• 04 Şubat 2019, Pazartesi 9:18
ErdalARSLAN

Erdal ARSLAN

DAHA NE DURUYORUZ?

Trump’ın Başkan seçilmesinin ardından ABD’nin, Suriye meselesinde Obama döneminden farklı yaklaşımlar sergileyeceği beklentisi Dünya ve ülkemiz gündemine yansımıştı.

Uzunca bir süre geçmesine rağmen beklenen değişikliklerin gerçekleşmemesi üzerine, biz de geçtiğimiz ay ülke çıkarlarımız doğrultusunda askeri harekât planlamasını yaptık ve sahaya girmek üzere sınır bölgelerimize gerekli sevkiyatları gerçekleştirdik.

Tam sahaya çıkmak üzere iken Trump, Cumhurbaşkanımızı arayarak bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Bu görüşmenin içeriğinde ise Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına göre; Amerika’nın Suriye’deki askerlerini tümüyle çekeceğini, DEAŞ ve artıklarıyla mücadeleyi de Türkiye’ye bırakacaklarını açık ve net bir şekilde ifade ettiklerini söylediler.

Bunun üzerine, ülke yönetimimiz, askeri harekâtı beklemeye alarak süreci takip etmeye başladı.

Sonrasında Trump,  twitter  hesabından dengesiz ve daha önceki beyanlarının aksine açıklamalarda bulunarak, tam bir kafa karışıklığı  oluşturdu.

Devletimizin bekâsı için yapmayı planladığı sınır ötesi operasyonu, sanki oradaki halkı katletmek için yapıyormuş yâda yapacakmış gibi göstermeye çalıştı.

Oysa ülkemiz bu ülkeyi VATAN kabul edip yaşayan herkesin, tüm kardeşlerimizin devleti olmuştur. Hangi inançtan olursa olsun ayrımcılık yapmayan, fitne çıkarmayan herkes bu ülkede inancımızın da gereği olan bir yaklaşımla “yaratılanı severiz Yaratan’dan ötürü” yaklaşımı ile kabul edilip, benimsenmiştir her dönem.

Ülkemiz, sadece sınır komşularından bize sığınan sığınmacılara değil, gönül bağı ile kendisini bize bağlı hisseden tüm kardeşlerimize kucak açmış bir devlettir.

Tarihin her döneminde zulme uğrayan tüm milletlerin sığındığı liman, hep ülkemiz olmuştur. Bugün de sınırlarımızın öte tarafında ne zaman bir sıkıntı yaşansa, tüm kardeşlerimiz gibi Kürt-Türkmen-Arap kardeşlerimiz de güvenli bir liman olarak hemen Ülkemize yönelmektedirler.

Trump ve yandaşları için asıl olan kendi planları doğrultusunda bir tampon bölge oluşturup, oranın güvenliğini de ülkemize değil, Koalisyon güçlerine bırakmak istemeleridir. Onun için zaman kazanıp bizi geciktirerek, yılardır savunduğumuz tampon bölge tezimizi bizim değil kendi kontrolleri altında bir bölge olarak planlamaktadırlar.

Böylece, bir dönem ülkemizin başına bela olmuş Çekiç Güç belasının bir başka örneğini hayata geçirme çabasındalar. O dönemi hatırlayanlar bilir lakin genç arkadaşlarımıza hatırlatmak lazım ki PKK denen belayı koruyup güçlendiren bir bela idi bu çekiç güç.

Bunun için İKİNCİ BİR ÇEKİÇ GÜÇ oluşmasına asla izin vermemeliyiz.

Yerel Seçimlerin yaklaşmasına bakılmaksızın bir an önce sınır ötesi harekât ile Fırat’ın Doğusunu da Batısını da tam olarak güvenli hale getirmeli ve kendi kontörlümüz altına almalıyız.

Bu kontrol süreci, Suriye’de kalıcı bir çözüm bulunana kadar da devam etmelidir.

Bu bizim olmazsa olmazımız olmalı ve gereken gecikmeksizin yapılmalıdır.

Hükümetimiz, devletimizin bekâsı için bu gerekli adımları atar ise halkımız da hiç şüphesiz hükümetini desteklediğini Yerel Seçimlerde bir kez daha gösterir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık