• 08 Ağustos 2018, Çarşamba 7:34
HasanHüseyin KARA

Hasan Hüseyin KARA

Mevlana ve restorasyon

Restorasyon, eski bir yapıda bozulmuş, yıkılmış olan yerleri, bölümleri aslını bozmayacak bir biçimde onarmadır.

Ama maalesef biz restorasyonu revizyonla karıştırır, eskiyi yepyeni bir hale getiririz…

Tarihi ehemmiyeti hiç önemli değildir restorasyon yapılacak yerin, ‘modern görünsün yeter’ diye düşünür ve ondan sonrada ‘ucube’ diye nitelendirilebilecek eserler ortaya çıkartırız…

İşte Mevlana Müzesinde de bir restorasyon çalışması başladığının haberiyle ilk olarak aklıma gelen manzara buydu…

Fakat İl Kültür Müdürü Abdüssettar Yarar beyin davetiyle gittiğim ve gezip gördüğümde, yapılan ve yapılacak olan çalışmaları gördüğümde sanılanın aksine bir durumla karşılaşacağımıza kanaat getirdim.

Henüz çalışmalar çok yeni, ekipler büyük bir titizlikle çalışıyor, çalışan ekipte öyle boş beleş sıvacı bir ekip değil…

Sıvacı derken yanlış anlaşılmalara mahal vermemek adına açıklama yapma gereksinimi duyuyorum, bir önceki restorasyonda duvarların üzerindeki şaheser niteliğinde işlemelerin üzerini yer yer sıvayıp, yer yer boyayıp geçmişler…

Restorasyon 3 farklı koldan oluşuyor…

İlk olarak Mevlana’nın Türbesinin kalem işi süslemelerinin restorasyon ve konservasyonu..

Sonra sıra Mevlana’nın Türbesinin dış çinilerinin yenilenmesine geliyor…

Ve son olarak Mevlana’nın mezar sandukası üzerine yaptırılmış olan puşidenin (örtünün) yenilenmesi…

Bu çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte Mevlana müzesi asırlar önceki haline geri dönecek desek abartmış olmayız herhalde…

Çalışmaların büyük bir titizlikle ilerlediğini aktardı Kültür Müdürü Abdüssettar bey…

Bu 3 farklı restorasyon için üç farklı bilim kurulu oluşturulmuş,

Türkiye’nin en iyileri bir araya gelmiş ve bu çalışmaya başlamış…

Ne diyelim, umarım istenilen başarılır, malum büyük veballi olan bir iş..

Gerçi çalışmanın biraz yavaş ilerleyeceği aşikar ama sonucu da mükemmel olacağa benziyor…

BİSİKLET YOLU NEDİR? NE İÇİN KULLANILIR!

Türkiye’nin en uzun bisiklet yolu ağına sahip şehri Konya…

Türkiye’nin bisiklet yolunu en az kullanan şehri yine Konya…

Türkiye’de bisiklet yolunu araç trafiğine açan şehir yine Konya…

Nasıl diye sormayın görünce bence şok oldum…

Bir fotoğraf geldi önüme,

Birkaç gün içerisinde çekilmiş, trafiğin yoğun olduğu bir saatte bir tane hafif ticari bir araç bisiklet yolundan yayaların üzerine süre süre ilerliyor…

Heyhaaat…

Abi sana trafik çekilmezde, biz bu trafikte ilerlemekten haz mı duyuyoruz…

Artık kanun manun hak getire de, kul hakkını da mı düşünmezsin be abi…

O trafikteki hakkına girdiğin onca insanı bulup nasıp helalleşeceksin?

Trafiğin bu hale gelmesinin en temel nedenlerinden bir tanesi de o beyefendi gibi saygısız şoförler…

Bu görüntünün ilk olduğunu sanmıyorum, son olacağına da inanmıyorum, muhtemelen trafik bir şekilde o fotoğrafa ulaşacak ve o beyefendiye gerekli cezayı yazacak ama değişen ne olacak?

Trafik kültürü bambaşka bir şey maalesef…

Tabi trafikteki bütün şoförlere değil sözüm, çünkü 100 tane aracın olduğu bir trafikte tek bir tane saygısız şoför o trafiği içinden çıkılmaz bir hale sokabilir maalesef…

Saygı, ihtiyacımız olan tek şey biraz saygı, biraz sevgi, biraz hoşgörü…

Mevlana diyarında yaşayan bizler için bunlar çok da zor şeyler olmasa gerek diye düşünüyorum…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık