• 13 Ağustos 2018, Pazartesi 7:41
Ali RızaTABAN

Ali Rıza TABAN

ÜNİVERSİTELER

Türkiye’de eğitim öğretim alanında önemli mesafeler alındı.

1970’li yılların başında büyük şehirlerde sayılı üniversite varken, günümüzde her şehirde neredeyse birden fazla üniversite bulunuyor artık.

Üniversite sayısı hızla artıyor.

Bir yandan devlet üniversiteleri, öte yandan vakıf üniversiteleri ülkeyi dört bir yandan kuşatmaya başladı. Seksen, doksan yüz derken bugün üniversite sayısı iki yüzü buldu. Eskinin Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerinde bulunan ünlü üniversiteleri şimdiler de pek hatırlanmıyor.

Neden? Her şehirde üniversite var artık da ondan. Hem de birden fazla var.

Üniversite sayısının  hızla artması şüphesiz ki önemli.

Bir dönem ülkede okur yazar oranı takip edilirdi, ne kadar okur yazarımız var diye.Bugün üniversiteli sayımız  takip ediliyor. AB normlarını her alanda yakalamaya çalışan Türkiye, üniversitelileşme alanında da AB standartlarına ulaşmaya  çalışıyor.

Ülkede üniversite sayısının artması her bakımdan önemli.

Sadece  üniversite sayısına değil, niteliğin  önemli olmasına da dikkat etmek gerekiyor. Yani nitelikli ve kaliteli öğretime. Bu konuda başarılı olduğumuzu söylemek ne yazık ki mümkün değil.

Üniversite sayımız arttı.

Üniversiteli sayımız da arttı.

Bunların yanı sıra nitelik artmadı.

Aslında nitelik bizim eğitim sistemimizde genel bir sorun. Her seviyedeki eğitim alanında niteliği artırabilmiş değiliz. Nicelik var, nitelik olması gereken düzey de değil. Dünyada 500 üniversite sıralamasında Türkiye’den bir kaç üniversite ancak yer alabiliyor. Oysa rektörler göreve gelirken bu konuda iddialı sözler söylerler.

Bizim üniversitelerimize, Konya’daki üniversitelere bakalım bir de.

Üniversite sayımız yıllar içerisinde birden ikiye, ikiden üçe, üçden dörde, dörtden beşe çıktı.(yeni kurulacak olan Teknik Üniversite ile) Bu sayılara bakarak, üniversitelileşme alanında muaazzam bir başarı elde ettiğimiz söylenebilir.

Selçuk Üniversitesi,

Necmettin Erbakan Üniversitesi,

Yıldızı her geçen gün parlayan ve standartları zorlayan KTO Karatay Üniversitesi,

Gıda ve Tarım Üniversitesi,

Yer tahsisi yapılan Teknik Üniversite.

Bu üniversitelerin öğrenci sayısı da bir hayli yüksek. Konya’daki üniversitelerin, Türkiye’nin, üniversitelileşme gayretine  önemli katkıları var. Burda sıkıntı  yok. Fakat kalite tartışılır. Nitelik sorununu  bir türlü aşamıyoruz.

Konya’daki üniversitelerin bir diğer sorunu da, kendilerinin dışında dış dünyaya kapalı olmalarıdır. Üniversitelerimiz dış dünyaya kapalı. Ya da yeteri kadar açık değil.

Dünyada en iyi 500 üniversite vaadiyle iş başına gelen rektörler bırakın dünyayı, Türkiye’deki en iyi üniversite sıralamasında dahi  başında bulunduğu üniversiteyi üst sıralara taşıyamıyor. Tıp gibi bir iki alanın dışında hocalarımız varlık gösteremiyor. Oysa her türlü imkan sunuluyor hocalara. Lakin olmuyor.

Üniversite yönetimleri,

Hocalar,

Öğrenciler, esas yapması gereken işlerin en başında kaliteli bir eğitim, bilgi ve beceriye dayanan bir eğitimin olduğunu bildikleri halde hayata geçiremiyor. Neden acaba?

Konya’da  bütün ülkede olduğu gibi üniversite sayısı arttı.

Üniversiteli nüfus sayısı da arttı.

Fakat  herhangi bir alanda yaptığı bilimsel çalışma ile  ülkede üne kavuşan, dünyada adından bahsedilen bir bilim insanımız henüz yok. Bu konuda çok fakiriz, üstelik gayretimizde yok.

Üniversite yönetimleri sayılarla uğraşırken, üniversite sayımız artarken nitelik aklımıza gelmiyor herhalde. Halbuki  öncelik bu olmalı.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık