• 18 Ocak 2020, Cumartesi 10:24
FatmagülKIZMAZ

Fatmagül KIZMAZ

KADINLAR

 Kadınlar yada bayanlar…

Bu iki kelime ayrı iki dünyayı temsil eder hale geldi son zamanlar da. Kimisine göre kadın demek doğru kimisine göre bayan. Bense ayrım yapmıyorum farklı iki canlı gibi görmüyorum, direk özüne bakıyorum. Bana göre ikisi de kullanılabilir. Asıl önemli olan kadınlara nasıl davranıldığı ve ne hissettirildiği. Kadın bayan diye tartışmak yerine bu insanlar neler yaşıyor denilmeli. Her sabah güneşin doğması gibi doğal ve normal karşılanmaya başladı öldürülen kadınlar. Çünkü her gün doğan güneş gibi mutlaka her gün ölen bir kadın oluyor. Sanki bu kutsal bir görev ve öğünün şanslısı da kurayla çekilirmişçesine. Hangi ülke hangi şehir önemli değil artık. çünkü mutlaka bir yerlerde kadınlar katlediliyor. Daha kötüsü de artık bunları duymaya alışıyoruz ve umursamamaya başlıyoruz. Resmen kadınlar katillerinin önce kölesi sonra kurbanı oluyor. Bunu durdurulması gerekiyor ama nasıl bilmiyorum.

Eğitim diyorlar, evet haklılar ama yeter mi? Görüyoruz ne eğitimli rütbeli üst düzeylerin de yaptıklarını.

Aile, yetiştirme tarzı diyorlar, evet haklılar ama yeter mi? Görüyoruz ailesi sevgi, saygı yumağı olmuş sokaktaki kedinin bile başını okşamadan geçmeyen insanların evlatlarının yaptıkları eziyetleri.

Kanunlar, cezalar diyorlar, evet bunda da haklılar. Ama buda yetmiyor. Cezaevinde ki adama iyi halinden, davranışından bir hafta sonu çık dışarı geri gel diyorlar veya bir boşlukta firar ediyor olan yine kadınlara oluyor. Birkaç saat de bir canı bedenden ayırıyorlar. Hiç vicdanları sızlamadan, hiç elleri titremeden. Vuruyorlar, dövüyorlar, kesiyorlar, yüksekten atıyorlar. Çeşit çeşit caniler çeşit çeşit kadınların hayatlarını ellerinden alıyorlar. Ve salgın gibi hızla yayılan bu canilikle nasıl baş edileceğini kimse bilmiyor. Herkesin önerileri var, herkesin çözümleri var ama işe yaramıyor maalesef. Hızla yayılan bir virüs gibi ve biz virüsü biliyoruz, yayıldığını biliyoruz ama panzehri bilmiyoruz. Deli gibi araştırıp yöntemler denesek de asıl olanı bulamıyoruz. Ne yaraları iyi edebiliyoruz ne de yeni birilerinin yaralanmasını engelleyebiliyoruz. Sadece her geçen gün alışarak daha az tepkiler veriyoruz.

Oysa kadınlar bunu hak eder mi? Erkekler bunu hak eder mi? Hayvanlar bunu hak eder mi? Bitkiler bunu hak eder mi?

Hangi birine kızayım hangi birine ateş püsküreyim bilemiyorum. Konu kadınlarla başladı ama yok mu erkeklerden katledilen. Parasına, malına hatta namusuna göz diktikleri için canını alıp sağa sol gömen. Yok mu iki kat fazlam olsun diye ağaçları kesen, ben diktim benden sonra kine yar etmem diye odun yapıp çatır çatır yakan. Yok mu havladı, miyavladı arabamı pisletti diye uçanı kaçanı canından eden. Bir insanoğluyuz. Canlılar arasındaki türlerden biriyiz. Ama ne illet ne lanet bir hal aldık böyle biz. Kendimize, hemcinsimize, karşı cinsimize, bitkiye, hayvana canlı olan nefes alan ne varsa canından eder hale geldik. Ali kıran baş kesen. Ama ne baş kesen öyle lafta falan değil hakikaten kesen olduk.

Nasıl önlenecek, nasıl eğitilecek bu durum nasıl düzeltilip yoluna koyulacak düşünüyorum. Ama herkes kadar işte kendi hayatımın içinde ufak anlar sadece. Yaşantımın tempomun arasında ki ufak boşlukları dolduracak kadar. Böyle çözüm bulunmaz ki. Hepimizin yaptığı bu kızıyoruz, öfkeleniyoruz, adalet diye çığlıklar atıyoruz sonra hop kendi hayatımızın peşin de koşmaya devam. Tüm dünyanın ortak sorunu ise yine aynı yerde baş köşede. Uzun bir sürede o köşeyi meşgul edecek gibi duruyor. O köşeyi bir an önce boşaltmak umuduyla… belki her şey yoluna girer de bizler insan olmayı becerebilir. Beneden değil onu yaradan yapmış zaten bizim ihtiyacımız zihnen insan olabilmak…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık