• 12 Nisan 2018, Perşembe 7:36
HasanHüseyin KARA

Hasan Hüseyin KARA

Turizmi de ‘Haram’a bağlamayalım da!...

Bir ülkeye ya da bir bölgeye turist çekmek amacıyla alınan ekonomik, kültürel, teknik vb. önlemlerin, yapılan çalışmaların tümüne Turizm denir.

Bu sözlük anlamıdır Turizmin…

Biz ülke olarak turizm cennetiyiz…

Farklı turizm dallarına sahip olan ender ülkelerden birisiyiz…

Bunlardan bir tanesi de ‘İnanç Turizmi’

Farklı inançlara sahip insanların, kendi inançları veya başka inançlara olan ilgisiyle bağlantılı olarak gerçekleştirilen turizm şeklidir ve yine bu anlamda oldukça zengin bir ülkeyiz…

En basitinden ‘Mevlana’ gibi bir değerimiz var ve neredeyse tüm dünya ülkelerinden milyonlarca insan Mevlana’yı tanımak için ülkemize ve şehrimize akın ediyor.

Şimdi birde ‘Helal Turizm’ diye bir algı oluştu…

Ciddide bir potansiyeli varmış…

Bir olgu var ise birde bunun zıt olgusu mutlaka vardır.

Yani ‘Helal Turizm’ diye bir şey ortaya atılmış ise bunun birde ‘Haram Turizm’i vardır demek oluyor galiba…

Enteresan!…

Müslüman bir ülke olarak aynı zamanda turizm cenneti olan bir ülkemizde ‘Helal ve Haram’  kavramı elbette ki önemli ama…

Ötekileştirmek ne derece doğru bilemedim…

Türkiye’nin son derece köklü üniversitelerinden bir tanesinde bir öğretim görevlisi Türkiye’deki helal turizm profilini çıkarmış…

Helal Turizmden para kazanan insanların kazandıkları paranın helal, diğer türlü Turizm işindeki dönen paranın ‘Haram’ olduğu izlenimi doğuyor böyle bir durumda bende…

Buda son derece yanlış bir tutum ve yanlış bir düşünce…

İnanç Turizmi ne kadar geliştirilesi bir konu olsa da ‘Helal-Haram’ düşüncesi çok iyi irdelenmeli ve bu konuda ehil insanlar ehil cevaplar vermeli diye düşünüyorum…

KUL HAKKINA NEDEN DİKKAT ETMEYİZ!...

Helal haram konularına değinmişken sürekli gözüme çarpan ve son derece rahatsız olduğum bir konuyu da paylaşmak istiyorum…

Konya’daki tatlı su çeşmeleri büyük hizmet ve önemli bir nimet…

Ama bu hizmeti yanlış kullanımlar öyle fazla öyle fazla ki…

Artık bu müsrifliği geçiyor kul hakkına giriyor…

Özellikle merkezi yerlerde bulunan tatlı su çeşmelerindeki sular kullanılırken sanki o kadar boş ve gereksiz akıtılıyor ki insanın vicdanı el vermiyor…

Sabah saatlerinde dükkanlarında temizlik yapacak olan çıraklar alıyorlar ellerine paspasları gidiyorlar tatlı su çeşmesine açıyorlar çeşmeyi ve o paspas temizlene kadar foooş foş litrelerce su akıyor...

Bu süre öyle 3-5 saniye değil neredeyse dakikalarca suyun altında o paspasın temizlenmesi bekleniyor..

Sonra o paspas gidiyor bi temizlik yapılıyor tekrar geri geliniyor ve tekrar aynı işlem devam ediyor…

Bu her sabah aralıksız devam ediyor…

Benim bildiğim bir kova alınır ve o kova doldurulur ve temizlik bitene kadar o kovanın içindeki su ile bu işlem tekrarlanır…

Ama su beleş olunca kimse ona dikkat etmiyor…

Hatta geçen birisini gördüm tatlı suyun yanına durdurmuş arabasını, eline de 5 litrelik bir bidon doldurup doldurup arabasını yıkıyor…

Ne müsrif bir millet olduk demeye dilim varmıyor ama görünen köy de kılavuzda istemiyor…

Önümüzdeki yıllarda bu petrol savaşlarının yerini su savaşlarına bırakacağını bile bile bu kadar gereksiz kullanmak suya en büyük saygısızlıktır…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık