• 17 Nisan 2018, Salı 7:39
HasanHüseyin KARA

Hasan Hüseyin KARA

Uçak restoranda rezillik diz boyu!...

Dün Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek’in 14 yıllık hizmetlerini yazmıştım.

Tahir Akyürek’in şahsını sevip sevmeme konusunda kimseye bişey diyemem ama hizmetleri konusunda da yine kimse kusura bakmasın, adam Konya’da ‘Efsane Başkanlar’ arasında ilk sıralarda ismini yazdırdı…

Ama aynı şeyi hizmet ekibi için söylemem mümkün değil…

Hafta sonu şehir dışından misafirim vardı…

Benim gibi gazeteci bir kardeşim ziyaretime geldi…

Hem sessiz sakin olur rahat rahat yemek yer, muhabbet ederiz, hem de serin serin havanın keyfini süreriz  diye Türk Yıldızları Parkında bulunan Uçak Restaurant & Kafem’e gitmeye karar verdik, düştük yollara…

Otoparka benim önümde bir araçla birlikte girdik…

O araçtan iki genç indi taş çatlasın 21-22 yaşlarında…

Onlar yukarıya çıktılar, biz ise arkadaşımla bir çevreye bakalım uçağın üzerinde durduğu yapay gölün içerisindeki balıkları seyredelim diye birkaç dakika oyalandık…

Rüzgar küfür küfür esiyor , mis gibi bir hava….

Önümüzdeki gençlerden taş çatlasın 4-5 dakika sonra yukarıya çıktık…

Bir masaya oturduk ve garson geldi, ‘kahvaltı iki kişilik mi?’ diye sordu…

‘Kahvaltı için biraz geç kaldık’ dedim gülerek ve saati göstererek, saat tam 12.58 ve ‘Yemek yemeyi düşünüyoruz biz’ dedim ama garson çok sert bir ifadeyle, ‘Kusura bakmayın sadece kahvaltı alabilirsiniz’ dedi…

Nasıl yaa, masada menü var ve üzerinde bir sürü şey var yenilecek…

‘Kahvaltıdan başka yiyecek bir şeyiniz yok mu?’ diye sordum…

‘Bu saatte sadece kahvaltı alabilirsiniz’ dedi garson ama ses tonu ve surat ifadesi giderek agresifleşiyor.

Biraz mırın kırın ettim sonuçta taaa oraya kadar gitmişiz ve geri dönmeyi de gözüm kesmedi… ‘Neyse biz bi iki dakika soluklanalım da ondan sonra sipariş verelim’ dedim.

Bizden önce içeri giren gençlerde bizim iki masa ilerimizde oturuyordu…

Aradan iki dakika geçti geçmedi garson tekrar geldi ve ‘Yemeklerimiz hazırmış istediğiniz yemeği söyleye bilirsiniz’ dedi…

HK.:‘Yok yaa aklımıza düşürdün, biz kahvaltı yapalım, sen bize iki kişilik serpme kahvaltı getirir misin?’

G.: ‘Kahvaltımız kalmadı, yemek isterseniz onu getireyim’

HK.: ‘Nasıl yaa, demin sadece kahvaltı var diyordun, şimdi kahvaltı yok diyorsun’

G.: ‘Demin siz istemeyince kahvaltı servisini kapattık şimdi sadece yemek yiyebilirsiniz’

HK.: ‘Demin dediğin daha iki dakika olmadı, ki biz istemiyoruz demedik düşünelim dedik’

G.: ‘Kahvaltı yok, yemek yiyebilirsiniz’

HK.: ‘Ne diyosun, kalkalım mı biz, nasıl yani?’

Arkadaşım devreye girdi, ‘Tamam Hüseyin bi sakin ol, biz yemek yiyelim’ diyerek ve seçimimizi yaptık yemekler geldi…

Şimdi Allah için hizmetin böyle olduğu, insanlara bu şekilde davranılan bir yerden nasıl bir yemek beklersiniz?…

İnanın yediğim en güzel yemeklerden bir tanesiydi. Yemeğe bayıldım, bu kadar lezzetli olamaz yemek, yerken resmen keyiften 4 köşeyim o kadar beğendim yemeği…

Tam bu sırada bizden 4-5 dakika önce gelen gençlerden birisi garsonu çağırdı, ‘Yemek yok demiştiniz ama abi … yiyor’ dedi.

Garson yine aynı küstahlıkta, ‘Sizin geldiğinizde yoktu, (Bizden 5 dakika önce girdiler içeri) ama bunlar geldiğinde yemek servisi başladı’

‘BUNLAR!...’ densize bir bakın densize…

Neyse ben hiç oralı olmadan yemeğin keyfini çıkartıyorum ama çocuk yine sordu, ‘Abi sen bize yemek yok dedin, sadece kahvaltı var dedin, yemek olduğunu söyleseydin beklerdik biz’ dedi…

Garson yine bütün pişkinliğiyle önlerinde bir dünya kahvaltılık olan ve neredeyse karınlarını doyurmuş olan iki gence, ‘İstiyorsanız bir porsiyonda …. getireyim ortaya’ dedi.

Tabi karınlarını doyurmuş olan çocuklar nazikçe geri çevirdiler bu teklifi…

Lafa bak lafa, adama yemek yok diye kahvaltıyı ‘kaktırıyon’, ardından özür dileyeceğin yere birde üstüne ‘bir porsiyonda yemek kaktırıyım’ diyon…

Neyse dedim ya yemek o kadar lezzetliydi ki, ağzımın tadını bozmaya hiç niyetim yoktu…

Yemeğimizi yedik, garson ‘çay içer misiniz’ diye sorduğunda, ‘Yok biz kahve alalım, onu da aşağıda içebiliyoruz değil mi gölün üzerinde?’ diye sordum ama ‘Biz aşağıya karışmıyoruz, ben size kahvenizi getireyim siz nerede içerseniz için’ dedi ve gitti…

Tabi surat bildiğiniz Çarşamba pazarındaki sirkeci, neyse dedim yine…

Kahvelerimiz geldi, aldık elimize hesabı ödeyelim öyle inelim aşağı oradan da gideriz dedik..

Kalkarken zorla kahvaltı yiyen gençlerin yanına yaklaşıp, ‘Merak etmeyin bizde kahvaltı istedik bize de kahvaltı yok dediler’ dedim gülüştük…

Sonrasında kasaya geçtik, bize kahveyi getiren arkadaş, hesabı o alıyor…

‘Şef’in ellerine sağlık yemek çok güzeldi, lütfen bunu kendisine iletin’ dedim ve kasadaki arkadaşın cevabı: ‘Kahveyle birlikte hesabınız … lira’

Ya bende bir şey var, yada buradaki çalışan arkadaşlar orada olay çıksın diye uğraşıyor…

Ya sabır, tövbe estağfurullah çekerek ödedik hesabı indik aşağı içtik kahvemizi ve çıktık oradan…

Dedim ya yemekleri çok güzeldi…

Normal şartlarda oraya her hafta, olmasa bile en az iki haftada bir mutlaka giderim,

Peki normal olmayan şartlarda tekrar ne zaman giderim:

Evde yiyecek lokma yoksa, Konya’daki diğer bütün lokanta, restoran, dönerci dükkanları kapanmışsa, üstüne birde bisküvi, gofret hatta ne bileyim kuru ekmek alabileceğim bir yer kalmamışsa, ha birde en az 3-4 gün aç kalmışsam işte o zaman tekrar bu muameleye katlanıp gider orada yemek yerim…

Böyle muhteşem bir yer, böyle muhteşem bir lezzet ve bu kadar seviyesiz bir hizmet!...

Çok gitmediğim için bilmiyorum ama şehrin muhtelif yerlerinde olan yine belediyemiz ukdesindeki ‘KAFEM’lerin hizmet kalitesi de umarım bu şekilde değildir…

Eğer böyle ise vay halimize, yazık vatandaşımıza, harcanan paraya verilen emeğe…

Ha Sayın Başkanım Tahir Akyürek, rica ediyorum böyle bir yer açıyorsunuz bari takip edin…

Bu kadar kaliteli ürünlerle, bu kadar lezzetli yemeklerle oraya gelenleri rezil ediyorsunuz…

Başkanım bir gün milletvekilliği, bakanlık koltuğuna oturursanız lütfen size ayak uyduran, sizin taşıyacağınız değil, sizi taşıyacak bir ekip oluşturun…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık