• 18 Şubat 2019, Pazartesi 8:26
Ali RızaTABAN

Ali Rıza TABAN

NERELERDESİN BAŞKAN?

Onun farklı ve sıradışı bir hayat hikayesi olduğunu az da olsa bilenlerden birisiyim.Kendisiyle Ticaret Odası Genel Sekreterliği yaptığı, Fazilet Partisi İl Başkanlığı yaptığı dönemlerde bir çok konuyu paylaştık ve konuştuk. Hakeza, Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu ilk yıllarda da kendisiyle “yazmamak” ve başka bir ortamda da”konuşmamak” kaydıyla siyasi değerlendirmelerimiz ve istişarelerimiz oldu.

Fazilet Partisi İl Başkanlığı yaptığı dönemde, ona en yakın olan gazetecilerden birisiydik.        

Ak Parti’den kendisine partinin zirvesindeki isimlerden “Bize gel,bize katıl,bizimle ol” tekliflerinin üst üste yapıldığı dönemlerde de ona en yakın gazetecilerden birisiydik. Birinde, Demirci İş Merkezinde bulunan özel bir hukuk bürosunda lütfetti ve bizimle de bu konuyu konuşmuştu. Ben onun Ak Partiye geçmesini en çok isteyen insanlardan birisiydim.

O, siyasete  o yıllar itibariyle geleceği olmayan ve herhangi bir “siyasi istikbal vaad” etmeyen Fazilet Partisi’nde değil de , Ak Parti’de devam etmeliydi. Ak Partiye teklifleri kabul edip geçmesi halinde, kısa bir ara da il başkanlığını düşünmüştü. Kendisi Fazilet Partisi il başkanlığı’nda çok başarılı olmuştu. Bu işi çok sevmiş ve çok da profesyonel bir anlayışla yapmıştı. Lakin o Ak Partiye geçtikten sonra kesinlikle il başkanlığını düşünmemeli ve il başkanı olmamalıydı.  Bir çok insan gibi o sıralar  bizde,onun 2004 yılında yapılacak yerel seçimlerde Ak Parti’den Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmasının daha uygun olacağını konuşmuş ve yazmıştık.

Kendisine yapılan vaki teklifler ve ısrarlardan sonra Ak Partiye geçti.

Çok sevdiği siyasete Ak Parti’de devam edecekti artık.

2004’de yapılan yerel seçimler öncesinde Ak Parti’den Büyükşehir Belediye Başkan aday adayı oldu. Kendisiyle birlikte tam yedi aday adayı vardı. Bunlar o döneme göre “güçlü” ve “dişli” adaylardı. Aday belirleme süreci büyük bir mücadele içerisinde geçti. Görülmedik ve bir daha örneğine az rastlanan bir mücadele  içerisine girmişti adaylar. Öyle bir yarıştı ki bu yarış, yıllarca konuşuldu ve tartışıldı. Bu yarış sırasında biz gene ona en yakın olan gazetecilerden birisiydik. Özel görüşmelerimiz ve özel konuşmalarımız oluyordu. Yazmamız gerekenleri “ayıklıyor”,  “filtreden” geçiriyor ve ondan sonra kaleme alıyorduk. Dönem ne de olsa hassas bir dönemdi. Dönemin hassas olması şundandı: O Ak Partiye yeni geçmiş ve akabinde de Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmuştu. Bazı adaylar ondan daha fazla Ak Partili olduğunu ve partide emeği olduğunu iddia ediyordu. Yani onun ne kadar Ak Partili olduğu ısrarla tartışmaya açılmaya çalışılmıştı.

Rüzgar onun arkasındaydı.

Parti genel merkezi onun arkasındaydı.

Partinin önemli ve büyük isimleri onu Fazilet Partisi’nden “transfer” ederek, siyasi bir kazanım elde etmişlerdi. Bunun “partide görev” olarak elbette bir karşılığı olacaktı. Bu Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı da olabilirdi, milletvekili adaylığı da. En yakın seçim yerel seçimlerdi. Dolayısıyla adaylık yarışında o bir adım öndeydi. İşte rakipleri bunu kabul edemiyordu. Onu “ekarte” edebilmek için yerel kamuoyuna kendilerine “yüksek makamlardan” işaret geldiğini, defalarca anlatmışlardı. Ama ne kadar da anlatsalar, ısrar etseler  olmuyordu. Şans, ibre ondan yanaydı.Yerel kamuoyu, yerel dinamikler onun yanındaydı. İl teşkilatı ve milletvekilleri bu kıyasıya yarışta arada kalmış ve ne yapacaklarını bilmiyorlardı.

Peki sonra?

Sonrası malum.. Genel Merkez onu tercih etti. Aslında en başından beri olması gereken isim de, aday da oydu. Biz bu süreçte de ona yakın olan gazetecilerden birisiydik.

Onun gerek il başkanlığı yaptığı dönemde, gerekse büyükşehir belediye başkanlığına aday  olduğu dönemde kendisiyle TV programları yaptık. Hakkında bir hayli haber yaptık ve köşe yazısı yazdık. Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın ilk dönemlerinde de kendisine yakın olduk. “Taraf” olduk.

Peki biz ona neden yakın olduk? Neden “taraf” olduk? Buna ihtiyacı mı vardı? Hayır, buna hiç ihtimal vermiyorum. Böyle değil.

Bizi ona çeken, ona yakın olmaya teşvik eden bir konu var ki, işte burası bizim için çok önemli. O da şu: İki dağın arasında ve sarp kayaların ortasında bulunan Derebucak’da doğmuş. Ortaokul ve Lise’yi Karaman’da parasız yatılı olarak okumuş. Fakir ve dar gelirli bir aileye mensup. Sonra Ankara’da Siyasil Bilgiler Fakültesi’nde okurken, İstanbul Hukuk’a geçmiş. Anlayacağınız, zor şartları zorlamış, tırmalamış ve sonunda da bir yerlere gelmiş. Anlayacağınız aile varlığı olmadan, arkasında aile gücü olmadan büyümüş,kazanmış ve bir yerlere gelmiş. Kendisinin bu hayat hikayesi bizim için önemli oldu her zaman. Dolayısıyla, ona siyasi mücadelesinde yapılabildiği ölçülerde destek verilmeliydi. Kolay değildi, iki dağın arasındaki bir bucaktan çıkıpta zirvelere tırmanmak.

Gelelim, sonuç itibarıyla söylemek istediklerimize.

O şimdi milletvekili. Farklı bir siyasi profil ve siyasi aktör. Ayrıca iyi bir siyaset ustası. Ama kendisi milletvekili olduktan sonra pek ortalıklarda görülmüyor. Gerçi başkan iken de az görünür ve az konuşurdu ama bu kadar uzak kalmazdı kamuoyundan.

Sahi hiç bu kadar uzun süre  uzak kalmamıştın Konya’dan? Aylardır görünmüyorsun ve yoksun. Konya seni görmek istiyor.

Nerelerdesin Tahir başkan?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık