele etmeyi, riyâzat ve mücahedede bulunmayı önerir ve "Ey yoldaş, ey arkadaş! Sufi vaktin oğludur. (Bulunduğu vaktin iktizâsınca iş görür). 'Yarın' demek yol şartlarından değildir."(11) diyerek insan-zaman ilişkisine dikkatimizi çeken Mevlânâ, idrak edilen zamanı en ideal biçimde değerlendirmeyi, şimdiki zaman itibariyle idrak edilen ömür sermayesinin her saniyesini, hatta her salisesini bilinçli olarak ilahî rızaya uygun bir biçimde geçirmeyi; ilerlemenin, başarıya ulaşmanın, rızây-ı ilahîye erişmenin vazgeçilmez bir şartı olarak görür. "Yaşadığın zamanın fırsatını elden kaçırmadınsa vaktin adamı da, genci de, yaşlısı da sensin."(12 ) değerlendirmesini yaparak, zaman açısından sahip olunan fırsat ve imkanları iyi kullanmanın önemini belirtir ve hangi yaşta olunursa olunsun bu gerçeğin değişmeyeceğini bize hatırlatmak ister. Şüphesiz hayatın safhaları gibi, tüm davranışlarımız, başarılarımız, başarısızlıklarımız, sevinçlerimiz, hüzünlerimiz, kısacası bizimle ilgili her durum bir zaman diliminde gerçekleşir. (13)

Hayatı anlamlı kılabilecek çalışmalarda başarılı olabilmek için Allah muînimiz olsun.

Dipnotlar:

1- Mevlânâ Celâleddin Rûmî, Mesnevî, çev. Veledİzbudak, İst. 1953, IV, 186.6 a.e., I, 272.

2-Zâriyât, 51/56

3-Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sadrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/133.

4-  Mevlânâ Celâleddin Rûmî, Mesnevî, çev. Veledİzbudak, İst. 1953, IV, 186.6 a.e., I, 272.

5- a.e., I, 82.

6-a.e., I, 112.

7-a.e., I, 113.

8-(Necm 17)

9- a.e., V, 294.

10-a.e., IV, 194.

11-a.e., II, 11.

12- Mevlânâ, Rubâîler, II, 132.

13-Mevlânâ Celâleddin Rumî'nin Hayata BakışıErhan YETİKProf. .Dr.Pdf


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık