• 08 Haziran 2018, Cuma 7:54
HasanHüseyin KARA

Hasan Hüseyin KARA

SOSYAL BAŞKAN…

Selçuklu Belediyesindeyken de bu özelliğini çok severdim Başkan Uğur İbrahim Altay’ın…

Vatandaşlarla bir arada olmayı seven, her fırsatta, her Cuma, bir çok akşam, bazı hafta sonları öyle plansız programsız spontane ziyaretleri olurdu.

Öyle önceden planlanmış, hazırlanmış soruların sorulduğu, konuşacak kişilerin önceden seçildiği program değil de, kimin aklına ne estiyse rahatlıkla sorabileceği ziyaretler yapardı…

Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra acaba mı? dedim kendi kendime yalan yok…

Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturduktan sonra ne bileyim yoğunluktan olur, danışmanların yönlendirmesinden olur, koltuğun ağırlığından olur bu tür ziyaretlerini acaba aksatır, eksiltir mi? diye düşündüm…

Çok eleştirmişliğim vardır sayın Başkanı…

Ama bu konuda sezarın hakkını sezara vermek gerek…

Sosyal medyayı çok iyi kullanan, halkın içerisinde olup sosyal bir Belediye Başkanı olan, çat kapı ziyaretleriyle halktan asla kopuk olmayan bir Uğur İbrahim Altay profili var…

Her ne kadar öyle olmadığı düşünülse de bana göre makamda sürekli oturan belediye başkanları kaybeder.

Bir belediye başkanı eğer sürekli makamında oturursa çay kahve eşliğinde ‘Aslan başkan, kaplan başkan’ diyenlerin anlattıklarıyla tanır şehri…

Şehirdeki eksikleri, şehrin istediğini, şehrin benimsemediğini asla bilemez…

Ama makamın dışına çıktığı zaman şehrin genel durumunu görür, şehirde yaşayan insanların ne istediğini çok daha net bir şekilde bilir, eksikleri, fazlalıkları, düzeltilmesi gerekenleri kendi bizzat yaşayarak test etme imkanı olur.

Kahvehanede yapılan sohbet makamda yapılan sohbete benzemez.

Her ne olursa olsun bizim Türk terbiyesinde makamda resmiyet vardır.

Sokakta gezerken ‘nasılsın Ahmet amca’ derseniz onları kucaklarsanız işte vatandaş içindekini çok daha rahat dökebilir.

İşte Uğur İbrahim Altay’ın bu yüzden en sevdiğim özelliği makam insanı olmaması…

Vatandaşlarla sohbet edecek, halini hatırını soracak, onların dertlerini dinleyecek bir yapıya sahip olması büyük, çok büyük bir artı…

Umarım bundan sonrada ‘Yoğunum’ demez ve böyle halkla iç içe, onlardan kopuk olmadan iyi bir süreç yürütür…

400 KİLO KUZU ETLİ MECLİS İFATRI!...

Ramazan’ın  ilk günü Büyükşehir Belediyesinin iftar programına katılmıştım…

Şehit aileleri ve gazilerle birlikte iftar yaptık…

O günden sonra neredeyse her gün iftar programları oldu, bir çoğuna katıldık ama beni gerçekten etkileyen program ilk günkü programdı…

5 yıldızlı bir otelde düzenlenmedi…

Şatafatlı masalar, dehşetül vahşet bir şekilde abartılı süslenmiş yemekler yoktu…

Tabldot verildi insanlar sohbet ede ede, birbirlerini tanıya tanıya harika bir iftar geçirdi…

Şatafatlı iftar programlarını sevmiyorum, hele devletin bütçesinden verilen bu tür iftarlar bana kul hakkıymış gibi geliyor…

Geçtiğimiz günlerde Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın 5 yıldızlı bir otelde toplam maliyeti 135 bin lira olduğu söylenen 3 gün verilen iftar programı ciddi eleştirilere neden olmuştu…

Ki, Cumhurbaşkanımızın ‘Gösterişten kaçının, halkla birlikte iftar yapın’ talimatı olduğunu zaten hepimiz biliyoruz…

Buna rağmen böyle bir iftar bizi şaşırtırken önceki akşamda Meclis Başkanı İsmail Kahraman bir iftar yemeği verdi…

Tamı tamına 400 kilo kuzu eti siparişi verilmiş bu iftar programı için…

Bu kuzuların Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın eşinin aldığını söylediği ’29 liralık’ etlerden olduğunu sanmıyorum şahsen…

Yeni vekiller, eski vekiller, protokol üyelerinin katıldığı bir iftar programı idi bu…

Çok ilginç yaa, asıl evinde bir kuru ekmek, bir tas çorba, bir kap yemek Allah ne verdiyse iftarını yapıyor, vekillerimiz ise bizden topladıkları vergilerle yüzlerce kiloluk kuzularla binlerce, onbinlerce hatta yüzbinlerce Türk Lira harcayarak bir gecede şatafatlı, şaşalı gösterişli iftar yemeği yiyorlar…

TBMM’de geçen senede verilen iftar yemeği büyük eleştirilere neden olmuştu.

Geçen sene verilen iftar yemeğinin 97 bin 475 TL’ye mal olduğu açıklanmış ve;

Tek bir iftarlık yemeğin faturasının Başkanlık bütçesinin “temsil, ağırlama, tören, fuar ve organizasyon giderleri tertibinden karşılandığı” ifade edilmiş ve yine ciddi eleştirilmişti.

Bu senede böyle bir iftarın verilmesi benim garibime gitti…

Şimdi yanlış anlaşılmasın yapmayın demiyorum, yapın iftarınızı gene siz.

Ama kendiniz ödeyin bizzat kazandığınız o maaşlarınızdan.

Hazineden yapmayın. Hz. Ömer'i örnek alın devlet işini yaptıktan sonra devletin mumunu söndürüp kendi mumunu yakan Hz. Ömer'i örnek alın…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık