• 16 Mart 2019, Cumartesi 9:23
FatmagülKIZMAZ

Fatmagül KIZMAZ

YAYALARIN GEÇİŞ ÜSTÜNLÜĞÜ

Şubat ayından itibaren hayata geçirilen yayaların geçiş üstünlüğü Konya’da ne kadar başarılı oldu yada ne kadar işe yaradı bir bakalım istedim. Geçiş üstünlüğü yayaların olduğundan beri bu kuralı dikkate alan ciddi bir sürücü kitlesi mevcut. Ama herkes ciddiye alıyor mu maalesef. Hala üstünlüğü ayağının altında ki gazı kökleyerek sağlamaya çalışanlar da var. Yaya geçitlerine baktığım zaman yayalar hala rahat bir şekilde yürüyemiyor sürücülere güvenemiyor. Bir adım atıp bekliyor ancak araç yavaşlarsa duracağını düşünerek yürüyebiliyor. Dediğim gibi durmayanlar da var iken kimse hak, hukuk, üstünlük deyip yürümüyor. Zaten bu bir anda olabilecek bir şey değil zamanla oturacak yeni bir düzen. Fakat gördüğüm kadarıyla bu kurala uymayan yada yanlış anlayan sadece sürücüler değil. Yayalar da biraz olayı abartıyor yada yıllardır böyle bir düzenin içerisindeymiş gibi rahat davranabiliyor. Fakat bu rahat tavırları ağır yaralanmalar veya ölümler getirebilir fakat farkında değiller bence. Daha birkaç gün önce caddede karşıya geçmek için beklerken gelen araçların geçmesini bekliyordum. Çünkü bulunduğum yerde ne trafik ışıkları nede yaya geçidi yoktu gelen araçlarda peş peşe ve hızlıydı. Tam o esnada karşı kaldırımdan bir genç yola attı kendini hem de adımlaya adımlaya. Gelen araçtaki sürücü elini kornoya kilitledi resmen hızlı olması için. Fakat gençte en ufak bir hızlanma hareketlenme yok. Sürücü panik yaptı çünkü hızlı idi ve arkasında gelen araçlar vardı. Saniyelik olayda adam ne durabildi ne gönül rahatlığıyla ilerleyebildi.Dursa arkadaki araçlar duramayıp çarpacak durmasa gence çarpacak. Adam direksiyonu sağa doğru kırmakta buldu çareyi çarpmamak ve kazaya da sebep olmamak için. Gence baktım küfürler el kol hareketleri ile ağzından çıkan cümle “mecbur duracaksın geçiş hakkı bende”. Çok şaşırdım bu ne rahatlık. Olayı yanlış anlamış tamamen. Sana geçiş hakkı verildi ama trafiği birbirine kat,bulduğun yerde kendini yola at, insanların hayatıyla oyna denmedi. En son araçtaki sürücünün sinirden yan camı yumrukladığını gördüm. Adam o öfkeyle yoluna devam etti. Gençse sallana sallana yürüyerek ilerledi. Hakikaten zor yeni bir düzen, yeni bir alışkanlık aşılamak insanlara ve gerçekten zaman gerektiren bir durum. Aynı şekilde olayı kavrayamayan sürücüler de var tabi. Mesela gördüğüm bir olayda yaya geçidinde yaşlı teyze ve genç bir bayan karşıya geçmek için hamle yaptı ve yolun sağından gelen sürücü yol verdi tam yolun ortasına geldikleri anda duran aracın yanında bir araç vıın diyerek geçti gitti. Teyze ve genç kadın tek bir adımla hayatlarından olabilirdi. Ve bunu sadece kurallara uydukları için yaşamış olacaklardı. Ne tuhaf ki aynı yolda sürücünün biri duruyor kurala uyuyor yol veriyor fakat saniyeler sonra yanından geçen bir sürücü kurallara uymadığı gibi insanların canını da hiçe sayarak geçip gidiyor. Bu kadar basite almamak gerek oysa ki bir canı. Arabasının kapısı çizilse üç gün dert yanıp sinir krizleri geçirip laf söyleyenler bir canı bu kadar basite indirgememeliler. Ama dedim ya zaman alacak bu uyum. Görünüşe göre biraz daha fazla zaman hem de. Yaya geçitlerinde gözüme takılan bir ayrı konusu ise adalhan olarak bilinen yer. Aslında çok da sıkıntının yaşanmaması gereken ışıklı bir kavşak olmakla beraber sabah ve akşam mesai başlangıç ve bitiş saatlerinde trafik polislerinin de trafiği yönlendirdiği, yaya geçişlerinin bulunduğu yer. Fakat ayrı bir özelliği de var ki dolmuş durağı olması. Aslında durak değil ama dolmuşçuların rahat tavırlarıyla durak statüsüne geçmiş bile. Düşünün ki kaldırım da karşıya geçmek için ışığın yanmasını bekliyorsunuz. Bekleme esnasında yaya geçişinin üstünde dolmuşlar arka arkaya duraklayıp yoldu alıyor. Kafanızı kaldırıyorsunuz ışığı göremiyorsunuz çünkü dolmuş buna müsaade etmiyor. Bu sefer insanların hareketlenmesinden yeşil adamın yandığını anlayıp sizde hareketleniyorsunuz fakat bu sefer de dolmuşun ya önünden ya da arkasından dolaşmak zorunda kalıyorsunuz. Mübarek yaya geçidi değil dolmuş durağı. On adım ileride alsalar yolcularını bir sıkıntı yok ama artık cahillik mi desem, yolcu kapma yarışı mı desem her ne ise yayaların geçiş hakkını ellerinden aldıklarını fark ettirmiyor bile. Yayalar ışığı beklediği kadar bir de dolmuşçuları bekliyor. Trafik polisi varsa oh be diyoruz çünkü onlar varken yaya geçidinde yolcu almıyorlar fakat polisin olmadığı her an da yaya ya nefes aldırmıyorlar. Benim gözlemlediklerimden bir kaçı sadece bunlar. Umarım en yakın zamanda yaya olarak da sürücü olarak da kuralları gerçekten bünyemize enjekte edebilir ve hayata geçirebilir ki başkalarının hayatlarını elinden almaktan kurtuluruz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık