• 08 Nisan 2020, Çarşamba 9:55
Ali RızaTABAN

Ali Rıza TABAN

ŞEHİRLİ ŞEHİRLİYE EL UZATSIN

Türkiye tarihinin en zor dönemlerinden birisini daha yaşıyor.

Bir yanda toplumun bütün bireylerini tehdit eden koronavirüs diğer yanda  da her geçen gün artış gösteren ekonomik ve sosyal buhran.    

Koronavirüs zengin ve fakir ayrımı yapmıyor.

Fakat ülkede yaşanan ekonomik ve sosyal buhran daha çok fakir ve dar gelirli insanları etkiliyor.        

Milyonlarca insan asgari ücretle çalışırken bir çoğu işini kaybetti.

Milyonlarca insan daha önce de işsizdi.              

TÜİK’in  bu konudaki rakamlarını moraller daha çok bozulmasın  diye vermek istemiyorum. Çünkü 10 milyon rakamını deviren bir tablo var ortada.

Bir de yardım ve bakıma muhtaç 2 milyon insanımız var. Bunların önceden de herhangi bir işi ve geliri yoktu bugün de yok.

Koronavirüsün uzaması halinde ekonomik ve sosyal buhran koronadan daha tehlikeli bir noktaya gelecektir. Muhtemelen bir çok  duyarlı vatandaşımız böyle bir tehlikenin farkında. Bu nedenle salgının  ülkemizi bir an önce terk etmesi için vatandaşların  devletin ve bilim adamlarının bu konudaki öneri ve uyarılarını en ince ayrıntılarına kadar dikkate alması ve uygulaması gerekiyor.

Devlet üzerine düşen görevi yerine getirmeye çalışıyor.

Ülkemizi etkisi altına  alan her iki krizinde (Korona ve ekonomi) en az zayiatla atlatılabilmesi için sağlık ve ekonomi alanında her gün yeni önlemler alınıyor.Piyasalarda krizin zirve yapmasını önlemek için her türlü enstrüman  devreye konulurken, üretimin devamını sağlamak adına da işadamlarına ve sanayicilere mevcut imkanlar dahilinde destek veriliyor.            

Mesela; Kısa Çalışma Ödeneği.

Banka faizlerinin düşük seviyede tutulması.    

Sanayicilere kredi verilmesi ve borçların ertelenmesi.

İsteyen vatandaşa gelirini beyan etmek kaydıyla 6  ay ödemesiz ve 30 ay vadeli  5 beş bin lira ile 10 bin lira arasında kredi verilmesi.

Esnafın bankalara ve maliyeye olan borçlarının ertelenmesi.

Aynı şekilde vatandaşın bankalara olan borcunun ertelenmesi.             

SGK prim borçlarının ertelenmesi.

Ülkede sosyal yardımdan faydanan ailelere ki sayıları 2 milyon karşılıksız verilen paranın 1000 Tl’ye yükseltilmiş olması.

Bunları yeterli bulmayıp da eleştirenler var..

Ne diyorlar: “Devlet borçları ertelemesin. Silsin. Üretim ve istihdamın devamı için de karşılıksız para versin.”

Makul olmak, makul düşünmek gerekiyor.

Dünyada bu güce sahip üllke sayısı ne kadar?

Kaldı ki olayın bu tarafının bir de koronadan sonraki boyutu var. Devlet ve vatandaş esas o zaman ne yapacak? Demem o ki: Herkesin her  bakımdan dikkatli ve her türlü ekonomik ve sosyal gelişmelere hazırlıklı olması lazım.

Dua edelim: Kötünün kötüsü senaryolar  gündeme dahi gelmesin.

Gelelim yazının ikinci bölümüne..

ŞEHİRLİ ŞEHİRLİYE EL UZATSIN 

Ülkede yaşanan ekonomik krize rağmen Türkiye’de inadına üretim, inadına istihdam, diyen büyük firmalar var. Geçenlerde  bir firma 2 bin 200 kişilik ek kadro için başvuru aldı. O firmaya 60 bin kişi iş için başvurdu. Firma ne yaptı? Baktılar ki başvuranların sayısı fazla dayanamayıp ek 1000 kişi daha aldılar.İşe başlattıkları işsiz sayısı 3 bin 200’e çıktı. Tam bir vatanseverlik örneği.           

KOÇ Holding İstanbul’daki otellerini  sağlık çalışanlarına açtı. Üstelik ücret almayacaklar.

KOÇ Holding bazı fabrikalarında iş alanlarına girmediği halde sağlık malzemesi  üretmeye başladı.

ECZACIBAŞI’da bazı fabrikalarında hastaneler için sağlık malzemesi üretimine geçti.

Kütahyalı bir işadamı ihtiyaç sahibi 5000 bin kişi belirledi ve  bu 5000 kişiye, 1000’er lira nakdi yardım yaptı.

Başka bir şehrimizde bir işadamı da 1000 kişi belirledi ve bu 1000 kişiye, 1000’er lira nakdi yardım yaptı.

Antalya’da aslen Antalyalı olan bir otel sahibi otelini sağlık çalışanlarının hizmetine açtı ve para almayacak.

Karadeniz’de bazı  iş  adamları şehirleri, kasabaları, mahalleleri dolaşarak vatandaşın bakkala, markete  olan borçlarını kapattı.

Gaziantep’te bir işadamı ihtiyaç sahiplerine milyarlarca tutarında para dağıttı.              

Ege’de bazı otel sahlipleri otellerini sağlık çalışanlarına açtı.

İstanbul’da çok sayıda otel ve yurt sahibi, elinde bulunan otel ve yurtları hastane hizmeti için tahsis etti.

Adıyamanlı bir otel sahibi salgın geçene kadar elindeki  2 oteli Sağlık Bakanlığı’na devrettiğini açıkladı.

Vanlı bir otel sahibi otelini sağlık çalışanlarına tahsis etti.

KONYA’ya bakıyoruz bu örneklerden sonra.

Var mı acaba bin benzeri? Diye..

Biz evdeyiz. Göremiyoruz. Ama gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. Olsa, yapılsa görürdük. Sonra bizim gazetenin Yazı İşleri Müdürü Zekeriya Sağlık de bizi bilgilendirirdi. Demek ki sanayicilerden, büyük işadamlarından ihtiyaç sahipleri için atılan adım yok.

 Acaba geçmişte cemaatlara, tarikatlara, ideolojik eksenli vakıf ve derneklere oluk gibi para akıtanlar nerde?              

Bu şehrin sırtından büyük işadamı olanlar nerde?

Varlıkları bir kaç milyar  doları bulan Konya sevenler nerde?

Şunu diyebilirler : Biz çalıştık. Biz kazandık.

İyi de bu şehrin ve insanların sırtından kazandınız. Bu nedenle  hiç değilse zor günlerde şehrin ve insanların yanında olun. Gene de siz bilirsiniz ama şu kadarını söyleyelim: Tarih ve şehir unutmaz.

Söylemek istediğimiz şu: Olan olmayana vermeli.

Şehir dayanışmalı.

Gün, böyle bir gün.

Şehirli başka  şehirlerde olduğu gibi, bu  şehirde de şehirliye el uzatmalı.       


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık