• 13 Aralık 2019, Cuma 8:33
Ali RızaTABAN

Ali Rıza TABAN

MEVLANA’DAN MENKIBELER

Konya’da şölen var.

Hazreti Mevlana’yı ölümünün 746. Yıldönümünde anıyor ve anlamaya çalışıyoruz.

Yurt içinden ve yurt dışından gelen on binlerce Mevlana hayranı, Mevlana’nın kabri başında dua ediyor, sema törenlerine katılıyor ve çeşitli etkinliklerde yer alıyor.

Farklı dil,din, ırk ve kültüre mensup on binlerce insanın  vuslatının 746. Yıldönümünde bir araya gelmesi dünyada örneğine az rastlanan bir olay. Bu bakımdan ülkemiz ve manevi dünyamız için uluslararası üne sahip müstesna ve kıymetli bir hazine Mevlana.

Biz bir önceki yazımızda ‘Şems’in öldürülüşü ve kabri’ni yazmıştık.

Koskoca okyanusta bir damlada bizim olsun diyerek; bugünkü yazımıza Mevlana’dan Menkıbeler, başlığını verdik. Lise öğrencisi iken Mesnevi’den “Dinle neyden duy neler söyler sana, derdi vardır ayrılıklardan yana” diye başlayan ve tamamı 18 beyt olan bu eseri orijinal diliyle ezberlemiş ve okumaya başlamıştık. Böyle daha başka beytler, menkıbeler, öğretiler ve eserler gerektiğinde ve ruhen daraldığımız anlarda ‘Çıkış ve rahatlama’ kapısı olarak aklımızda ve elimizin altında durur.

Sözü fazla uzatmadan Mevlana’dan her biri çok kıymetli ve örnek niteliğinde olan menkıbelere geçelim..

Mevlana’nın  idare, mahkeme, adalet, emek, çalışma ve tevekkül konularında da bir çok konuda olduğu gibi Mesnevi’de “Kıssadan Hisse” anlamına gelen sözleri çok manidardır.Bugün bile ders niteliğindeki o sözlerden bahsedelim size.

“Bir padişah camiye gidiyordu. Maiyetindeki yaverleri ve sopalı memurları halkı dövmektelerdi. Sopalılar camiye giden padişaha yol açıyorlardı. O arada bir yoksul da hiç suçu olmadığı halde on sopa yedi. Kanlar içinde kalan zavallı adam padişaha yüzünü döndürüp dedi ki “Şu ettiğin apaçık zulme bak! Artık gizli olanını kim bilir? Güya bir de camiye gidiyorsun. Senin hayrın bu ise şerrin ve kötülüğün nicedir ey azgın?

Padişahı bu sözlerle yeren Mevlana idealindeki hükümdarı ise şöyle tasvir eder “Padişah ona derler ki padişahlığı kendisinden olsun. Hazinelerden, ordulardan değil.( Mesnevi Cilt 2) Fakat halk tersine olarak çok defa “esirlere padişah adını takmıştır” Nedendi padişahın esirliği? Saltanat hırsındandır. Onu kötü eden, zulme ve adaletsizliğe sevk eden bu korkunç hırstır.”

“Bir sofranın çevresinde yüz tane adam oturur, yer. Fakat baş olmak isteyen iki adam dünyaya sığmaz. Şeytanlığın lügat manası “baş çekmedir” Bu sıfat lanete layıktır. (Mesnevi Cilt 5)  

“Kadı (Hakim) Tanrı terazisidir. Kilesine şeytan hilesi girmez. O hasetlerin, çekişmelerin makasıdır. İki düşmanın savaşını, dedikodusunu keser. Afsunu, şeytanı şişeye hapseder. Kanunu, fitneleri yatıştırır. Tamahkar düşman teraziyi görünce serkeşliği bırakır, onun hükmüne uyar. Fakat terazi olmazsa, çok bile versen payına razı olmaz. Kadı rahmettir. Savaşı defeder. O kıyametteki adalet denizinden bir katredir. Kadı mazlumun hakkını haketmek için ceza verir. Kendi ırzı için kızgınlığından yahut da kendi kazancı için değil. Onun cezası Allah içindir. Kıyamet günü içindir. Bu cezada bir hata olsa bile ona diyet lazım gelmez. (Mesnevi Cilt 6)

“Özlenen hakim bu yüksek vasıfları taşıyandır. Fakat böyle kadı, kemalini bilmeli hemen bütün nefis  zaaflarından sıyrılmış, hırsını, bencilliğini bir yana bırakmış kişidir.Öfkesine kapılan kadı adaletten şaşmaya  muhkumdur.”              

Mevlana’nın sosyal adalet anlayışı dini ve tasavvufi bakımdan da önemlidir. Bir buyruk halinde fertlere teklif olunan sosyal adalet anlayışına bir örnek verelim..

“Ey ulu er. Ben padişahım. Benim işim adalettir. Lütuftur. Ben kendi hususi soframda ne yersem kullarıma da onu yediririm. Pişmiş ve ham ne yersem kölelerim de onu yer. Kürkten, atlastan ni giyersem kölelerim de onu giyer. Onlara köhne elbiseler giydirmem. Hünerler sahibi PEYGAMBERDEN utanırım. O “Hizmetçinize, siz ne giyiyorsanız onu giydirin” buyurdu. Mustafa, evladı olan ümmetine “Elinizin altındakilere, yediğiniz şeylerden yedirin” diye vasiyette bulundu.”

Mevlana maddi ve manevi sahada “İnsan ancak çalıştığını elde eder.” Mevlananın bütün eserlerinde yine Kur’an ve Hadis kaynaklarından yararlanarak ortaya koyduğu görüş budur. Emek, gayret ve çalışmayı olgunlaştıracak olan “sabır” ona göre en büyük değerlerdir. Başkasının emeğini haksızca yemek ise Allaha karşı çıkmak, topluluğa  fesat ve düşmanlık salmaktır.

“Mesnevi Cilt 3)’de Davud Aleyhisselam’a şunları söyletir. “Ekin ektinse senindir. Kazanmakta ekmeye benzer. Ekmedikçe ona sahip çıkmaya hakkın yoktur. Ektinse, ektiğini biçersin, senindir. Yoksa zulmettiğin, haksız olduğun kesinlikle anlaşılır. Yürü eğri büğrü söyleme. Bu müslümanın malını ver, paran yoksa borç al, ver.”

Mevlana yine (Mesnevi Cilt 6)’da istismarın ve tembelliğin hicivlerini yapar. Sözü hem rüşvetçileri, hem mevki sahiplerini, hem başkasını ezerek kazanmak isteyenleri ağır dille silkeler.Çalışmaya teşvik eder. Şöyle der Mevlana  “Kul ol da yeryüzünde at gibi hür yürü. Cenaze gibi kimsenin sırtına binme. Halkın boynuna binme ki ayaklarına nikris illeti gelmesin. Yükünü yalnız kendine yükle. Hepiniz elinizin emeğiyle kazanın, yiyin. Her müradimiz bir iş yapsınlar, ticaretle uğraşsınlar, Bunu yapmayan beş para etmez.”        

Bizden bu kadar.

Sözü kısa kesmek vesselam.

Konya’daki şölen okyanusuna belki haddimize değil ama bir damlada biz koyalım istedik. Ne de olsa “Hoşgörü şehrinin insanlarıyız hepimiz”


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık