• 25 Ocak 2020, Cumartesi 9:36
FatmagülKIZMAZ

Fatmagül KIZMAZ

ACIMAKSIZIN

Hindistan’da çok ünlü bir ressam varmış. Herkes bu ressamın yapıtlarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş ve onu "Renklerin Ustası" anlamına gelen Ranga Geleri olarak tanısa da kısaca Ranga Guru derlermiş. Onun yetiştirdiği bir ressam olan Racigi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini bitirerek Ranga Guru’ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş. Ranga Guru;

"Sen artık ressam sayılırsın Racagi. Artık senin resmini halk değerlendirecek." diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve meydanda en görünen yere koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Racigi denileni yapmış.

Racigi birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki tüm resim çarpılardan neredeyse görünmüyor. Çok üzülmüş tabii. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki. Resmi alıp götürmüş Ranga Guru’ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. Ranga Guru üzülmemesini ve yeni bir resim yapmasını istemiş. Racigi yeniden yapmış resmi ve gene Ranga Guru2ya götürmüş.

Ranga Guru resmi tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş. Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Racigi denileni yapmış...

Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da boyalar da bırakıldığı gibi duruyor. Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru’ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış. Ranga Guru demiş ki;

"Sevgili Racigi, sen ilk resminde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız eleştirebileceklerini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı...

Oysa ikinci resminde onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin. Şunu hiç unutma sevgili Racigi, kötü yönde eleştirmek kolaydır, yapıcı eleştiride bulunmak ise eğitim gerektirir."

Ranga Guru’nun da dediği gibi insanlar kötüyü yanlışı çok çabuk benimseyebiliyorlar. Çünkü bunu benimseyebilmek için bir eğitime bir çabaya ihtiyaç yoktur. Kafanıza göre bahaneler uydurup haksızlıklar yapabilirsiniz. Ama olan yanlışların düzeltilmesini yada olumlu olan eleştirilerin yapılmasını istediğiniz anda etrafınız da kimseyi bulamazsınız. Çünkü bunu yapabilmek için bir eğitim bir bilgi birikimi gerekir. Kafanıza göre ben dedim oldu ben övdüm beğenildi olmuyor işte. Ağzınızdan çıkan her cümleyi açıklamalı ve neye dayanarak telaffuz ettiğinizi belirtmek zor zanaattır. Eğitimdir, emektir, bilmektir, bilmesen de öğrenebilmektir.

Eee tüm bunlar da baya zahmetli işlerdir. Öyle üç beş metre ilerden göz ucuyla görmek kulak ucuyla duymakla olmaz hiçbir zaman. Eline kalemi alıp da burası olmamış, burası yanlış, burası yakışmamış demek de yetmez. Olmadıysa olanını yap dedikleri anda kaçacak delik aramakla da olmaz.

Etrafınıza iyice bir bakın. Eleştirdiğiniz yargıladığınız kim varsa iyice bir tartın. Eleştirecek düzeyde misiniz ya da eleştirdiğiniz şeyleri siz yapabilecek seviyede misiniz. Yani siz hakikaten emeği eğitime değer vererek mi yapıyorsunuz bu eleştiriyi yoksa çamur at izi kalsın taktiği mi uyguluyorsunuz. Önce bunun farkına varın. Sonra doğru olanı yol yapın. Eğer kafadan atmaya, laf olsun diye can yakmaya devam ederseniz canı yanan sadece siz olursunuz. Çünkü eşek ne kadar eşek olursa olsun sırtındaki heybenin değerini bilen illa ki çıkar. Bilmeyenler de eşek ile hoşaf dalaşına yapar…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık