• 26 Mart 2020, Perşembe 9:00
HasanMERT

Hasan MERT

En-Neml Sûre-i Celîlesi’ndeki Karınca

Allah’a hamd, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e salât ederim.

Gündemimizi meşgul eden hepimizi tedirgin eden, hayatımızı olumsuz etkileyen “Covid-19” virüsünün yol açtığı tahribatları inşallah en kısa zamanda bertaraf ederiz. Allah yardımcımız olsun. Kuran-ı Kerim de bizlere en Neml suresinde bir olay hatırlatılır.

Meâli: “ Nihayet Karınca vadisine geldiklerinde, bir karınca şöyle dedi: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; aman, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin!" 19. Onun bu sözünden dolayı Süleyman neşeyle gülümsedi ve "Ey rabbim, dedi, gerek bana gerekse ana babama verdiğin nimete şükretmeye ve hoşnut olacağın iyi işler yapmaya beni muvaffak kıl. Rahmetinle beni iyi kullarının arasına kat."(1)

Tefsiri:”Tefsirlerde Karınca vadisinin Şam bölgesinde veya Tâif te yahut Yemen'de karinemi çok olan bir yerin adı olduğu bildirilmektedir.(2)  Bununla birlikte, böyle muayyen bir mekan olmayıp çok sayıda karıncanın bulunduğu herhangi bir yer de olabilir. Âyet, toplu halde yaşadığı bilinen karıncaların aynı zamanda bir topluluk düzeni içinde hareket ettiklerini de ifade eder.

Hz. Süleyman’ın üç sınıftan oluşan ordusunu düzenli bir şekilde yönetirken Karınca vadisi denilen yere gelmiş ve burayı geçerken de karıncaların başkanının onlara verdiği emri işitmiş, anlamış ve neşelenerek gülümsemiş, bütün bu nimetlerden dolayı rabbine şükür ve niyazını arz etmiştir.”(3)

Ve karınca ile Hz. Süleyman’a dair iki menkıbe... İlk menkıbenin kaynağının yukarıdaki ayetler olduğu anlaşılıyor:

Hz. Süleyman (a.s.) bütün hayvanların dilinden anlamak gibi bir mucizeye sahipti. Hz. Süleyman, ordusuyla bir sefere giderken bir vadiye ulaştıklarında karınca beyi’nin diğer karıncalara, “Kaçın, Süleyman’ın orduları sizi ezmesin.” dediğini işitir. Hz. Süleyman tebessüm eder ve karıncaların beyini yanına çağırır. Karınca beyi, Hz. Süleyman’ın yanına eli boş gitmek istemediği için kendince değerli gördüğü (…)

Hz. Süleyman, karıncaya, “Ben peygamber olduğum hâlde sizi çiğneyeceğimi nasıl düşündün ve arkadaşlarına niçin kaçmalarını söyledin?” deyince, karınca da ona: “Karıncalar, senin debdebene dalıp da tespihlerini unuturlar diye söyledim.” cevabını verir.(Alıntı)

1- Seslenen Karınca ve Bu Karıncanın Söyledikleri:

"Nihayet karıncalar vadisine geldiklerinde" buyruğu hakkında Katade dedi ki: Bize nakledildiğine göre bu Şam topraklarında bir vadidir. Ka'b ise Taif dedir demiştir.

"Bir karınca dedi ki: Ey karıncalar" eş-Şa'bî dedi ki: Bu karıncanın iki kanadı vardı. Dolayısıyla bu da uçan kuşlardan sayılmıştır. Bundan dolayı Süleyman (a.s) bu karıncanın dilini bilmişti. Durum böyle olmasaydı, onun dilini anlayamazdı.(…)

Süleyman et-TeymîMekke'de "karınca" anlamındaki kelimeyi; (..)şeklinde; "Karıncalar" anlamındaki kelimeyi de (..) şeklinde "nun" harfini üstün ve "mim" harfini de ötreli olarak okumuştur. Yine ondan hepsini ötreli olarak okuduğu da rivayet edilmiştir.(Arapça okunuşlar)

Karıncaya "nemle" adının verilmesi, çokça hareket edip, az duraklamasından dolayıdır. Ka'b dedi ki: Süleyman (a.s) Taif vadilerinden es-Sedîr vadisinden geçti ve bu arada yolu karıncalar vadisine uğradı. Bu arada kurt kadar büyük, topal bir karınca tek bir ayağı üzerinde yükselerek "ey karıncalar" diye (âyet-i kerimede belirtildiği şekilde) seslendi.

ez-Zemahşerî dedi ki: Süleyman bu karıncanın sözlerini üç millik mesafeden duydu. Bu karınca topal olduğu halde tek ayak üzerinde yürürdü.

es-Süheylî dedi ki: Süleyman (a.s)'ın konuşmasını duyduğu karıncanın ismini zikretmişler (…) bizim bu karıncanın iman ettiğini söylememizin anlamı ise onun sair karıncalara söylediği şu sözlerde ortaya çıkmaktadır: "Süleyman ve askerleri farkında olmadan sizi çiğnemesin." Bu karıncanın "farkında olmadan" şeklindeki ifadesi mü'mince kullanılmış incelikli bir ifadedir. Yani Süleyman'ın adaleti ve fazileti ayrıca askerlerinin de fazileti dolayısıyla onlar bir karıncayı olsun daha büyük olsun, ancak farketmeyecek olurlarsa çiğneyebilirler.(4)

Vebadan Kaçılır:

Hazreti Ömer Şam'a orduyu teftişe gidiyordu. Şehre yaklaştığında veba hastalığı olduğunu duyup geri döndü. Hazreti Ömer'i şehrin dışında karşılayan Şam'daki ordunun kumandanı, Ebu Ubeydeibn-i Cerrah, Halifenin önüne geçip:

— Allah'ın takdirinden kaçıyorsun ya Ömer! dedi. Hazreti Ömer:

— Evet! Allah'ın takdirinden yine O'nun takdirine sığınıyorum, dedi ve Şam'a gitmekten vazgeçip Medine'ye geri döndü.(Alıntı)

Dipnotlar:

(1) K.Kerim, en-Neml suresi Ayet 18-20

(2) Elmalılı, V, 3667

(3) Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sadrettin Gümüş, Kur’an Yolu: IV/185.

 (4) ( el Camiuli’ Ahkami’l Kur’an İmam Kurtubi Tefsiri Neml suresi  Pdf)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık