• 11 Ocak 2020, Cumartesi 9:10
FatmagülKIZMAZ

Fatmagül KIZMAZ

YOL ARKADAŞLARIMIZ

Bir adam atı ve köpeği ile birlikte bir yolculuğa çıkarlar. "Yolları oldukça uzunmuş, yokuş yukarı gidiyorlarmış, güneş yakıcıymış, ter içinde kalmışlar, susamışlar.
Bir dönemecin ardında harika bir mermer kapı görmüşler; kapı, ortasında bir çeşme bulunan altın döşeli bir meydana açılıyormuş, çeşmeden berrak bir su akıyormuş.
Yolcu kapıdaki bekçiye dönmüş.
'İyi günler.'
'İyi günler,' diye yanıtını vermiş bekçi.
'Burası harika bir yer, adı ne?'
'Burası cennet.'
'Ne iyi, cennete gelmişiz, çünkü çok susadık.'
'İçeri girip dilediğiniz kadar su içebilirsiniz', demiş bekçi ve eliyle çeşmeyi göstermiş.
'Atımla köpeğim de susadılar.'
'Kusura bakmayın,' demiş bekçi.
'Buraya hayvanlar giremez.'
Yolcu çok üzülmüş, çok susamış, ama suyu tek başına içmek istemiyormuş. Bekçiye teşekkür edip yoluna devam etmiş. Epeyce bir süre yamaç yukarı gittikten sonra eski görünümlü küçük bir kapıya varmışlar, kapı iki yanı ağaçlıklı toprak bir yola açılıyormuş. Ağaçlardan birinin altında, şapkasını alnına indirmiş, uyur gibi yatan bir adam varmış.
'İyi günler,' demiş yolcu
Adam başını sallamış.
'Atım, köpeğim ve ben çok susadık.'
'Şurada taşların arasında bir pınar var,' diyen adam eliyle orayı işaret etmiş. 'istediğiniz kadar su içebilirsiniz.'
Yolcu, atı ve kopeği pınara gidip susuzluklarını gidermişler.
Yolcu bekçiye teşekkür etmiş.
'istediğiniz zaman yine gelebilirsiniz,' demiş bekçi.
'Buranın adı ne?'
'Cennet.'
'Cennet mi? Ama mermer kapıdaki bekçi bana orasının cennet olduğunu söyledi.'
'Orası cennet değil cehennemdi.'
Yolcunun aklı karışmış 'Sizin adınızı kullanmalarına niye izin veriyorsunuz? Yanlış bilgi vermeleri büyük karışıklığa neden olur!'
'Hiç de değil. Aslında onlar bize büyük bir iyilikte bulunuyorlar. En iyi dostlarına sırt çevirenlerin hepsi orada kalıyor çünkü demiş.

Yol arkadaşlarımız bizimle beraber olan canlarımızdır. Onlar bizlere emanettir ve bunun bilincinde olmak hepimizin vazifesidir. Açlık, susuzluk, yorgunluk sadece insanlar has özellikler değildir. Hayvanlarda bizim hissettiğimiz soyut ve somut tüm duyguları ve hisleri hissedebilirler. Kimse demesin ki o hayvan yorulmaz o hayvan açlıktan ölmez, o hayvan üşümez. Maalesef o hayvan da biz insan gibi can taşıyor üşüyor, yoruluyor, acıkıyor. Bencilliğin bir faydası yok ne insanlığa ne de hayvanlığa. Dünya dönerken tüm canlıları içine alarak dönüyor ayrım yapmaksızın. Ama biz insanlara ne oluyorsa insanları da ayırıyoruz, hayvanları da ayırıyoruz, bitkileri de. Canlı olan her şeyi içimize alıp da birlik olmayı beceremiyoruz. Oysa bize yaşamamız için sunulan hayatta her şey bir bütün ve herkes her şeye muhtaç. Ne bir eksik nede bir fazla tam tamına denge sağlanmış durumda. Bizler de bencillik ve kibirlerimizle dengeyi bozmamak için uğraşmak bir yana olan dengeye sahip çıkamıyoruz. Sonuçsa hüsran. Herkes zarar görmüş herkes ziyan. Ama bunu umursayan var mı? Sanmam. Böyle böyle dünyanın sonu gelmeden canlıların sonu gelmiyor mu zaten. Bugünü de yarını da batıranlar biziz ama daha da önemlisi öldükten sonra kavuşacağımızı huzuru da yok ediyoruz. Bir karıncanın ahını ödeyemeyeceğimizi bildiğimiz halde o kadar cana ah ettiriyoruz ki. İnsanlık olmaz olsun dedirtiyoruz. Ee hak etmiyor da değiliz hani…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık