• 16 Mart 2018, Cuma 7:26
HasanHüseyin KARA

Hasan Hüseyin KARA

Mutluluk, mutsuzluk!...

Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı tarafından Dünya Mutluluk Raporu yayınlandı.

Rapora göre dünyanın en mutlu ülkesi son dönemde eğitim haberleriyle gündeme gelen Finlandiya.

Finlandiya'yı sırasıyla Norveç, Danimarka, İzlanda, İsviçre, Hollanda, Kanada, Yeni Zelanda, İsveç ve Avustralya takip ediyor.

Türkiye ise sıralamada geriledi.

Geçtiğimiz yıl yayımlanan raporda 69. sırada ülkemiz yeni rapora göre 74. sırada.

Şöyle bir durum var Pakistan bizden bir sıra geride…

Her gün verilen şehitlerin, öldürülen insanların, tecavüz edilen çocukların, ağzı dili olmayan hayvanlara yapılan işkencelerin, daha oyun yaşında okul yaşında kızların babası yaşında adamla evlendirildiği, bir yanda kimisinin hak yiyerek elde ettiği zenginlik diğer yandan 3 kuruş parayla ailesini geçindirmeye ve çocuklarını okutmaya çalışan insanların olduğu, milleti temsil eden milletvekillerinin açlık sınırı raporlarına ve kendi aldığı paralara bakmaksızın askeri ücretin yeterli olduğunu söyledikleri bir ülkenin vatandaşı olmak mutluluk getirmiyor…

Bütün bunları geçtim, parayla saadet olur mu?

Bir çoğumuz derki zenginlik mutluluk getirmez, azıcık aşım, kaygısız başım…

Ama yine bir araştırma anketi yapılmış…

164 ülkede yapılan bu ankette, katılımcılara 'mutlu olmak için yıllık ne kadar kazanmalısınız?' diye sorumuş.

Cevaplar sonucunda ortaya çıkan miktar Türkiye'de birçoğumuzun ne yazık ki göremeyeceği cinsten.

1 milyon 700 bin kişiyle yapılan görüşmeler sonucunda bir kişinin kendisini mutlu hissetmesi için yıllık 95 bin dolar kazanması gerek.

Yani parayla saadetin bedeli yaklaşık 370 Bin Lira

2018 itibarıyla Türkiye'de asgari ücretin aylık 1.603 lira olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Bu da yıllık 19.200 liraya tekabül ediyor.

Elim ayağım titredi birden ve; ‘Peki sen 3 milyar 750 mılyar milyon, sen bu parayi ne yaptın?’ dedi içimden bir ses…

YAĞMURDA TRAFİK ÇİLESİ

Aslında şahsım adına benim en büyük mutsuzluklarımdan bir tanesi de yağmurda trafikte geçirdiğim süre…

Üç şeritli yolda yolun orta şeridinden giden motosikletlinin ıslak zemine rağmen kimseye yol vermemesi,

Bu motosikletlinin sol şeride geçerken ve dikiz aynalarını kullanmak yerine seyir halindeyken gövdesiyle birlikte arkaya dönüp gelen giden var mı diye kontrol ettikten sonra gelen aracı görmesine rağmen şerit değiştirmesi…

İki şeritli yolda kırmızı ışıkta beklerken (nasıl beceriyoruz gerçekten anlamıyorum) yolun birden 4 şeride çıkmışçasına daracık yoldaki arabaların 4 şerit yan yana durmaları,

İki şeritli yolda 4 şerit kırmızı ışıkta bekleyen araçların yeşil yandıktan sonra birbirlerine yol vermemeleri ve yaklaşık 30 saniyelik yeşil ışıkta en fazla 5-6 arabanın geçebilmesi,

Hız sınırının 70 olduğu 4 şeritli çevre yolunda en sol şeritten 30 ile giden aracın arkasında epey bi bekledikten sonra selektör yaparak yol istemeniz ve aracın size yol vermemesi,

Belli bir süre daha böyle devam ettikten sonra size yol vermeyeceğini anlayıp sağ şeride geçip sağdan geçmeye çalışırken aracın sağ şeride geçmesi, sonra sizinle birlikte tekrar sol şerit, tekrar sağ şerit ve size yol vermemesi,

Artık çıldırıp en sağ şeritten basıp geçtikten sonra ileride kırmızı ışıkta yan yana durmanız ve aracın içindeki şahsın ‘o şekilde nasıl geçersin, kazaya neden olacaktın dikkatli sür’ uyarısına ‘Amca çevre yolunda 30’la en sol şeritten gidiyorsun yol istiyorum yol vermiyorsun, sağdan soldan beni sıkıştırıyorsun sonra ben mi tehlikeye düşürüyorum trafiği’ tepkinize ‘Yol vermeye mecbur muyum? Gençler çok saygısızsınız’ diye bir karşılık görmek…

İnanın benim bu mutsuzluğumu üstüne 8-10 kat daha da artırdı ve artık kesin karar aldım yağmur yağdı mı Konya trafiğine çıkmayacağım…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık