• 27 Eylül 2019, Cuma 8:48
Ali RızaTABAN

Ali Rıza TABAN

YENİ  OLUŞUMLARA GİDEN YOL

31 Mart yerel seçimlerinde başta İstanbul ve Ankara olmak üzere Ak Parti’nin yıllardır elinde tuttuğu bazı  Büyükşehir Belediye Başkanlıkları’nı kaybetmesi, parti içinde yeni ihtimal ve arayışlarını güçlü bir şekilde gündeme getirdi.

Tekrarlanan İstanbul seçimlerinde Millet İttifakı’nın, Cumhur İttifakı’na 806 bin oy fark atması  ise Ak Parti’de “şok” etkisi yarattı. O tarihe kadar  genel  ve yerel olmak üzere 15 seçim kazanan bir parti için bu yenilgiler, kabul edilebilecek bir durum değildi. Ayrıca bir süredir Ak Parti’nin reformcu kimliğini kaybettiği, başta parti yönetimi olmak üzere kabinede mutlaka  bir değişikliğe gidilmesi de son bir kaç yıldır  konuşuluyordu. Yani 31 Mart yenilgisinin önemli sebepleri  vardı. O sebeplerin arasında  parti yönetimi ve kabine  öne çıkmışı.

Ak Parti içindeki beklenti 31 Mart’tan sonra seçim sonuçlarının radikal biçimde değerlendirilmesi ve gereğinin en kısa zamanda yapılması şeklindeydi. Partide  güçlü bir değişim rüzgarının  eseceği  tahmin ediliyordu.  Parti üst yönetiminin değişmesi, kabinede şikayet ve rahatsızlığa konu olan bakanların görevden alınması, görevden alınan bakanların yerine siyaset kökenli bakanların atanması en güçlü beklentilerin başında geliyordu. Seçim sonuçları da  zaten   bu mesajı vermişti. Fakat olmadı. Beklentiler boşa çıktı ve parti içi  muhalefetin  şikayet ettiği gibi, “iç muhasebe yolları kapatıldı.”

Tekrarlanan İstanbul seçimlerinden sonra konuştuğumuz siyaseti iyi bilen Ankara’daki bir  dostumuz bize  şöyle demişti.. “Parti yönetiminin mutlaka değiştirilmesi gerekiyor. Kabine üyelerinden en az 5-6 tanesinin değiştirilmesi gerekiyor. Şu bakanı alıyım, partinin başına getiriyim. Partideki şu genel başkan yardımcısını alıyım, kabine üyesi yapıyım. Hayır! Bu  vatandaşı  tatmin etmez. Vatandaşı kesmez. Bizim yaptığımız çalışma sonuçlarına  göre beklenti  daha yüksek. Sıfırdan ve  hiç yıpranmamış bir parti yönetimine ve  yeni isimlerden meydana  gelen, halkta karşılığı olan kabine üyelerinin olması gerekiyor. İl teşkilatlarında da  eskimiş yüzlerin kenara alınması gerekiyor.Bunlar en kısa zamanda yapılmadığı takdirde işimiz  gerçekten zor. Kabul etmek gerekir ki yerel seçimlerde aday  tercihlerinde yanlışlarımız da oldu.”

Yerel seçimlerin üzerinden neredeyse altı ay geçti..

Umudunu parti yönetiminde ve kabinede yapılacak değişikliklere bağlayanların, umudu boşa çıktı. Bunlar yapılmış olsa belki  halka  Ak Parti’nin  hala reformcu kimliğini kaybetmediğine dair az da olsa mesaj verilmiş olabilirdi. Fakat  beklenen değişiklikler yapılmıyor ya da yaptırılmıyor. Çünkü olayın bir tarafında özellikle de kabine tarafında, MHP   faktörü var. Devlet Bahçeli ne zaman kabine değişikliği gündeme gelse “Her gün bakan mı değiştireceğiz” diyerek, sert bir fren  yapıp çıkıyor. Bunun Bahçeli ile  ne alakası var, demeyin sakın. Doğrudan doğruya alakası var. Çünkü, Bahçeli’nin kabine ve yeni sistem üzerindeki etkisi giderek artıyor ve  etki alanını genişletiyor.

Sonuçta ne oldu?

Ak Parti’nin  değişim adımını  bir türlü atmaması ve halkın beklediği yeni bir anlayışı eyleme dönüştürmemesi yeni oluşumları hızlandırdı. Bu arada partide eleştirenler ötekileştirildi ve eleştiriler ihanet kabul edildi. Partide demokrasi ve özgürlüklere karşı soğuk ve sert bir iklim oluşturuldu.             

Bir kaç yıldır beklemede olan ve  yeni bir parti kuracağı söylenen Ali  Babacan, geride bıraktığımız günlerde bu konuda  ilk defa çok  net ifadelerle konuştu ve  şöyle dedi.. “ Şu anda toplumun tümünün ortak dertleri var. Her alanda yeni stratejiler, yeni  programlar, yeni planlar yapılması gerekiyor. Yeni bir gelecek revizyonu gerekiyor. Dürüst, akılcı, serin kanlı sakin  ve incelikli bir dil kullanacağız. Türkiye gerginlik politikalarından yorgun  düştü. Türkiye içine kapandığı zaman fakirleşir, demokrasi zayıflar..”

Ali Babacan bu sözlerle geçmişte içinde bulunduğu  ve kurucusu olduğu Ak Parti’yi hem eleştiriyor hem de yeni  kuracağı partinin izleyeceği yol hakkında ufak çaplı bilgiler veriyor. Bu arada Babacan’ın  söylediği çok önemli bir şey daha var. O da şu: Babacan’ın kuracağı partinin tarihi 2020 olarak açıklanmıştı daha  önce. Şimdi Babacan yeni partiyi  bu yılın sonuna kadar kurmuş olacaklarını deklare etti.

AK Parti’de yeni  parti kurma hazırlığı içinde olan isimlerden birisi de bilindiği gibi eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu.. Davutoğlu’da yeni parti hareketini hızlandırdı.. O da geride bıraktığımız günlerde partiden istifa ederken, Ak Parti yönetimini eleştirdi ve şöyle dedi.. “Ak Parti içerisinde iç muhasebe, ortak akıl ve istişare kanallarının  tamamıyla kapalı olduğu ve içerde bir dönüşüm  ihtimalinin kalmadığı da aşikardır. Her iyi niyetli eleştiriyi ve tavsiyeyi ihanet ve düşmanlık olarak gören mevcut yönetim anlayışı, savunduğumuz temel ilkeleri ve hedefleri gerçekleştirmenin imkanının kalmadığını bize göstermiş bulunmaktadır.”             

Eleştirilere kulak  tıkamak ve beklentileri dikkate almamak, eleştirenleri dışlamak,  ötekileştirmek, hain ve önemsiz insan  olarak görmek beklenmedik gelişmelere meydan verebiliyor. Türkiye’nin yıllarca destek verdiği ve umut bağladığı  Ak Parti’de  yaşananlardan bunu anlıyoruz.. Keşke   yerel seçimlerden  sonra gerek halkın ve gerekse partide ileri gelen ve geçmişte cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlık yapmış olan insanların  eleştiri ve önerileri dikkate  alınsaydı..Bunlar yaşanır  mıydı?

AK Parti’de halkın  şikayet ettiği ettiği, rahatsız olduğu olumsuz icraatlar, lüks, şatafat yolsuzluk iddiaları,  israf ve demokrasi dışı uygulamalar pekala   dikkate alınabilir ve ortadan kaldırılabilirdi. Parti yönetimi ve kabine revizyonu çok rahat bir biçimde gerçekleştirilebilirdi. Dolayısıyla yaralar  sarılabilir, partide birlik ve bütünlük devam edebilirdi. Bu takdirde yeni oluşumlara ve yeni partilere de gerek kalmazdı...

Bir çok insanın dediğini biz de demiş olalım.. “Galiba gerçekler Cumhurbaşkanı’ndan saklanıyor.”


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık