• 13 Temmuz 2019, Cumartesi 8:51
FatmagülKIZMAZ

Fatmagül KIZMAZ

SEVGİNİN GERÇEK HALİ

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?"

 Bakın göstereyim demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış.

Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. "Ermiş bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.

Bunun üzerine şimdi demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyurun" deyince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş.

Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan işte demiş ermiş, 'kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz ve şunu da unutmayın, gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima.

Bu kıssadan hisse bize olması gerekeni kısaca özetliyor zaten. Sevgi ve paylaşmanın önemini gözümüze sokuyor. Bencillikle kalınan açlık sadece mide ile alakalı değil hem beden hem ruhla alakalı. Yani bir tas çorba değil almamız gereken ders.

Bencillik ve hep baba hep banacı düşünceler her konuda önümüzü kesen koca kayalardır. İlerlemeyi ve büyümeyi engellerler. Oysa sevgi, hoşgörü ve paylaşma tam tersidir. Önümüze çıkan koca koca kayaları birlikle ortadan kaldırır ve ilerlememizi, büyümemizi sağlar.

Ama işin aslına bakarsak bizler bunları çok iyi biliyoruz zaten. Hatta hiç dilimizden de düşürmüyoruz. Dinimizin inancımızın da bu yönde olduğuna inanıyoruz. İnanıyoruz inanmasına da ne kadar uyguluyoruz asıl mesele bu. Kardeşlik, paylaşma, birlik beraberlik cümleleri hep ağzımızda. Ama iş icraata geldiğin de herkes kendi yolunda.  Ne dini inancı ne güzel ahlakı nede hoş görüsü ortalıkta yok. Hepsini anında tozlu raflara kaldırmış bencillik tavan yapmış oluyor. Bu bir kişi üç kişi beş kişi için değil, hepimiz için böyle. Hepimiz kendi çıkarlarının peşinde koşar olduk. İnsanlığımız inandıklarımızı yapmanın önüne geçer oldu. İnsan olmakla iyi insan olmak arasında fark yokmuş gibi algılanan bir çizgi çizildi. İyi ve kötü önemli değil yaradılıştan insan olarak dünyaya geldiysek en üstün varlığız.

Zaten bu üstün olma hevesiyle en üstün varlıktan en aşağı varlık olmayı becerebiliyoruz ya…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık