• 25 Mart 2020, Çarşamba 8:43
Ali RızaTABAN

Ali Rıza TABAN

YENİ BİR VİRÜS DAHA   

Az bekleyin corona kadar tehlikeli bulduğumuz yeni virüsün ne olduğunu anlatacağım.

 Fakat o konuya geçmeden önce söyleyeceklerimiz var.

Sayın Cumhurbaşkanı görevinin başında ve sağlığı da yerinde.Allah korusun diyelim.

65 yaşını geçmesine  ve yılların verdiği stres ve yorgunluğa rağmen her gün gece yarılarına kadar çalışıyor.

Öte yandan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca gibi meslekten gelen bir sağlık bakanı var.

Fahrettin Koca bu ülkenin sağlık bakanı olarak iyi performans koydu ortaya.

Kriz nerde.. Bakan bey orda.

Krizi bakanlık binasının dış dünyayı görmeyen kalın duvurlarının arasında yönetmiyor.

Sadece hasta, hastane, sağlık çalışanları üçgeninde  değil;  içinde bulunduğumuz olağanüstü günlerde, sorunun en az zayiatla atlatılması için bunu söylediğim için bana kızanlarınız olacak ama bakan bey olağanüstü bir çaba gösteriyor.        

“Ne yaptı? Hangi önlemleri aldı?” Diyenler için söyleyelim..

Corona virüs salgını karşısında “Ortak Akıl” diyebileceğimiz bir kurul olan “Bilim Kurulu” ile çalışmaya başladı.           

Her biri ülkemizin son derece saygın ve uluslararası üne sahip 40 kişilik tıp profesöründen oluşan bu kurul Sağlık Bakanı’nın gözü ve kulağı oldu. Hakkını teslim edelim kurul üyeleri corona virüsle mücadelede  gerek teori ve gerekse sahada etkili oluyor.  Ekranlara çıkıp mücadele yöntemleri hakkında  kamuoyunu  bilgilendiren kurul üyeleri halkın defans anlayışını güçlendiriyor. 

Öte yandan “Bilim Kurulu”  virüsle mücadele anlamında da teorik olarak,  tıp tarihine kaydedilecek  bilimsel çalışmalar yapıyor.

Ülkemizde coronadan sonra başgösteren  YENİ VİRÜS DALGASI  işe sözünü ettiğimiz “Bilim Kurulu” üyeleri ile dalga geçerek yola çıktı.

Neymiş?

“Bilim Kurulu Üyeleri” bir ara  ülke gündeminde yer alan “Akilller Hayeti”nden farkı değilmiş.

Ne diyelim?

Hadi ordan!

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın, corona ile mücadelede  gösterdiği  performansı bir kenara koyalım ve ‘ iyi ki böyle bir  Sağlık Bakanı var’ diyerek bakan beyle ilgili bölümü kapatalım. Nasıl olsa  nihai kararı tarih verecek.

Ayrıca görev alanlarına girsin veya girmesin hükümette görev alan  diğer bakanlar da  corona virüse karşı  teyakkuz durumunda.

Öte yandan illerde valiller, yerel yöneticiler ve her düzeydeki kamu yöneticileri  corona virüsü karşısında can siperhane bir şekilde mücadele ediyor. İllerde  hastane yöneticileri, üniversite rektörleri, tıp fakültesi dekanları, doktorlar ve sağlık çalışanları bu savaşı  göğüslerini açarak düşmana saldıran kahraman askerler gibi  sürdürüyor.

Gel de takdir etme. Lakin fazla takdir  yok. Eleştiri var.

“Şu yok. Bu yok. Şu neye oldu? Bu neye yapılmadı?

Soralım:

ÇİN’de eksik var mıydı?              

ABD, İtalya, İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya, İran, Rusya corona’nın gizlice saldırdığı zengin ülkeler. Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü önceki gün yaptığı açıklamada virüsün dünyadaki bütün ülkelerde görüldüğünü açıkladı. Demek ki zenginlik, fakirlik, önlem ya da sağlık alanında tam gelişmişlik falan  tanımıyor bu virüs. Sonra bu  bir  “Küresel Salgın” Hiç bir ülkeye torpil yapmadığı gibi önlem alınsın alınmasın fark etmiyor.         

Demem o ki: Şükretmeliyiz.

Peki neden?

Ülkenin Cumharbaşkanı sağlıklı bir şekilde görevinin başında.

Bakanlar görevinin başında.

Kamu kurumlarının yöneticileri görevinin başında.

Sistem bir şekilde çalışıyor.

Allah korusun tersi olsa ne olurdu?

Sayın Cumhurbaşkanı iş göremez durumda olsa ne olurdu?

Hükümet  fonksiyonsuz kalsa ne olurdu?

Kurumlar varlığını sürdüremezse ne olurdu?

Böyle doğal afetler karşısında devlet sisteminin işliyor olması  ne kadar önemli. Yönetenleri sevin ya da sevmeyin. Ama sistem çalıştırılıyor ve devlet ayakta.         

YENİ BİR VİRÜS DAHA

Devlet corona ile mücadele ediyor. İnsanlar da  mücadele ediyor. İçinde bulunduğumuz günler birlik ve beraberliği gerektiren günler. Fakat malum bir kesim  krizi fırsat bilerek intikam avcılığı yapmaya başladı.             

O malum kesim Cumhurbaşkanı’na saldırıyor.

O malum kesim Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya saldırıyor.

Bakan Koca hakkında geçmişteki defterleri açtılar. Bakan beyin Nakşibendi  tarikatının Halidiler koluna mensup olduğundan tutun da, sayın Cumhurbaşkanı’nın “Aile Doktoru” olduğuna, kurucusu olduğu Medipolitan Sağlık ve Eğitim Hizmetleri’ne teşvik aldığına, vergi indiriminden faydalandırıldığına, gümrük vergisi muafiyeti ve KDV istisnaları tanındığına kadar bir sürü iddia piyasaya sürülmeye  başladı.

‘Bu kadar da cahillik olmaz’  diyecem ve siz bana  kızacaksınız. Kızın. Bence mahsuru yok. Ama iddia sahiplerinin cahilliği ve  dayanılmaz hafifliği bizi güldürüyor. Dolayısıyla biz de gülme hakkımızı kullanıyoruz.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca geçmişte doktor ve işadamıydı. Yani siyasetçi değildi.

Kendisi 2018 yılında bakan yapıldı.

Şimdi soralım: Devlet hangi işadamına yatırım için teşvik, vergi indirimi, gümrük vergisi muafiyeti ve KDV istisnası tanımadı? Bizim ülkemizde de bir çok ülkede de devlet yatırımcıya böyle imkanlar tanıyor.    

 Yeter ki işadamları yatırım yapsın. İstihdam yaratsın ve ülke ekonomisine katma değer sağlasın. Bilmem anlatabildim mi?

Gelelim başka abukluklara..

Corona virüsün  ülkemizden def’i için dua etmek lazımmış. Edelim. Fena fikir değil. Hepimiz duaya inanan insanlarız. Fakat dua yetmiyor. Bilimi  öne çıkarmalıyız. Evrensel değer ve örnekleri öne çıkarmalı ve  virüsle bu anlayışa göre mücadele etmeliyiz. Dua tek başına yetecekse bilim insanlarına onca tıp fakültesine, doktora, sağlık teşktilatına, okumuş yazmış insana ne gerek var? Geçen günlerde okumuş yazmış ve fikir adamı etiketli birisi corona virüsle nasıl mücadele edilmesi gerektiğini, bundan  800 yıl önce yaşamış bir din aliminin sözleriyle açıklamaya kalkınca şaşırdık. Bilimi ve rasyonelliği inkar eden  aynı insan, virüsü kült Atatürkçülükle de izaha çalıştı ve “Atatürkçülük düşünceyi dumura uğratan bir virüs” dedi.         

Bu saçmalıklar kısa zamanda cevap buldu.

Karşı mahalleden birisi ağzını açtı ve sayın Cumhurbaşkanı’nın özelleştirme ve şehir hastaneleri projesini yerden yere vurduktan sonra ,Ak Parti’nin

 muhafazakar kesimde oy  kaybına uğradığını ve sayın Cumhurbaşkanı’nın seküler oylara göz diktiğini söyledi. Bu kadarla kalmayıp corona virüsle mücadele için dua öneren din adamlarına karşı saldırıya geçti.

Devlet ve millet corona virüsle amansız bir mücadele ederken,   radikaller fikir düzeyinde  kalan  söz ve yazıları ile yeni bir kavga ortamı yaratmaya çalışıyor.

Demem o ki; Fikirler çarpışıyor ve amansız bir şekilde vuruşuyor.

Anlayacağınız yeni bir virüs dalgası ile daha karşı karşıyayız.

Bereket bu virüs Cumhuriyet’in ilk günlerinden beri yakından tanıdğımız fikri bir virüs. Ama hiç tedavi edilmeyen  bir virüs.

Bu virüsü 90 yıldır izole edemedik.

Gene de hatırlatmış olalım: Türkiye savaş kadar zor bir süreçten geçiyor. Gün; hesaplaşma , ayıp arama ve yönetenleri töhmet altında bırakarak yıpratma günü değil. Gün, birlik ve beraberlik günü. Corona karşısında birbirine düşman ülkeler, birbirlerine  her anlamda yardım ederken bizde  malum kesimlerin bu kirizden rant sağlama hesabı ne kadar edepli ve ahlaklı bir hesap olabilir?  


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık