• 06 Nisan 2020, Pazartesi 9:01
Ali RızaTABAN

Ali Rıza TABAN

VATANDAŞTAN VATANDAŞA YARDIM VE MUHALEFET

Cumhurbaşkanlığı himayesinde başlatılan “Biz bize yeteriz” kampanyası bilinen malum çevreler tarafından eleştiri konusu haline getirildi.

Neden eleştiriyorlar?

Daha çok iki nedenden dolayı eleştiriyorlar.

Birincisi şu: Koronavirüsün görüldüğü diğer ülkelerde devlet vatandaşına yardım ederken,Türkiye’de devlet vatandaşından para  topluyormuş.

Doğru..! Durum aynen böyle.

Lakin bu eleştiriyi yapanların bildikleri halde göz önünde bulundurmak istemedikleri ve dikkate  almadıkları Türkiye gerçekleri var.

O geçekler ne?

Söyleyelim: Türkiye ekonomik gelişmişlik açısından ilk önce ÇİN mesabesinde değil.

Türkiye ekonomik gelişmişlik açısından Amerika mesabesinde de değil.              

Türkiye ekonomik gelişmişlik açısından İtalya, İspanya, Hollanda,Rusya, Fransa, İngiltere, Belçika, Japonya ve İran mesabesinde de değil.

İthalat, ihracat rakamları, gayri safi milli hasılası ve kişi başına düşen milli geliri çırılçıplak durumda ortada olan bir ülkeyiz. Sanayi Faaliyetlerine yukarıda saydığımız ülkelerden  100-150 yıl sonra başlayan Türkiye, bu ülkelerle varlık/zenginlik olarak aynı kategoride değerlendirilebilir mi? Bu ülkeler yüz yıllar  önce sanayi devrimini gerçekleştirirken, bizimkiler “Saray ve savaş entirakaları” ile bir birine kazık atmaya çalışıyordu. Sonunda Cumhuriyet Türkiyesine  varlık/ zenginlik olarak  oldukça kötü bir miras kaldı. Cumhuriyet Türkiyesi’nde de bu kadar yapabildik. Bu kadar toparlayabildik.    “Biz bize yeteriz” kampanyasını eleştirenler tarihi süreçte yaşanan gerçekleri bilmezler mi? Hiç bilmez olurlar mı? Bilirler.! Hem de çok iyi bilirler. Türkiye’nin ekonomik gelişmişlik bakımından dünyada nerde olduğunu da  gayet  iyi bilirler. Lakin yönetenlere  muhalefet etme hastalığı   bu çevrelerin  yakasını hiç  bırakmıyor. İnsanların sağlığı gibi çok önemli ve hassas bir konuyu dahi istismar ederek iktidara karşı rövanşist  düşüncelerle hareket ediyorlar. Cumhurbaşkanlığının himayesinde başlatılan “Biz bize yeteriz” kampanyasına yapılan itirazın sırf  bu sebepten olduğu rahatlıkla düşünülebilir. Söyleyelim: Yerinde ve zamanında yapılamayan muhalefet etme hastalığı yüzündendir ki, muhalefet edenler bir türlü iktidar olamıyor.   

“Biz bize yeteriz” kampanyasını  iki nedenden dolayı eleştiriyorlar, demiştik.

Birinci nedeni anlattık. 

Şimdi de ikinci nedeni anlatalım.

CHP’li belediyeler, Cumhurbaşkanlığı himayesinde başlatılan “Biz bize yeteriz” kampanyasından önce kendi illerinde benzer bir kampanya başlatmıştı. O kampanyanın maksadı da zorda ve darda olan vatandaşa belediyeler marifetiyle yardımda bulunmaktı. Ankara, İstanbul, Adana, Antalya gibi yerlerde CHP’li belediye başkanlarının başlattığı kampanyaya benzer  kampanyanları hayata geçiren Ak Partili belediye başkanları da vardı. Mesela; Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da, “Konya için iyilik vakti” kampanyasını 30 Mart 2020’de başlatmış ve bağışcılar, bağış yapmaya başlamıştı.

Cumhurbaşkanlığının başlattığı “Biz bize yeteriz kampanyası”  ister CHP’li, ister Ak Partili  ister MHP’li, il  belediyeleri  olsun bütün belediye başkanlarının başlattığı kampanyaların önünü  “zınk” diye kesti. Bir şey daha söyleyelim: “Biz bize yeteriz” kampanyasından sonra, İçişleri Bakanlığı  valiliklere 31 Mart 2020 tarihinde bir genelge gönderdi. Bu genelgeye göre belediyeler bağış kabul edemeyecek ve daha önce yapılan bağışlar da hak sahiplerinin hesaplarına iade edilecekti. Konya Valiliği aynı gün içerisinde Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na  gönderdiği bir yazı ile, “Konya için iyilik vakti” kampanyasını sonlandırdı ve daha sonra da yapılan bağışların aynı gün içerisinde hak sahiplerinin hesaplarına  iade edilmesini istedi.(İade edildi)

Demek ki Cumhurbaşkanlığının başlattığı kampanyanın hedefi, sebebi  malum çevrelerin iddia ettiği üzere sırf CHP’li belediyeler değilmiş.

Resmi gerekçe, belge ve bilgilere rağmen su  yine de  bulundırılmaya çalışılıyor.             

Baktılar olmayacak bu sefer okların yönünü d eğiştirdiler: “Suriyelilere 6-7 yılda 60-70 milyar dolar harcayan devlet kendi vatandaşına  para vermiyormuş.”

Yok efendim devlet “Yandaş müteahhitlere yaptıkları işlerin karşılığı olmayan milyarlarca dolar para veriyormuş.”

Yok efendim devlet “Şu  zor günlerde bile lüks ve israftan tasarruf yapmıyormuş.”

Bu bilgiler ne kadar doğru, ne kadar yanlış?

İddia sahipleri buna bakmıyor. 

Yalan, yanlış ne kadar vurabilirsen o kadar kazanırsın  hesabı yapılıyor.Hiç değilse ülke olarak birlik ve beraberliğe muhtaç olduğumuz günlerde” Bu düşüncelerimizi erteleyelim  zamanı değil” demek varken, malum çevreler ha bire vurmaya çalışıyor.

Söyleyelim: Cumhurbaşkanlığının başlattığı kampanyanın ülke şartlarının içinde bulunduğu  durum gözönüne alındığında yerinde ve zamanında bir karar olduğu görülecektir.Her şeyden önce toplanan paraların kontrolü daha mümkün olacak ve ihtiyaç sahiplerine tek elden ulaşacaktır.

Şayet toplanan bağışlardan belediye başkanlıkları CHP ya da MHP’nin elinde olan il ve ilçelere, mahallelere yardım yapılmayacağı  şeklinde bir  şüphe varsa bunun takibi kolaylıkla yapılabilir. CHP başta olmak üzere diğer muhalefet partileri ve  kronik muhalifler böyle bir durumda konuşma ve hatta fırtına  koparma hakkına sahip de olur. Sonuçta  bağışı yapan  bu ülkenin vatandaşları. Dolayısıyla toplanan  bağışların ihtiyaç sahibi her  vatandaşımıza hangi ilde yaşarsa yaşasın, hangi  partiye oy verirse versin  ulaştırılması gerekir.

Bir de vatandaştan toplanan vatandaşa gitmiyorsa  işte o zaman konuşun.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık