• 04 Mayıs 2019, Cumartesi 10:04
FatmagülKIZMAZ

Fatmagül KIZMAZ

BU ANIN DEĞİL GELECEĞİN SORUMLULUĞU

Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzade başı Camii’nin 1990lı yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden biri olan inşaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı TV’de şöyle anlatmıştı:

Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı. Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu. Biz inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşaat edildiğini öğrenmiştik fakat taş kemer inşası ile ilgili pratiğimiz yoktu. Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık. Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık. Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık. Kalıbı yaptık. Sökmeye kemerin kilit taşından başladık. Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın birleşme noktasında olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık. Şişenin içinde dürülmüş beyaz bir kâğıt vardı. Şişeyi açıp kâğıda baktık. Osmanlıca bir şeyler yazıyordu. Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir mektup idi ve Mimar Sinan tarafından yazılmıştı. Şunları söylüyordu:

“Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşa edeceğinizi bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum.”

Koca Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşa ettikleri taşları Anadolu´nun neresinden getirttiklerini söyleyerek izahlarına devam ediyor ve ayrıntılı bir biçimde kemerin inşasını anlatıyordu.

Bu mektup bir inşanın, yaptığı işin kalıcı olması için gösterebileceği çabanın insanüstü bir örneğidir. Bu mektubun ihtişamı, modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı tekniğinin değişeceğini bilmesi, 400 sene dayanacak kâğıt ve mürekkep kullanması gibi yüksek bilgi seviyesinden gelmektedir. Şüphesiz bu yüksek bilgiler de o koca mimarin erişilmez özelliklerindendir. Ancak erişilmesi gerçekten zor olan bu bilgilerden çok daha muhteşem olan 400 sene sonraya çözüm üreten sorumluluk duygusudur.

Bu olay her zaman etkilemiştir beni tabi benim gibi birçok kişi. Eserleri ile birçok başarıyı elde etmiş, eserlerinde ki en ufak ayrıntının bile eserde bütünleyici bir özellik taşımış, rast gele tek bir taşı bile koymamış bir mimar kendisi. Taklidinin dahi mümkünlüğünü zorlaştıran eserler. Bu eserlerin yanında da böyle ince hesaplar, geleceğe ışık tutan küçük notlar. Mimar Sinan’ın bulunduğu noktayı sonuna kadar hak ettiğinin kayıtsız şartsız kanıtıdır. Hele ki eserlerinin uzun ömürlülüğü ve restorasyon ömrünü düşünerek aldığı önlemler…

Günümüze baktığımda üç beş yıllık binalar yan yatmaya denize batmaya dünden hazır. En iyi inşalar elli altmış yılı titreyerek görüyor. Mimar Sinan’ın eserine bakınca 400 yılı devirmiş ve bir o kadar yılı da devirebilme işi bir restorasyona bakıyor. Bu restorasyonun da nasıl yapılacağı tek tek anlatılıyor. Mimarlığın hakkını veren Mimar Sinan. Geleceği görüp gelecek nesiller için yol gösteren önlem alan mimar. Hayatından çok eserleriyle hayatta kalmayı başaran mimar. Bunları okuyunca hayatımıza bakıyorum da. Bırakın geleceği 400 yılı yarınımızı düşünmüyoruz. Sabah yaptıklarımızın sonucu öğlene karşımızda olur diyemiyoruz. İşin aslı anlık yaşıyoruz. Ne eserlerimizde, ne hayallerimizde ne de insanlığımızda ileriyi dönük değil. Olmuşuz anlık. Geleceği düşünmeyen geleceğe ne bırakabilir ki…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık