• 29 Ocak 2020, Çarşamba 9:14
Ali RızaTABAN

Ali Rıza TABAN

KOL KIRILIR YEN İÇİNDE KALIR

Konya kendi çocuklarına yan gözle bakan, çoğu zamanda değer vermeyen enterasan bir şehir.

İçimizden çıkan değerleri takdirde zorlandığımız ve rakip olarak gördüğümüz sayısız örnekten söz edebiliriz. Kendi değerlerimize yol açmak şöyle dursun açılması muhtemel yolları kapatmak için, kimin değirmenine su taşıdığımızın farkında olmadan gece gündüz çalışıyoruz.

 Eskilere dayanan günümüzde ise zirve yapan böyle bir zaafımız var. İçimizden birisinin bir kaç adım öne geçmesine yardımcı olmak yerine, engel çıkartmayı marifet ve başarı olarak gören bir anlayışı temsil ediyoruz maalesef.

 Konyalı birisi devlette önemli bir göreve mi gelecek?

Normal olarak destek olmak gerekir.

Konyalı birisi belediye başkan adayı mı olmak istiyor.?

Normal olarak destek olmak gerekir.

Konyalı birisi milletvekili, bakan mı olmak istiyor.?

Normal olarak destek olmak gerekir.

Konyalı birisi rektör, dekan başhekim ya da bir üniversitede genel sekreter mi olmak istiyor?

Normal olarak destek olmak gerekiyor.             

Bu görevler için insanın eğitimi, liyakatı, ehliyeti, özgeçmişi uygunsa, yasal ve ahlaki bir sorun yoksa ona destek olmakta ne mahsur olabilir?    

Peki bu “istemezük” demenin sebebi ne?

İlk sebep şu olabilir mi bilmem: “O benim adamım değil. Bana itaat etmeyebilir. Göreve gelirse benim sözüm geçmeyebilir. Başına geçtiği kurumun maddi ve fiziksel imkânlarından istifade etmekte zorlanabilirim. Bize yakın adamlara kadro, vs. vermeyebilir.”

Esasen burda temel sorun imkan meselesi de değil. Buna dönüp bakmayan ve asla tenezzül etmeyen siyasetçilerimizin olduğunu biliyoruz. Biz her ne kadar bunu bilsek de bir takım insanlar ne yazık ki bunun böyle olduğunu düşünebiliyor. Mesela  son günlerde  Selçuk Üniversitesi özelinde rektör atamasıyla ilgili yaşanan olaylar “İnadım inat, muradım murat” dan başka bir şey değil. Fakat farklı değerlendirmeler yapılıyor.. Adlarını burda vemek istemiyorum ama  3-4 milletvekili bu konuda mevcut rektöre karşı eğer iddialar doğruysa defans uyguluyormuş.

Eskiler “Uzayan kol bizden olsun” derdi.

Uzayan kol bizden olsun.

Bizden olmayan kol işi bitince, elini elimizden hızla çekiyor ve bırakıp gidiyor.

Bakın Konya’da bulunan iki üniversiteye( Biri devlet diğeri vâkıf KGTÜ) Konyalı olmayan rektörler atandı. Bu üniversitenin rektörleri Konya’yı ne kadar tanıyor? Bu üniversitelerin daire başkanları, genel sekreterleri kim? Umurlarında mı Konya ve üniversitelerin gelişmesi? Nasıl olsa gün gelecek ve gidecekler. Konya onlar için bir basamak,  merdiven ve köprü olarak kalacak. Bir de diğer üniversitesitelere bakın. Mesela KTO Karatay Üniversitesi rektörü. Hoca, Üniversitesi’nin başarı grafiğini yükseltirken diğer yandan da ziraatçı bir akademisyen ve bilim adamı olarak bölgede tarımsal reform anlamına gelebilecek çalışmalar yapıyor. Farklı bitkisel ürünlerin en ekonomik anlamda üretilmesi için raporlar hazırlıyor, sahaya, tarlaya çıkıyor. Aynı şekilde Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu için kim ne diyebilir. Hoca yerelden olmanın sorumluluğu ile çalışıyor ve üniversiteyi büyütmek için elinden geleni yapıyor.

Bunun sebebi ne?

Çünkü onunların gidecek, kaçacak yerleri yok. İsteyen herkes onalara her şekilde “Ne yaptın? Üniversiteyi nerden nereye getirdin? Siz ve başında bulunduğunuz üniversite, bu şehre ne verdi?” diye, hesap sorabilir.

İşte bu bakımdan rektörler dâhil, yürürlükteki yasaların uygun gördüğü yöneticilerin içimizden birisi ve yerel den olmasında fayda var.

Son dönemde Murat Kurum’un Çevre ve Şehircilik Bakanı olması, Konya’ya bugüne kadar hayali mümkün olmayan hizmetlerin gelmesine vesile oldu.

Son dönemde Fahrettin Koca’nın Sağlık Bakanı olması da aynı şekilde.

Bu iki bakan yaptıkları çalışmalarla Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin medarı iftiharı oldu.            

Aynı şekilde milletvekillerimizde öyle.

Bir dönemin mağduru Leyla Şahin Usta Ak Parti’de genel başkan yardımcısı oldu. Tahir Akyürek, Ahmet Sorgun, Orhan Erdem, Halil Etyemez, Abdullah Ağralı, Hacı Ahmet Özdemir, Gülay Samancı, Selman Özboyacı, Ziya Altunyaldız  Meclis’te Konya’yı gayet  iyi bir şekilde temsil ediyor. Bu insanların hakkını teslim etmeyeceksek, övünmeyeceksek kimlerle övüneceğiz?

Bizden olan, içimizden çıkan, dürüstlüğü, gayreti ve yaptığı çalışmalarla her kesimin dikkatini çeken ve  tecrübe kazanan yöneticileri  tercih etmek siyaset kurumunun görevi olmalı. Bu konuda Odalar, STK’lar ve kanaat önderleri siyaset kurumuna telkinde bulunmalı.

Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne gelecek olursak..

Yazının bir yerinde bu konuda 3-4 milletvekilinin kafasının karışık olduğunu söylemiştim.

 Ortada görevi sırasında ihale düzenbazlığı yapmayan, atamalarda liyakat esasına göre hareket eden, kendisine ve etrafına çıkar sağlamayan, hırsızlık yaptırmayan,  üniversiteye iş yapan müteahhitlere göz kırpmayan ve illegal davranışlara asla göz yummayan bir rektör var. Öte yandan üniversitenin başarı çıtası yükselirken karne notu da “Pekiyi” den geçilmiyor.

Ayrıca mevcut rektör, rektör olmadan önce FETÖ’nün hedefindeydi.

Rektör olduktan sonra da tarafsız icraatları ve bu örgüt elemanlarını tasfiye etmesiyle birlikte FETÖ’nun, bir an önce işini bitirmek istediği rektörlerin başında yer aldı.

Demem o ki: Konya artık köprü olmasın.

“Kol kırılır yen içinde kalır” sözü, akıllarda kalsın.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık