• 21 Ekim 2020, Çarşamba 9:10
Ali RızaTABAN

Ali Rıza TABAN

HİKAYEDEN GÜNLER

Önceki gün Muhtarlar Günüydü.

Ülkemizde bulunan belediye başkanları muhtarlarla bir araya geldi.

Başkanlar tarafından bazı yerlerde muhtar dernekleri ziyaret edildi.

Başkanlar muhtarlarla fotoğraf çektirdi ve çekilen fotoğraflar medyaya servis edildi.

Muhtarlara methiyeler düzüldü: “Aslansın, kahramansın, iyi ki varsın!.”

Yönetenler tarafından kutlama mesajlarıda yayımlandı.

Başka?

Başka yok..

Muhtarlar başkanlardan ve mesajlardan  aldığı bu gazla gelecek Muhtarlar Günü’ne kadar idare eder.Gaz pahalı idareli kullanmak lazım.

Demem o ki etkinliklerde içerik yok.

Mahallelinin, şehrin  beklentilerinin dile getirilmesi yok.

“Aman muhtar, canım muhtar.Bizim partiyi havalandır muhtar”

Kifayetsiz, sığ ve samimiyetsiz görüntüler.

E.. Muhtarlar Günü dediğin böyle kutlanır. Bir de mahalleye halı saha sözü verdin mi tamamdır.

Sonra muhtar koşa koşa gider mahallesine başkanla nasıl fotoğraf çektirdiğini halka ballandıra ballandıra anlatır. Hususiyet hasıl olmuştur ayrıca  fotoğrafta önemlidir..Belki de işe yarar günün birinde.

Ah muhtar, vah muhtar.

Hiç değilse Muhtarlar Günü’nde dilin çözülse de konuşabilsen. Neyin nasıl olması gerektiğini muhatabın olan başkanlara anlatabilsen. Yoksa senin temsil  ettiğin mahallenin yok mu sorunu?

Yalnız Muhtarlar Günü değil..

Ülkemizde kutlanan çok sayıda özel gün var. Her aya 3-4 özel gün ve hafta yerleştirdik. Eskiden bu kadar fazla mıydı bilmiyorum.

Hayatımda ilk hatırladığım ilkokul çağlarımızdaki “Yerli Malı Haftası”ydı.

“Yerli Malı Haftası” son derece anlamlıydı. Yerli ürünlerin öneminin anlatıldığı bu haftada okullarda çeşitli etkinlikler yapılırdı. Yerli olmanın ruhu çocuk ve genç yaştaki beyinlere kalıcı bir şekilde enjekte edilirdi. Çok sonraki yıllarda devlet  büyükleri her nedense bu haftanın kutlanmasını uygun bulmadı. Yerli ve millilik yerini yerli ve milli olmayan ürün ve değerlere bıraktı. Çünkü küresel güçler böyle istemişti. Bizi yönetenler de “Şak”  uydu küreselcilerin talimatına daha çok ülke yönetiminde kalabilmek için.

Ülkemizde” Dünya Çiftçiler Günü” de kutlanıyor.

Çiftçilerimize ne anlatıyoruz?

Anlatılanlar bilinenlerin tekrarı. Pardon o da değil.

Yeni bir şey yok.

Öneri ve öngörü yok.

Üretimde yol bilmeyen, yol gösterilmeyen ve geleceği göremeyen çiftçi kafasına göre üretim yapıyor.

Bazı yıllarda çaresizlikten kotasını aşarak pancar üreticiyor.

Bazı yıllarda “Bu yıl para eder, kazandırır”  düşüncesiyle tarlasına haddinden fazla patates ve soğan ekiyor. O yıl patates ve soğan para etmiyor. Mesela bu yıl yeni hasadı yapılan patatesin tarla fiyatı 60 kuruş. Fakat fazla alıcı yok. Neden? Çiftçi haddinden fazla patates ve soğan ekti de ondan.

Bir kaç yıl önce para etmeyen fasulye, nohut, mercimek gibi ürünlerin geçen yıl ekim alanları daraldı. Ekim alanları daralınca üretimde düştü. Üretim azalınca fasulye, nohut, mercimek fiyatları patladı. Bu günlerde üreticinin elindeki fasülye 10-12 lira, nohut ve mercimek ise 8-10 lira arasında toptan alınıyor.Halkımız kışın markette yerli diyerek aldığı ama aslında nerden ve hangi ülkeden geldiğini bilmediği fasülyenin kilosunu 20 liradan yiyecek.

Yemlik mısır başta olmak üzere, yağlık ayçekirdeği ve çitlemelikte de durum farklı değil. Yağlık ayçekirdeği ve yemlik mısır fiyatları bir önceki yıla göre yüzde 50-100 arasında artış gösterdi. Hasat mevsiminde de  bu ürünler alanın elinde kaldı.Çok değil bir kaç ay sonra 50 kiloluk çuvalı 95-100 lira arasında satılan hayvan yemi , 125-130 lira arasında satılırsa kimse şaşırmasın.  Bu durumda süt üreticisi ne yapacak? Et üreticisi ne yapacak? Aynı şekilde ayçiçeği yağının fiyatı da önümüzdeki günlerde yüzde 25-30 oranında artış gösterecektir.

Ürün bazında bu örneklerin sayısını çoğaltmak mümkün. Fakat maksadımız bu değil.

Plansız, programsız ve öngörüsüz bir şekilde yapılan üretim modelinden kısaca söz ettik.

Kim yapacak bu planı?

Devlet yapacak..

Devletin ilgili kurum ve kuruluşları yapacak.

Devlet; çiftçinin paydaşlarının görüşünü  alacak. İstişare edecek.  Dünyadaki ülkelere bakacak. O ülkelerin üretim alanlarını ve üretim çeşidini araştıracak. Tarımsal üretimde dünyanın ihtiyacına bakacak. Anlayacağınız hesap kitap yapacak sonra da kendi  çiftçisine dönerek  hangi ürünün ne kadar üretilmesi gerektiği noktasında  çiftçiyi bilgilendirecek. Bu noktada çiftçiyi ikna edecek.

Nedendir bilinmez ama bunu bugüne kadar hiç yapmadık.

Sonra “Dünya Çiftçiler Günü”nü kutluyoruz.

Sonra “Dünya Kadın Çitfçiler Günü”nü kutluyoruz.

Nasıl kutluyoruz?

Anlatıyım..

Kravatlı,  lacivert takım elbise ile çiftçilerle tarlada bağdaş kurup oturarak kutluyoruz.

Kravatlı, lacivert takım elbise ile traktörün üzerine çıkarak kutluyoruz.

Beyaz gömlek, siyah  pantalonla biçer döverlerin üstüne çıkarak kutluyoruz.

Buğday, mısır, ayçekirdeği, pancar tarlasına girerek bu bitkilere elimizi dokunarak kutluyoruz. Yani klip çeker gibi kutlama.

Sonra  bir o yana, bir bu yana bakarak resimler çektirip medyaya servis ettiriyoruz.

Resim ve görüntü oldu mu tamamdır. Çiftçi “Hey maşallah” çeker gari.

Anlayacağınız içerik yok.

“Çiftçiye selam. Siyasete devam”

Devam edelim mi?

Hadi abuk bir kaç örnek daha verelim..

Mesela “Hayvanları Koruma Günü” nü  kutluyoruz.

Nasıl kutluyoruz?

Bir yönetici ya da siyasetçi  bir köpeğin yanına  götürülüyor (Köpek  getiriliyor da olabilir) ve o kişi elini köpeğin başına koyduktan sonra, okşar gibi yapıyor  ve  o an resimleniyor.  Başka tür hayvanlarla da  böyle resimler çektirilerek medyaya servis ediliyor. Kedi, inek falan.

Bu mudur?

Maalesef budur.

“ Hayvanlar Günü” böylece kutlanmış oluyor.

O kadar çok özel gün ve hafta var ki yazmakla bitecek gibi  değil.

Mesela; Kadın Hakları Günü..

Dünya Sigarayı Bırakma Günü..

Tüketiciyi Koruma Haftası..

Yaşlılar Haftası..

Engelliler Haftası..

Müzeler Haftası..

Kütüphaneler Haftası..

Sevgililer Günü..

Her yıl 100’e yakın özel gün ve hafta kutluyoruz.

Fotoğraflar çektirip medyaya servis ediyoruz.

Bu kutlamaların tamamı içeriksiz, kifayetsiz,samimiyetsiz.

En önemlisi yaralı parmağa merhem olacak bir tane söz ve eylem yok aralarında.

“ Dostlar alış verişte görsün” diyecem ama, değmez. Çünkü dostluk bu değil. Dostlukta  istismar olmaz.

Hikayeden günler kutlanıyor yaşanan sorunları çözmekten uzak.. Yavan ve yararsız.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık