• 30 Aralık 2019, Pazartesi 8:49
Ali RızaTABAN

Ali Rıza TABAN

MEHMET AKİF ERSOY

Bazı insanlar hakkında konuşurken, yazı yazarken kelimeler yetersiz kalır. Dil susar, kuracağınız cümleler korkar ve titrer. Hayatta örneğine çok az rastlanan müstesna insanlar hakkında konuşmak ve yazmak yürekten sevmeyi gerektirir.  Cesaret gerektirir.  

İstiklal Marşı’mızın yazarı merhum Mehmet Akif Ersoy’da hakkında söz söylenmesi ve yazı  yazılması en zor insanlardan birisi. Akif hakkında olumlu konuşan ve yazı yazanlar kadar, Akif’i beyhude yere tartışma konusu yapan bedbahlar dün vardı, bugün de var. Bu satırları yazarken onun çok beğendiğim bir şiirindeki şu mısrayı hatırladım. “Yıkmak insanlara, yapmak gibi kıymet mi verir?” Hayat ne yazık ki böyle. Kimileri haddi olmadan önemli şahsiyetleri eleştirirken fazla cüretkâr ve ukala bir tavır sergiliyor.                                                                                                                                                   

İlk gençlik yıllarında İslam Birliği Ülküsü ile hayata sarılan Mehmet Akif Ersoy daha sonraki yıllarda Milli Mücadeleye vaazlarıyla, şiir ve yazılarıyla destek verdi. Bu konuda halkı bilgilendirdi ve Milli Mücadeleye halkın büyük desteğini sağladı.1. Dünya Savaşı yenilgisi sonrasında Arap dünyasının günün kelimesi ile ikircikli davranışları karşısında İslam Birliği’nin sağlanmasının mümkün olmadığını gördü. Bu gerçek karşısında Akif İslam Birliği ülküsünden vazgeçerek, Milli Mücadele ülküsüne sonuna kadar destek verdi.  

Mehmet Akif Ersoy çok yönlü fikir adamıydı.

Son derece iyi yetişmiş bir din adamıydı. Dini bilgisi mükemmeldi. Zaten babası da o dönemde İstanbul’da ileri gelen ve söz sahibi olan din adamlarından birisiydi.

Akif, fikir ve din adamlığının yansıra şairdi.

Şirlerini daha  çok Aruz vezniyle yazdı.

1911 yılında ders niteliğinde olan ve bugün de insanların “başucu” kitaplarından birisi olması gereken Safahat’ı yazdı. O müthiş şiiri “Asım’ın Nesli”ni yazdı.

TBMM kurulunca Burdur Milletvekili oldu.

Atatürk İstiklal Marşı yazılmasını istiyordu.

Bunun için yarışma açıldı. Yüzlerce şair yazdığı şiirlerle bu yarışmaya katıldı. Fakat yarışma ödüllü olduğu için Mehmet Akif Ersoy bu yarışmaya ilk önce katılmadı ve herhangi bir şiir de yazmadı. Yazılan şiirler beğenilmeyince Atatürk dönemin TBMM başkanını devreye koyarak Mehmet Akif Ersoy’un tekrarlanlan yarışmaya katılmasını sağladı.  Sonunda Akif’in yazdığı şiir Meclis’te okundu, ayakta alkışlanarak İstiklal Marşı olarak kabul edildi.  İstiklal Marşı’nın kabul edildiği gün olan 12 Mart 1921 tarihli oturumda hazır bulunan milletvekillerinin Akif’in şiirini çok beğendiklerinden dolayı tam dört kez okuttukları söylenir.

Söylenecek fazla  laf yok.

Akif, İstiklal Marşı’nı para almadan yazarak bu millete armağan etti. Herkes yazar, şair, sanatkar olabilir. Ama büyük şahsiyet olmak için çok farklı özelliklerin olması gerekir. Bizim millet hayatımızda böyle insanlara az rastlanıyor.       

1936 yılında, 63 yaşında vefat eden Mehmet Akif Ersoy ölüm yıl dönümünde sade bir şekilde anıldı ve hatırlandı. Buna da şükür, demek lazım.   

Mehmet Akif Ersoy’un bir kaç önemli sözüne yazıda yer verdikten sonra ASIM’IN NESLİ şiirini de sizlerle paylaşmak istiyorum.         

“Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz. Gelmişiz dünyaya millet nedir öğretmişiz.”            

“İz bırakanlarla senin aranda basit bir fark var sadece. Onlar ömür boyu gayret ediyorlar. Sen ömür boyu hayret ediyorsun”

“Konuşmak bir mana ise susmak binbir mana. Herkes konuşmasına konuşur. Lakin sükut yürekli olana”         

ASIMIN NESLİ

Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek"

(Mehmet Akif Ersoy)

Ceddin şehittir senin, Asım'ın neslisin sen
Yağmur gibi pir ü pak, rüzgârca seslisin sen

Yürü, yollar bekliyor ayağının tozunu
Tarih şanla yazacak kızanını kızını

Nice soylu zafere gebedir nazarların
Küfrü ikiye böler çelikten hızarların

Önünde durulamaz, boz bulanık selsin sen
Dağ gibi heybetlisin, bükülmeyen elsin sen

Hilâl'in gölgesinde gülümser hayru'l beşer
Son nefes tükenmeden sanma ki bayrak düşer

Rükûda ve secdede Rabbine eğildin sen
Satılmış paryaların safında değildin sen

Al sancağa renk verdin, korudun namusunu
Söz bayrağı eyledin dinini, kamusunu

Ruhunu çepeçevre bayrağın rengi sarar
Dilin cevap verirken gözlerin soru sorar

Dağların şahikası, çöllerde vahasın sen
Tuzağı idrak eden eşsiz bir dehasın sen

Ceddin göz kırpar sana, çağların ötesinden
Dağlar kıyama durur, o kararlı sesinden

Ruhunu kanatlandır, Hakk'ın önünde eğil
Sensin vatana kurban, Haluk'un nesli değil

Hainlerin namusu mahkumken cüzdanlara
Haddini bildirirsin maskeli vicdanlara

Etten kemikten değil, çelikten bir hisarsın
Kahpelerin yüzüne tükürürsün, kusarsın

Tertemiz yüreğinde iffetin, ar'ın vardır
Gözünün menzilinde aydınlık yarın vardır

Zaferinde hissen var, soğuk sıcak her harbin
Hakikat ayan olur, maskesi düşer Garb'ın

Kararlı duruşunla arzla arşı titrettin
Göğün yedi katını arslan gibi kükrettin

Sen ki topu, gülleyi oynatırsın yerinden
Misk ü amber yayılır alnındaki terinden

Bu dünyanın varından payına zindan düşer
Çelik zırhlı metanet, can ocağında pişer

Melekler iner gökten, yaranı sarmak için
Can tenle vedalaşır, Allah'a varmak için

Esas duruşa geçip selâm durdun hilâle
Yürekler yangın yeri, gözyaşları şelale

Bayrağı omuzlayıp düştün Hakk'ın ardına
En kıymetli var'ını bağışladın yurduna

Alnından kan süzülür, yağmur deyip geçersin
Şahadet şerbetini yudum yudum içersin

Hıyanet odakları küçük gördü cüssesini
Rabbim verecek elbet Cennetteki hisseni

Bırakıp gitmek neydi, daha yolun başında?
'Vatana kurban' yazsın mezarının taşında

Veda etmeden göçtün, yüreklere har düştü
Karakış ortasında, payına bahar düştü

Meleklerin duası aminlere karıştı
Dudaktaki son kelâm Allah'a yakarıştı

Soysuz palikaryaya çiğnetmedin vatanı
Tavrınla memnun ettin cennetmekân atanı

Hasmını gözleyen ok, veda eyledi yay'a
Bu karanlık gecede yüzün benziyor ay'a

Yaram sızlar derinden, gönlüme çöker gamlar
Şimdi daha aydınlık o zifiri akşamlar

Heybetli gidişinle herkesi kıskandırdın
Kutlu şahadetinle yürekleri yandırdın

Vatan için yaşadın, doldurmadın keseni
Binlerce Fatiha'yla selâmlıyorum seni

YAZARIN NOTU: Özgürlüğün gür sesi rahmetli Mehmef Akif Ersoy’u ölüm yıl dönümünde rahmet ve minnetle anıyoruz. Nur içinde yatsın.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık