• 14 Şubat 2019, Perşembe 9:08
HasanHüseyin KARA

Hasan Hüseyin KARA

Çıldırmaya az kaldı!...

Bugün 14 Şubat ‘Sevgililer Günü…’

Sevenlerin, sevilenlerin günü bugün…

Kapitalizmin bir oyunu, tüketim toplumunda insanların daha fazla alışveriş yapmaları için dikta edilmiş bir gün olarak kabul görür genelde toplumumuzda…

Neyse konumuz bu değil, konumuz sevgililer günü de değil, bugün sizinle neyi sevdiğimizi, yada neyi sevmediğimizi konuşmak, tartışmak istiyorum…

Sevgiyi nasıl kullandığımızı, insanları nasıl sömürdüğümüzü anlatmak istiyorum…

Önceki gün akşam, annem rutin kullandığı ilaçlarının bitmek üzere olduğunu ve doktora gidip yazdırmak istediğini söyledi…

‘Tamam anne sabah erkenden gider ilaçlarını yazdırırız’ dedim ve sabah erkenden aile hekimimizin olduğu sağlık ocağına gittik…

Sabah erken olduğu için kalabalık olmaz ve erkenden halleder çıkarız diye düşünürken içeriye bir girdik aman yarabbi bildiğiniz ana baba günü…

İçeriye bile girerken böyle kapıyı zorlayıp giriyorsunuz…

Sonra öğrendim öğrencileri sağlık taraması için göndermiş okulun biri…

Doktorlar şikayetçi biraz bu konuda gerçi ama, dönem başından başlayarak peyder pey göndermek yerine öğrencilerin tamamını tek seferde gönderdikleri için bu yoğunluk yaşanmış…

Neyse zorlada olsa kapıdan içeriye girdik…

Annemi oturan çocuklardan birisini kaldırarak bir sandalyeye oturttum ve sıraya girdim numara almak için…

Önümde 15’e yakın kişi var…

TC kimlik numarası ile veya yeni kimliklerdeki barkotu okutarak sıra alınıyor…

Tabi gelenlerin birçoğu çocuğunu getirdiği için yeni kimlik vardı ve kimliklerini barkottan okutmaya çalışıyordu…

Çoğu da beceremiyor ama inatla yapmaya çalışıyordu…

Sıra biraz yavaş ilerliyordu ama neyse ki yaklaştı bize…

Önümde iki kişi daha vardı…

Tam o esnada kara çarşaflı bir tane kadın geldi, yandan yandan kalabalığın içerisinden sıyrılarak en öne geçti ve sırasını alan kişinin hemen ardından numaraları tuşlamaya başladı…

Sinir oldum, önümdekilerden bir ses çıkmayınca olaya müdahil oldum ve hafifçe omzuna dokundum, ‘hanımefendi sıradaki insanları görmüyor musunuz?’ dedim biraz sert bir tonda…

Kadın birden  ‘hadıdı’ diye arkasını döndü…

Sadece gözleri görünüyordu…

Simsiyah boyamış ve öyle değişik bakıyor ki geriye doğru bir adım attım, sesi de öyle sert, ökeli ve kalın çıkınca,

Suriyeli diye düşündüm muhtemelen ne söylediğimi anlamıyor diye düşünerek vazgeçtim…

Yerime geçtim ve sıramın gelmesini beklemeye başladım…

Kendi kendime çok hafif bir sesle söylenmeye başladı, ‘Medeniyetten bi haber insanları doldurdular güzel yurduma şu düştüğümüz duruma bir bakar mısın?’ diyorum kendi kendime…

‘Savaşta bitti niye dönmüyorlar bunlar ülkelerine’ diye söyleniyorum…

Kadın sırasını aldı döndü ve ‘oğlum nerdesin hadi gel’ diye seslendi…

Tüylerim diken diken oldu…

Türk’müş…

‘Nasıl insansınız siz?’ diye çıkıştım…

Gerçekten acayip sinirlendim, Suriyelilerin ‘Öküzlüğüne’ alıştık sanırım o yüzden görmezden gelebiliyoruz bazen ama…

‘Dağda mı yetiştiniz siz?’ dedim…

Ve anında tepki aldım…

‘Çarşaflıyım diye sabah seri taciz ediyorsun. Sizin gibiler yüzünden dinimizi yaşayamıyoruz’ demesin mi kadın!...

Kan beynime sıçradı…

Tabi etraftaki gözlerde hafiften bize dönmeye başlayınca tedirginde olmadım değil…

‘Ne tacizi diyorsun bacım?’ dedim ve önümdeki kadınlara döndüm ‘bir tek benim önüme geçmedi sizinde hakkınızı gasp etti, bunun dinle, imanla, insanlıkla ne alakası var, sizde bir şeyler söyleyinsenize’ diye çıkıştım…

Çıt yok…

Orta yaşlarda sarışın bir kadın geldi kolumdan tuttu, ‘boş ver kardeş, sıran geldi zaten’ diye beni hafif çektirdi…

Çarşaflı kadınsa hiiiç oralı değilmiş, bütün bunlar yaşanmamış gibi döndü arkasını çocuğunun elinden tuttu ve yürüdü…

Kızardım, bozardım, rengim attı, hatta bildiğiniz birkaç ton karardım…

Sıramızı aldık, kendi kendime söylenemiyorum bile…

Kadının sözleri kulaklarımda çınlıyor, ‘Sabah beri taciz ediyorsun!...’

Polis çağırsa ben suçluyum!...

Doktorun odasının önüne geçtik…

Kapının üstündeki ekrana baktım önümüz baya bi kalabalık, ‘otur anne sıra daha çok, bugün öğlene kadar buradayız’ dedim, ki o esnada 30 yaşlarında bir adam geldi, ‘doktor bey öncelik hastaların, çocukları daha sonra alırım dedi, isterseniz teyze içeriye geçsin’ dedi…

Teşekkür ettim adama doktorun kapısından içeriye girdik ama içimden doktorada öyle dua ediyorum ki, o kalabalığın içerisinde biraz daha kalsam ya cinnet getirecem, yada kafayı yiyim kendi kendime sövmeye başlayacam…

Neyse ilaçlarımızı yazdırdık çıktık ama hala sözler kulaklarımda…

‘Çarşaflıyız diye taciz ediyorsun’ ve ‘Sizin yüzünüzden dinimizi yaşayamıyoruz’

Yaklaşık 20 dakika sıra beklemişken, birisinin elbette önüme geçmesine kızarım, bu benim yasal hakkım değil mi?...

Sıramı vermediğim için mi bu kadın dinini yaşayamıyor?...

Ben orada sesimi biraz daha yükseltse idim veya tartışmaya devam etmiş olsa idim, ‘Taciz’ muhabbeti uzar ve polis çağırılırsa sonucu ne olurdu?...

Benimle birlikte önüne geçtiği diğer insanların tepkisizliği şaşırttı beni…

Acaba diye düşündüm kadın benden önce sıradaydı, ‘Burası benim, ben sıram gelince gelirim’ diyerek gitti bir yere oturdu mu? diye düşündüm kendi kendime…

Acaba haksızlık mı ettim?...

Öyle olsa bile bu taciz mi?...

Dini yaşamalarına engel mi oluyorum?...

Şimdi bunlar ‘dinli’ ben ‘dinsiz’ mi oluyorum?...

Şimdi bunlarda ‘Allah, peygamber sevgisi, korkusu’ oluyor, ben ‘Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz’ mı oluyorum?…

Kimseyi mini etek giyiyor diye yargılamam, dolayısıyla kimseyi çarşaf giyiyor diye de yargılamam…

Bana ne?...

Ama çarşaf giyip, sadece gözleri görünecek kadar her tarafını kapatınca dünyevi bütün sıralardan muaf mı tutulmuş oluyorlar?...

Çarşaf giyenler çok daha iyi Müslüman mı oluyor?...

Level level mi Müslümanlık?...

Bunlar kaçıncı level?...

Bir çarşaflıya karşı hakkımızı arayamayacak mıyız?...

Bir daha tövbe…

Mümkünatı yok bulaşmam, hani bir söz var ya, ‘Bana uzak Allah’a yakın’ diye…

İşte durum aynen öyle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık