• 02 Temmuz 2018, Pazartesi 7:54
HasanHüseyin KARA

Hasan Hüseyin KARA

Öldürülmesi Caiz Hayvanlar!...

Yaygın ve Türkiye’nin en çok satılan gazetelerinden bir tanesinin yayınladığı bir liste…

Yanlış duymadığınız evet ‘öldürülmesi caiz hayvanlar’ listesi…

Her geçen gün artan hayvanlara şiddet haberlerinin ardından olayları dine bağlayıp normalleştirmeye, önemsizleştirmeye çalışan bir kurumun yaptığı bir haber…

'Öldürülmesi caiz hayvanlar' başlığıyla yayına girdikleri bu haberde 'Hayvanlardan beş tür var ki, ihramlının onları öldürmesinde bir günah yoktur: Karga, çaylak, akrep, fare ve ısırgan köpek' diye devam edilmiş…

Bir de bu haberi yayan gazete hem aşırı iktidar yanlısı, hem de mazbut, mutaassıp, ‘Allah, Muhammet, din, kitap’ diye haykıran bir gazete…

Aslında sormak lazım bu gazeteye ‘sizin yazdığınız hangi kitapta yazıyor?’ diye ama zaten sosyal medyadan öyle ağır, öyle sert eleştiriler gelmiş ki haberi anında yayından kaldırmışlar… 

Kaldırmış ama haberi yayından kaldırması zihniyetinin değişeceği anlamına gelmiyor bana göre…

Hiçbir inanca, itikata sığmayan, hiçbir gelenekte yeri olmayan, tek motivasyonu kötülük ve yok etmek, öldürmek olan bu tür yalanlarla uğraşmak asla yormamalı bizi diye düşünüyorum…

Dünyada her canlının bir yaradılış gayesi vardır ve hiçbir yaşamı siz sonlandıramazsınız…

Çok ilginç değil mi?

‘Ben Müslüman’ım’ diyeceksin, ‘Yaratılanı severim, yaratandan ötürü’ diyeceksin ve ‘Öldürülmesi caiz hayvanlar’ listesi yayınlayacaksın…

Tek bildiğimiz şey öldürmek, ötekileştirmek, yok etmek..

Herkes ölümden bahsediyor…

İdam edilip öldürmek isteyenler,

Tecavüz edip öldürenler,

Öldürülmesi caiz olan hayvanlar…

Konuşan herkes ölüm diyor, yaşamaktan bahseden, yaşatmak için tek bir cümle kuran yok…

Cahiliye dönemi!...

Acaba cahiliye dönemi böyle bir dönem miydi?…

Şunu bilir şunu söylerim ki, yaşam hakkını bu ayrımcı, şiddetçi faşist zihniyete karşı savunmak zorundayız…

Ülkemde yaşayan ve kendisine insan diyen bazı güruhun bu haberleri, böyle yorumları gördükten sonra vahşilikte, sapıklıkta daha da cüretkarlaşmasından korkar olduk…

Candan Erçetin bir şarkısı çınlıyor kulaklarımda, yıllaaaar yıllar evel yazdığı ve seslendirdiği bir şarkı:

Adaletin adili susmuş,

Cehaletin cahili coşmuş,

Kehanetin kahini körmüş,

Sadakatin sadığı kaçmış…

Düşünsenize, ‘Sokakta hayvan istemiyoruz’ diyen bir cenah var, rahatsız oluyorlarmış kendileri…

Ne yapılmalı peki diye bir soru geliyor aklıma;

‘Sokaktaki her hayvan sigortalı bir iş bulmalı, daha sonrasında ise en kısa süre içerisinde nikahlandırılmak kaydıyla dünya evine sokulmalı’ diye saçma bir cevap vereceğim çünkü bu sorunun mantıksal hiçbir cevabı yok…

Seçim öncesi ‘Hayvan haklarında düzenleme yapacağız’ diyen Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan bir an önce bununla ilgili girişimde bulunmasını bekliyoruz.

Seçim geçti, seçimi güçlü bir şekilde bitirdik, şimdi sıra verilen sözlerin tutulmasında…

Ya değilse ‘Öldürülmesi caiz hayvanlar’ listesi yayınlayan gazetenin okurlarından bir kısmı ‘Ben bunu fetva olarak algıladım ve öldürdüm’ derse diyecek hiçbir sözümüz kalmaz…

SURİYELİ PATATESTE KORKUNÇ İDDİA

Bir ilin Gıda Mühendisleri Odası Başkanı kimyasal saldırıların yapıldığı iddia edilen Suriye’den ithal edilen patatesler hakkında ciddi tereddütleri olduğunu söylemiş.

Kilosu 50 kuruş olan patatesin birden bire 6 liraya kadar yükselmesinin ardından Suriye’den ithal edilen patatesin yeterince denetlenip denetlenmediğini soran bu gıda mühendisi beyefendi,

 “Söz konusu patateslerin ülkemize girmeden akredite bir kuruluş tarafından analizleri yapıldı mı?

Patateslerin yetiştirildiği bölgedeki toprak ve su analizleri yine akredite bir kuruluş tarafından yapıldı mı?

Gerek patateste gerekse toprak ve suda kimyasal kalıntı veya ağır metaller mevcut mu?

Yapıldığını umduğumuz analizlerin sonuçları kamuoyu ile ne zaman paylaşılacak?” diye birkaç soru sormuş…

Haksız mı?

Orada kimyasal silah kullanıldığı, toprağın kirlendiği defalarca bizim televizyonlarımızda konuşuldu…

Hatta bu yıl içerisinde Meteoroloji asit yağmurlarından bahsetmiş yağmurlarda şemsiyesiz asla çıkmayın uyarısı yapılmıştı…

Ne diyelim umarım 2011 ve 2012 yıllarında Polonya'dan ithal ettiğimiz etlere dönmez bu patateslerde…

Malum o etlerde ‘Deli dana’ olduğu iddia edilmişti ama bizim tarafımızdan değil, Polonya tarafından…

‘Size deli danalı et göndermişiz, sizdeki durum nedir bi araştırında haberleşelim’ demiş Polonya yetkilileri de bizim öyle haberimiz oldu olaydan…

Neden; Çünkü etlerin test sonuçları Lehçe olduğu için yetkililer okuyamamıştı…

Umarım Suriye’den gelen patateslerin testleri Arapça değildir, yada Arapça olsa bile testleri kontrol eden memurlarımız, yetkililerimiz Arapça biliyorlardır da durduk yere birde patatesten zehirlenmeyelim…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık