• 18 Eylül 2018, Salı 9:00
HasanHüseyin KARA

Hasan Hüseyin KARA

Polis ‘CAN’dır…

Polis güvenliktir, rahat yaşamak, huzurlu hissetmektir…

Korkmadan sokaklarda dolaşmak, kurallara uyma mecburiyetidir polis…

Kısacası ‘POLİS’ güvendir…

Polis, içerde canımıza ve malımıza teminattır…

Saygı duyarız polislerimize…

Gerçi kolluk kuvvetlerimize, yani hem askerimize hem polisimizedir bu saydı…

Korurlar bizi, malımızı, canımızı hem de hayatları pahasına korurlar…

Kutsaldır meslekleri, saygıyı da sevgiyi de hak ederler sonuna kadar…

Şahsım adına elimden geldiğince yardımcı olurum polislere…

Hafta sonu tüm Konya’da uygulama vardı sanırım…

Büyük bir uygulama, çünkü bir günde üç defa durdurdular ve ehliyet, emniyet kemeri ve kimlik kontrolü yaptılar…

İlki sabah saatleriydi, gerçi 10’a geliyordu ama yinede hafta sonu olunca sabah sayılır…

Durdurdu polis, ‘Günaydın beyefendi’ dedi…

‘Günaydın’ dedim, ‘Ön taraftaki arkadaşa doğru biraz ilerler misiniz? Birde ehliyetinizi hazırlayıp arkadaşlara verir misiniz?’ dedi…

Diğer polise doğru iki üç metre ilerledim araçla ve polisin yanında durdum, o da;

‘Günaydın beyefendi, nasılsınız?’ diye sordu…

Ben şok…

Teşekkür ettim bende kendisine sordum nasıl olduğunu oda teşekkür etti ve ehliyetimi aldı, ’35-40 saniye kadar bekletti ve ehliyetimi bana geri vererek teşekkür etti iyi günler diledi ve ‘gidebilirsiniz?’ dedi…

Önyargıları yıkmak lazım, her ne kadar seviyoruz ve saygımız sonsuz desek de polisimizin bir soğuk yüzü vardır hep…

Buda bizde önyargıya neden oluyor elbette o yüzden bu kadar sıcak ve içten bir davranışla karşılaşınca elbette ki şaşırıyoruz…

Kötü anlamda değil, tam aksine inanılmaz iyi anlamda…

Çünkü bu yaşanan olaydan sonra günüm çok daha iyi gitmeye başladı…

Sonra ikinci çevirmede durdurdular…

‘İyi günler beyefendi, ehliyetinizi alabilir miyiz?’ dedi memur arkadaş ama gerçekten çok güler yüzlü birisiydi…

Hemen ehliyetimi verdim yine bi 35-40’ saniye kadar devam etti ve ehliyetimi bana geri uzattı teşekkür etti…

Ben teşekkür ettim ve hemen bu kadar güler yüzlü bir memur bulmuşken, ‘ehliyetimi ne zaman değiştirmem gerekiyor bilginiz var mı?’ diye sordum…

‘2020 yılına kadar bu ehliyetler geçerli,o tarihe kadar istediğiniz zaman değiştirebilirsiniz sorun olmaz’ dedi ve ardından ekledi, ‘Ama ondan sonrası için her 10 yılda bir ehliyetinizi yenilemeniz gerekecek ve her seferinde teste tabi tutulacaksınız bilginiz olsun Hasan Hüseyin bey’ dedi ve espiri bir şekilde, ‘Ben olsam 2020’ye kadar beklerdim, 1 yıl, 1 yıldır’ dedi gülerek…

İşte bizim ihtiyacımız olan polis bu dedim içimden…

Çünkü sosyal medyada görüyoruz hepimiz yurt dışında vatandaşla şakalaşan, onlarla çok iyi iletişim içinde olan polisleri…

Tamam polisin soğuk bir yüzü olmalı ama bunu her zaman ve herkese göstermemeli diye düşünüyorum…

Ta ki; üçüncü durduruluşuma kadar…

Gerçi yine kötü bir olay yaşanmadı ama yinede hani diğer ikisi kadar ‘Polis-vatandaş’ iletişimli geçmedi…

Arabanın içerisinde 3 kişiydik ve sohbet ede ede, ağır ağır ilerliyoruz yolun sağından ve ortalama hızımız 30-35…

Motorlu iki polis yanımızdan geçti ve az ileride durdu biri motordan indi ve bize dur işareti yaptı…

Gün içerisinde zaten yeterince durdurulduğum için gayet relax bir şekilde durdum, polis memuru selamsız, sabahsız kimliklerimizi istedi…

Çıkardık verdik…

Diğer polis memuru geldi ve araçtan inin bakalım gençler dedi…

Gençler diyen polis memuru taş çatlasın 21-22 yaşında hadi birde sizin hatırınıza 23 bir tık fazlası değil, benim yaşım 35…

Neyse dedik indik aşağı, o polis sağ taraftan diğer iki arkadaşı aradı ve arabanın içerisini arakaya başladı…

O esnada öbür polis geldi ve benim üstümü arayacakken, tabi biraz gerildim ve elimle dur işareti yaptım kendisine, bi durdu…

Eğildim ve arabamın içini arayan polise çok yumuşak bir şekilde ‘neyi arıyorsunuz?’ diye sordum…

Kafasını kaldırmadan, ‘arabanı’ dedi…

La havleeee…

‘Onu demiyorum beyefendi arabamda ne arıyorsunuz?’ dedim…

Kafasını kaldırdı ses tonu sertleşti, ‘bi şeymi saklıyorsun?’ diye sordu…

‘Hayır ama arabamı neden aradığınızı merak etmeyim mi?’ diye sordum yine gayet sakinim…

‘Güvenlik, güvenlik!...’ dedi…

‘Neyin güvenliği?’

‘Vatandaşın güvenliği!...’

Muhabbet hiç iyi bir yere gitmiyor,

Öbür polis hala başımda bekliyor…

Döndüm ona ‘bagajıma da bakacak mısınız?’ diye sordum…

Çünkü biraz daha uzarsa ben onlardan arama emri isteyecem, muhtemelen arama emirleri olmadığı için veremeyecek ve arıza çıkartacaklar, arızalarına ben daha büyük bir arızayla karşılık verecem…

Olay uzayıp gidecek…

Neyse aramalarını bitirdiler, kimliklerimizi verdi diğer polis, ‘Güvenliysek gidebilir miyiz?’ diye sordum…

Tabi gidebilirsiniz dedi ve gayet kuul bir şekilde motoruna geçti ve böyle bazen Amerikan filmlerinde olur ya ağır çekim motoruna biner polis ve yavaş yavaş jöleli saçlarının bozulmasına aldırış etmeden siyah güneş güzlüklerinin üzerine kaskını takar…

Bir an öyle bir sahne yaşadım…

Sanırsam tecrübe ve yaş farkı gerçekten çok ciddi etken bu meslekte…

Ama şu bir gerçek polis ‘CAN’dır…

Onlara ne kadar teşekkür etsek, ne kadar saygı ve sevgi göstersek azdır…

Allah güç, kuvvet versin, Allah zeval vermesin polisimize…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık